Ankara’da Düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
                        Devamı                       
 
Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Karacoşkun'un Gaziler Günü Mesajı
      Devamı  

 

 

 Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'de

 
 
  Devamı 

magazin
 
ULUSLARARASI BODRUM BALE FESTİVALİ
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  20485227
Bugün Ziyaretçi :  1944
Aktif Ziyaretçiler :  143

Ressam Perihan Koca ile Röportaj.
 
Sevgi Ünal / Efece Haber/İstanbul
S.Ü: Sevgili Perihan KOCA, Efece Haber Gazetesi’nin sanat eki Bir Demet Nergis için 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir kadın sanatçıyla söyleşi yapma isteğime yanıt verdiğiniz için öncelikle teşekkür ederim. Bu söyleşi fikrinde ilk aklıma gelen kadın sanatçı siz oldunuz. Nasıl olmayasınız?
 
Resim, şiir, köşe yazarlığı, güfte ve beste çalışmaları, eserlerin icrasıgibi sanatın birçok dalında emek veriyorsunuz. Konumuzla ilgili olarak ilk sorum şu olacak: Kadının sizdeki tanımı nedir?
 
 
P.K: Duyguların, üretkenliğin, disiplinin, estetiğin, özverinin, şefkatin, arzuların, öğretilerin ve öğrenme tutkusunun yaşama yansımasının temsilidir kadın. Canda can besleyen, yüreğiyle yaşamı kucaklayan, güzelliğin ve sevginin, İnsanın iki cinsinden birisi olan bedende can bulmasıdır kadın.
Evde evinin kadını olup yaşamın yapı taşlarını inşa eden mimardır. Dışarıda özgüveniyle duran, onurlu başını dik tutan, gönlüyle gören, yüreğiyle saran asker postalı giyendir kadın.
İki cinsten oluşan insanın, diğer yarısının yüzüdür, yüreğidir, tamamlayanıdır.
Kadın emeğiyle, bilgisiyle, görgüsüyle üretendir. Eğer sanatın bir dalı ile de uğraşıyorsa emek veriyorsa ve/veya sanatın ışığında bulunuyorsa sanatı olduğu gibi, insanı ve insanlığı taçlandırandır.
 
S.Ü: Sanat kadın için ne ifade eder, siz sanat kavramının neresindesiniz?
P.K: Bireyin kendisini ifade etmesindeki en estetik ve özgür unsurdur sanat. Bu tanımımdan yola çıkarak sanat ve zanaatin elbette kadın için de kendini ifade etmede, üretkenliğini ortaya koymadaki önemini hassasiyetle vurgulamak isterim. Kadınlarımız kültür ve sanatta daima en ön sırada olmalarına rağmen kamuya mal olmada ve/ veya kabul görmede biraz daha geride kalıyorlar. Bu kısmen istem dahilinde olsa da, daha çok siyasi, ekonomik, sosyolojik veya diğer nedenlerle vitrinlendirilen bir durumdur.
Varoluşumuzdan günümüze kadar olan aktarımlarda sanat en kalıcı ve önemli taşıyıcıdır. Nefes almak gibi hissederek aşkla soluklandığım, disiplinle uyguladığım, saygıyla selam durduğum bir kavram halini almıştır bendeki sanat görgüsü.
 
 
S.Ü: Birçok ödül aldığınız bu geniş sanat yelpazesi yolculuğunda bir kadın sanatçı olarak sizi zorlayan koşullar var mı? Varsa neler?
 
P.K: Müsadenizle bu sorunuza ‘‘Güzelliğin, yeteneğin ve tanınmışlığın, bireye getirdiği ödül kadar cezası vardır’’ diye yanıt vereceğim. Tıplı zıtlıkların birbirini açığa çıkardığı gibi özel vasıflar taşıyan birinin de hareket özgürlüğü o kadar azdır.
Hadi doğadan örnek vereyim. Tavuz kuşu muhteşem tüylere sahiptir ve her gören bir tüy koparmak ister.
Göz önünde olduğunuz zaman sanatınızda ve duruşunuzda tavizkar değilseniz sizi olduğunuz gibi algılamaktan çok kendisi gibi düşünen davranan biri olarak görür ve yaklaşımlarda bulunurlar. Daha basit bir örnekleme yaparsak. Bir serginizde, şiir sunumunuzda veya solo şarkınızda yapacağınız ayak tökezlemesi, hapşırma, kahkaha,
ağlama, sinirlenme yani insana dair olağan refleksler bir anda yaptığınız tüm sanat sunumunuzun (sanat güzelliktir. Dolayısıyle güzelliğinizin) önüne geçerek gölgeleyecektir. Bazı açlıkların, bilgisizliklerin, görgüsüzlüklerin ve hatta alışkanlığa varan savunması hazır tutumların, dikte edilen hallerin yansımalarının yanı sıra, başlıbaşına sıkıntı yaratan ve yaşatan diğer önemli hususlara da sohbetimiz akışında veya ayrı bir zamanlamada ayrıca değinmek isterim
 
 
S.Ü: Siz aynı zamanda bir annesiniz. Hatta anneannesiniz. Güfte ve bestesi size ait çocuk şarkılarınız da var. Bir anne, çocuklarını, özellikle erkek çocuklarını yetiştirirken, toplumun geleceği, gelecekteki kadınları adına nasıl bir eğitim yöntemi uygulamalıdır?
 
P.K: Öncelikle cinsiyetine bakmaksızın istek, arzularını ve davranışlarını doğru okuyup, doğru eğitip öğretirken, onların öz güvene sahip, değerli bir birey olduklarını hissettirmeliyiz. Aynı zaman da kendi aklımızdan da çıkarmamalıyız. Onlardan önce doğmamız anne, baba, yetişkin, eğitmen… olmamız bize üstünlük hakkını vermez.
 
Yaşamımın bu aşamasına kadar olan süreçteki tüm hususların içerisinde önemle üzerinde durduğum husus, önce çocuğumdan sonra çocuğumun çocuğundan öğrendiklerimdir. Umarım yaşam yolculuğumda gözlerimi kapatıncaya kadar onlardan uzak kalıp bu güzelliklerden, öğretilerden mahrum kalmam. Gerek kendi çocuğum ve torunumdan, gerekse sosyal yaşamda bulunduğum gözlem ve yaşanmışlıklarımın ürünü olarak, sizin de değindiğiniz gibi çocuk şarkıları çalışmalarımın yanı sıra henüz yayınlanmamış ve üzerinde çalıştıığım çocuk kitaplarım var.
Sorunuzu biraz daha detaylandırsak; Birer birey olan çocuklarımızı ne bir cinsini diğerinden üstün ne de noksan görmeliyiz. Hiçbir cins diğerinden ayrıcalıklı değildir. Erkek çocuklarını ağam, paşam evimin küçük erkeği gibi sorumsuzca sıfatlarla çarpık kişiliklere büründürmemeli. İlerleyen zamanda biçilen bu rollerinin gereğini en acı biçimde fatura edeceklerdir. Diğer taraftan kız çocuklarını da ama sen kızsın diye söze başlayan kısıtlamalarla edilgen kılmamalı. Minicik bedenlerine gelinlikler giydirip travmatikroller biçilmemeli. Unutmamalı ki bir insan yetiştiriyoruz, muhtelif roller biçilmiş elbiseler giydirilen birer kader mahkumu insancık yetiştirip topluma ve insalığa musallat kişi değil.
 
 
 
S.Ü: Sizin insanları cinsiyet olarak değil, sadece şekil olarak birbirinden ayırt etme noktasındaki hassasiyetinizi konuk olduğunuz televizyon programlarından dile getirdiğinize çok tanık oldum. Buradan yola çıkarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kavramı size ne ifade ediyor?
 
P.K. Bu konudaki hassasiyetimi dikkatle vurguladığınız için teşekkür ediyorum. Evet şekil olarak kadın yada erkek cinsinden biri olan, düşünen, muhakeme eden, konuşan, keşfeden, eğitilen/eğiten, öğrenen, üreten, tüketen duygularını ifade edebilen, seven, dostluk, arkadaşlık ruhunu taşıyabilen, çeşitli donanım ve yeteneklere sahip birer insanız.
Emeğin, eşitliğin, adaletin ve insan olmanın gereğini estetikle, direnç ve disiplinle hatırlanıp anılan bir günün her ik cins tarafından sevgiyle kutlayacağı bir gün olarak görüyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlar için söylediği değerli sözlerinden biri
olan ‘‘Dünya’da hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez’’ sözlerini doğru okuyup, doğru kavrayıp uygularsak 8 Mart’ın önem ve gereğini bir o kadar samimi ve gönülden yerine getirmiş oluruz.
 
 
S.Ü: Resim çalışmalarınız fantastik. Özellikle benim çok beğendiğim at teması ağırlıklı eserlerinizden burada bahsetmeden geçemeyeceğim. Başarılı bir ressam olarak kadınlara kendilerini ifade etmek için resim sanatına yönlenmelerini önerir misiniz? Bugün çaresizlikle boğuşan birçok kadın olduğunu biliyoruz. Her kadın resme yönelebilir mi? Onların ruhlarını sağaltma aracılığı yapmakta resim ne derece etkili olur?
 
P.K: Kadınlarımız sanatın hangi alanı olur ise olsun mutlaka biri ile kendilerini zebginleştirmelidirler. Bu amatörce olabilir, zanaat çalışması olabilir veya üretilen bir sanat eserini izleme, ziyaret yada seslendirme ile de olabilir. Hangisini olanakları ölçüsünde gerçekleştirebiliyorlar ise mutlaka zaman ayırıp kendilerine o fırsatı vermeliler. Yapılan her ürün sanat eseri niteliği taşımayabilir ama sanat ile soluklanmaya taşıyacağı mutlaktır.
Toplumlarda bir uctan bir uca en geniş kitlelerce; Sanatın en kolay ulaşılanı, uygulananı, üretileni ve icra edileni müziktir. Bunu diğer sanat dalları takip eder. Biraz iddialı bir söylem olarak görebilirsiniz belki bu sözümü ama okuma yazma bilmeyen, eli kalem, fırça tutmayan işitme duyusu (içsel ve işiterek) bir türkünün bir şarkının nağmesini ruh haline göre durumlarda mırıldanırlar. Bir dernek, gönüllü evi yadar kuruluşta toplu iştiraklarde bulunamıyorsa kendisine bir şarkı ısmarlar keyifle okur yüreğini ferahlatırken ruhunu besler.
‘‘Sanatın bütün dalları birbirini tamamlar’’ görüşündeyim. Bir resmin içinde müzik, şiir, ritim vardır. Bir müziğin içinde de resim, ritim, şiir vardır.
Birçok sanat dalının içerisinden resime yönelimlerde ise ruhun renklenişi bir başka boyuta ulaşır. Renklerle ruha dokunurken desenlerle vücut bulan kurgular vardır. Buradan yola çıkarak sorunuza cevabımı şöyle tamamlamak isterim. Dileyen her kadın resime yönelebilir yeteneği ölçüsünde ürünler ortaya koyarken kendinden olanı tuvale yansıtır. Bu da beraberinde, kendi içsel yolculuğunda yaptığı seyahetten heybesine koyduğu mutluluğu çerçeveleyerek görsel hale getireceği gibi ruhunu şenlendirir.
 
S.Ü: Sizin, “Sanatçı eserini anlatmaya çalışmamalı. Eser kendini ifade ederken söz susar, sanatçı eseriyle konuşur,”sözünüzle bağdaştırarak duygularınızı, düşüncelerinizidaha rahat ifade etmek için eserlerinizde fantastik çalışmayı tercih ettiğinizi düşünüyorum. Yanılıyor muyum? Eserlerinizin fantastik olmasının nedeni nedir?
 
P.K: Kendimden bahsetmek en zorlandığım husustur. Zira sizinde değindiğiniz gibi sanatımda ortaya koyduğum ürünlerle konuşmak kendimi ifade etmede birincil duruşumdur. Benim için özellikle bilinçli bir seçim değildi Fantastik Realist çalışmalar yapmak. Kendiliğinden vücuda gelen bir durum, bir işleyiş, bir doğuştur. Yaşamın gerçeğinde görünen ve görünmeyen durum, hal, varlık ( burada kasıt salt ruhsal ögeler değil, mikroskobik bakış ile görünebilenlerdir de) ve duyumsamaların, desenlerle vücut bulmasında en etkin bir yolculuktur Fantastik Realizm. Bu üslubum resimlerimde
olduğu gibi, şiir ve müzik çalışmalarıma da yansır. Görünen bir duyguyu, cisimi, doğayı göründüğü gibi değilde benim gördüğüm gibi işlemek beni daha çok ben yapıyor ve beni daha çok çalışmalarıma yansıtıyor. Çalışmalarımın sanat dalındaki karşılığını şimdilik Fantastik Realizm olarak adlandırıyorum.
 
S.Ü: Erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde de bu baskıyı çok yönlü hissetmekteyiz. Baskıya karşı hazırlanan sosyal projeler, kadının bir birey olarak kabul görmesi konusunda yeteri kadar etkin olabiliyorlar mı? Olamıyorsa sebepleri nelerdir? Hangi önlemlerle biraz olsun kadınlar rahat edebilirler?
 
P.K: Başlı başına derinlikler taşıyan çok boyutlu irdelenmesi gereken bir durumdur bu aslında. En özetle önce kadınlarımız kendilerini bilmeli, tanımalı, duruşuyla tavrını ve kararlılığını ortaya koymalıdır. Kadınlarımız hemcinslerini duygusal tepkilerle, hissi ithamlarla yıpratmamalı. Kendilerini ve başkalarını olduğu gibi görmeli, ötekileştirmemelidir. Yani en acımasızca bir söylem ile önce kendimizi değiştirmeli, dönüştürmeliyiz. Evrilmeli, silkinip kendimize gelmeli, gücümüzü, zekamızı, yapabileceklerimizi kendimize göstermeliyiz. Yani kendimizin donanımını gözden geçirip yapılandırmalıyız. Kendini yapılandıran bir kadın ailesini, ailesini yapılandıran bir kadın mahallesini, mahallesini yapılandıran bir kadın bir kenti, kenti yapılandıran bir kadın bir ülkeyi yapılandırır. Bunu yaparken de erkek cinsini de beraberinde yapılandırır, insanlığı taclandırır. Kendisi için tercih edileni itirazsız kabul edip, kader diye sineye çekmek yerine, üstesinden gelmede kişisel ve dayanışma ile şekillendirmelidir. Böyle bir iradeye dönüşen kadını hangi fırtına savurur, hangi kasırga sürükler, hangi sel önüne katar, hangi baskı boyun eğdirirki.
Kadınlarımız, insan denen varlığın diğer yarısı kadınlarımız iyi ki varsınız ve iyi ki ben de kadınım. Hani bazen derler ya bir daha dünyaya gelsem erkek olarak gelmek isterdim diye. Ne büyük haksızlık ( Burada kendini erkek hisseden veya diğer özel hususları dışarıda tutuyorum) kendilerine yaptıkları ne büyük zarar. İnsan olmak muhteşem bir şey, kadın olmak muhteşemliğin bir yarısı.
 
S.Ü:Güfte Renginde Şiir Ritminde kitabınızdaki şiirlerinizin çoğu insanlığa çağrı, doğaya, insana, sevgi saygı üzerine. Dergilerdeki köşe yazılarınızdaki temalar da aynı doğrultuda olduğu gibi diğer eserlerinizde de duygularınızı o yönde ifade ettiğinizi görüyoruz. Bu yorumuma ilave edeceğiniz neler olabilir?
 
P.K: Özetleyerek, damıtarak ortaya koyduğunuz sözlerinizle onurlandım, mutlandım, umutlandım Sevgi hanım, teşekkür ediyorum. İnsan olmanın ve insanlığın gereğini en yaygın, seçkin ve uygulanır haliyle görmek, duymak, yaşamak ve yaşanmışlığına tanıklık etmek ve hatta bir zerre kadar da olsa katkıda bulunmak benim insanlığımın, sanatımın borcudur, vazifesidir. Hem sıradan bir insan olarak hem de sanatçı olarak taşıdığım sorumluluklarımı, sevgiyle, saygıyla, aşkla hissederken disiplinle, emekle ortaya koymak hem sanatımda nefes aldırıyor hem insan duruşumda soluklandırıyor. Ne mutlu insan olabilene ve insan kalabilene. Ne mutlu güzel ülkemin yüreği güzel insanına. Ne mutlu aynı evreni paylaştığımız, aynı atmosferde farklı ülkelerde yaşadığımız insan kalabilen tüm insanlığa. Ve ne mutlu sanatın ışığında buluşanlara.
 
Bu vesile ile beni sanatın ışığında, bu anlamlı günde okuyucuları ile bulışturan güzel gönlünüze
"O Günden Sonra" Şiirimin iki dörtlüğü ile teşekkür ediyorum.
Bir kadın bedeni taşıdı seni
Kanıyla canıyla büyüttü seni,
Göğsünde doyurdu uyuttu seni
Koluna aldığı o günden sonra.
 
Kalbine aldığın kadındı senin
Derdini açtığın kadındı senin,
Koynunda yattığın kadındı senin
Dünyaya geldiğin o günden sonra.
 
Sizin ile birlikte tüm kadınlarımızın ve kadınlarımız ile birlikte yol alan erkeklerimizin yani insanların 08 Mart Kadınlar Günü’nü kutluyor, güzellikler diliyorum.
 
S.Ü: Sevgili Perihan KOCA, sizin de gününüz kutlu olsun. Sanat yaşamınızdaki başarılarınızın devamlı olacağı muhakkak. Nice eserlere ve aldığınız ödüllere katılacak nice ödüllere dileğiyle bu söyleşi ve doyurucu yanıtlarınız için çok teşekkür ediyorum.
 

 

 

Ekleyen:  Efe'ce Haber Gazetesi
Ekleme Tarihi:  8.3.2019
İzlenme:  749
Yazdır:Yazdır
 
Eklenen Yorumlar 
Bu Konuda En Çok Okunan Yazılar
Usta Şair Fatma Uçarlar'de Efece haber'de
Ne hoş geldin dersin, ne güle güle,
Sever miyim seni ben bile bile?
Benden değil aşkı, Allah’tan dile,
Yolun açık olsun, git güle güle.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 6.11.2010 Devamı
 
Sevinç Şimşek şiirleri
Faili meçhul cinanayetler hep gece işlenir
Benim failim belli mechul zaman
Sebebim sen sebebim geceydi.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 23.5.2010 Devamı
 
Şair Yazarımız Şenses Us’un Şiirleri
Ankara (Efece haber) - “Tabiattan Yansımalar” Resim Sergisi ve “Adını Koyamadığım Sevdam” isimli şiir kitabı ile okuyucularımızın beğenisini kazanan, ressam-şair Şenay Us’da Efece Haber ‘in şair yazarlar ailesine katıldı.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 16.1.2011 Devamı
 
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

MARKS YANILDI AMA ATATÜRK HAKLI ÇIKTI
Bekir COŞKUN

Kasket-yemeni-külah…
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal Bilanço
Hüseyin TOPRAK

KUŞUN BİR YERDEN GİRER, 40 YERE HASAR VERİR…
M. Yahya EFE

Vatan Sevgisi…
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Orhan SELEN

GÖRMEK İSTEYENLERE
Harika ÖREN

Diriliş Yolu & İlk Yürüyüş
Belma Demir AKDAĞ

ZAMLARIN FRENİ PATLADI
Sevgi Ünal

KÜRKÇÜ DÜKKÂNI
Arzu KÖK

Kaz Dağları ve Knidos
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Ayten YAVAŞÇA

“Gönlümün bülbülüsün”
Handan ÇÖLAŞAN

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ
Ahmet GÖKSAN

FORMÜLÜN İKİRCİKLİSİ
Aslı ASLANER

ÇOK GEÇ OLMASINA ÇOK AZ KALDI
Dr. Doğan KUŞMAN

KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

İSTANBUL'UN HOŞGÖRÜLÜ SEMTİ "BANAT"
Fevziye ŞİMDİ

TEKERLEMELER
Oktay ZERRİN

ADAM GİBİ ADAM OLABİLMEK !
Şahika ÖNER

ANTALYA RENGARENK
Sevinç ŞİMŞEK

Deneyim yaşayarak olur
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü
İlknur Bakış

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz?

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam