Kilis Yardımlaşma derneği 
 

 

 

 

 

Sevgisiz dostluk olmaz!

Devamı  

 Türkiye'nin tek buz müzesi binlerce ziyaretçi ağırladı

 

 


  


Beyaz Saray'da Trump-Zelenskiy zirvesi: Savaşı bitirmek istiyoruz

magazin

NEVİN BALTA'NIN SON
KİTABI YAYINLANDI

 Devamı 

CACA OYUNU CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ'NDE


 

 

 

Milli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Temel ile Röportaj 


Klasik Türk müziği sanatçısı, icracı ve bestekar, Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca, vefatının birinci yılında yad ediliyor.

 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  34105721
Bugün Ziyaretçi :  13500
Aktif Ziyaretçiler :  13500

Ergül İlter'den seçme şiirler
 
 
 

Ergül İLTER

ŞİİRLERİ

       
   
 
23- SUYA DÜŞEN GÖLGELER
 
yüreğime çöken hüzünlerimle
durgun suya düşen gölgelerime baktım
ve… gecenin sırlarını paylaştım
kendi küskün yansımalarımda…
yüreğimi dipsiz sulara bıraktım
umutlarımla birlikte yalnızlığımı da
avuçlarımdan kayıp gitti düşlerim
gömüldü derinliklerdeki karanlığa
tıpkı sonu iyi bitmeyen masallar gibi…
 
şimdi…ağaç gövdelerine sarılmış
narin sarmaşıklar gibiyim
tutunmasız ince dallarımla.
oysa sensizlik çoktandır bende
hüzne yatmış kimsesizliğimle ve
suya düşen gölgelerimle, eşdeğerdi aslında…
yosun kokulu karanlık sular sarmış her yanımı
ve sana hasret  kimsesiz narin suretimle
yitip gitmiş kırılgan biçare yüreğimi…
 
umutsuzlukla harmanlanan gönlüm
suyun gölgesiz aydınlığına böylesine hasretken
bir tutsa yüreğimi sevdiğim ah!
bir tutsa kimsesiz ellerimi…ve artık bıraksam
bıraksam yalnızlığımı karanlık sulara
pembeye dursa gökyüzü hayallerim gibi
pembeye bulansa tüm sular…tıpkı
mutlu biten masallar gibi…
 
Ergül İLTER
 
22- SILA AĞIDI
 
Giderken ben uzaklara
Yüreğimi bıraktım da gittim
Uzaklardaki el diyarlarına…
Benliğimi aldım yanıma sadece
Bir de sessiz yalnızlığımı
Gençliğimin yanına yaren…
 
Giderken ben ıraklara
Yüreğimi emanet ettim de gittim
Bozkırdaki baba ocağına…
İçim öylesine pür rahat ve
Bir bebek gülüşü gibi masum
Ve bebek gülüşü rengindeki
İç huzurumla…
 
Uçarı gençliğime verdi hep
Başım üstü büyüklerim
Saygıda hiç kusur etmediklerim…
Başımda pal güvercinleri uçarken
Abdal olmuş dörtnala gönlümle
Bilmezdim sonsuz nimetlerim,
Sıla hasretinin dilimde ağıt olup da
Ana bağrı gibi sıcak olduğunu
Bilmezdim dostlarım ah!
 
Irak topraklarda geçen
Her gecenin ve her gündüzün
Boynuma bukağı olacağını
Bilmezdim hiç o güne değin…
Bilmezdim dostlarım ah!
Toprağımdaki sonsuz nimetlerin…
 
Ergül İLTER
***
21- SAHİLLER BOYU
 
uçsuz bucaksız alargaların
kıyılarında yaşadım ben hep
…yıllar, yıllar boyu!
hırçın dalgaların hiç durmadan
sahilleri vurduğu… ve
kıyılar boyu kara, kapkara
devasa kayaların olduğu
kıyılarda yaşadım ben hep…
 
sert iklim rüzgarlarının
tenime her çarpışındaki insafsızlık
dilime vuran öfkelerdeki
naletler yüklü sövgüler gibiydi…ama
yine de içimde duyduğum coşku
dizginleyemediğim, zaptedemediğim
derinlerimdeki özgürlük duygusuydu
…tıpkı palamarları çoktan çözülmüş ve
açığa yol almış büyük gemiler gibi…
 
izin vermezdi görkemli dalgalar hiç
özlem dolu ufukların görülmesine
…izin vermezdi
hiç görmediğim o beyaz keskin çizgiye…
ellerimi siper ederdim boş yere
ufku arayan gözlerime…ama
bana çarpan ıslık sesli rüzgarların
tenime her değişindeki vuruş
falçata kesiği olurdu sanki yüzümde…
 
 en güzeli albatrosların uçtuğu anlardı
öylesine güçlü ve vakurdular ki
…kanatları gurur yüklüydü sanki!
onları ve sonsuz özgürlüklerini
kıskanmamak mümkün değildi.
bu yüzden epeyidir onlarla ve
kendimle karşılaştırmalardaki ruhum
kendimle çaprazlama sorgularımda
ve şimdi artık biliyorum…biliyorum
ben hiç güçlü olamasam da
çoktandır özgürüm onlar gibi aslında…
 
 
                                       Ergül İLTER
 ***
20- DÜĞÜN
 
Yüreğim dövünür dövünürde
O sazın ince teline
Ağlamaklı olurum ben
Türkünün üzgün sözlerine…
 
Bir güzel gelin oynar
Düğünün orta yerinde
Apak gelinliğiyle, kınalı elleriyle.
Al yazması duvak olmuş
Altın kemer belinde…
El çırpar kadınlar, gelin oynar
Yakılmış mumlar tepsilerde.
Analar ağlarken kendi gençliklerine
Hüzün çöker al basmış yüzlerine…
 
Düğünün orta yerinde oynar damat
Vurur harmandalıda dizlerin yere
Gerdek gecesi teri basar şimdiden
Afili genç erkek yüzüne.
Babalar kadehleri kaldırırken dostlara
Sanki yanarlar kendi gençliklerine…
Yüreğim dövünür dövünürde
Ağlamaklı olurum ben
Türkünün üzgün sözlerine…
 
Ergül İLTER
19- PİŞMANLIK
 
Her şey boş dostum, her şey
Pamuk ipliğinde hayatımız
Güzelliklerin kıymetini bilmezken
Yanımıza kar kaldı çektiklerimiz…
 
Her şeye üzüldük, her şeye
Beterin beteri varken
Neleri dert ettik kendimize
Neleri…
 
Her şey boş dostum, her şey
Şimdi iş işten geçtikten sonra
Keşke… Ah! Keşke…
 
Ergül İLTER

 

18- ÇOCUKLUĞUM İSTANBUL’DU

 
Ne kadar çabuk geçti seneler
Ne kadar çabuk dostum…
Savaşlar görmedim ben ama
Gramofonun, radyonun evlerde
Nadir bulunduğu devirlerde
Her şey çok değerliydi,
Güzeldi sevilerde…
Sonra gençlik yılları
Çiçek çocuklar, tvist danslar
Gitarlı gençler, romantik müzikler…
 
Gezi vapurları dolanırdı boğazlarda
Turlardı dörtnala faytonlar Adalarda.
Gölgeler altında yerler seçilir, 
Çamlar altında çaylar içilirdi…
Daha bitmedi dostum bitmedi!
Beyoğlu, Galatasaray postanesi
Saray muhallebicisi, Lale işkembecisi
Hayatımıza mühür basmışlardı sanki…
Tünel’de aradığımız kitaplar
Markiz pastanesinde şık insanlar
Pera Palas da kalırdı hep yabancılar…
En güzel giysiler giyilirdi
Yeni Melek, Emek sinemaları için
Sapık filmi yerimizden sıçratırdı
Ayhan Işık filmlerine fark atardı.
 
Maksim de Zeki Müren,
Tepebaşında Direkler Arası
Taksim de park sefası ve
Yaylı Amerikan arabaları…
Emirgan çayları, Belgrad ormanları
Sultan Suyunda piknikler
Dolmalar, köfteler, börekler…
Yerli yazarları su gibi içtik
Hepsini sanki hatim ettik
Dostoyevski, Gorki, Tolstoy okuduk
Victor Hugo’nun Sefillerinde
Depresyona girip, şifayı bulduk…
 
Savaşlar görmedim ben ama
Kadınların kelebek gözlükleri,
Karavel model kabarık saçları vardı.
Evaze etekleri, kısa boleroları
Balolarda, düğünlerde giydikleri
Kabarık jüponları vardı…
Jartiyerler, etoller, kürkler
Danteller, satenler, kupürler…
Çocukluğumda, ilk gençliğimde
Dünyam sanki İSTANBUL’DU
Hayatım hep onda yoğruldu…
Anılarımda kalanlarda hatırlarım hep
Annemin jüponları, jartiyerleri vardı,
Ve hep Chanel 5 kokardı…
Hıçkırık romanını okurken
İpek armalı mendili hep yanındaydı…
Çok eskidendi bütün bunlar dostum,
Çok eskidendi…
Ama bazen sanki dün gibi…
 
                                Ergül İLTER
 
***
17- ÇAY SAATİ
 
Bitmez hiç
Günün telaşı yorgunluğu
Derdi devası koşuşturması
Getirdiği götürdüğü.
Bir de bakarsın akşamüstü
Kollarda bacaklarda  
Kalmaz derman.
Ben bilirim hiç şaşmam
Bana neyin iyi geldiğini
Mutfak çağırır beni
Ve bol minderli sediri.
 
Açtım ocağı koydum çaydanlığı
İlla da porselen demlik.
Otururum cam kenarına
Sanki bahçeler mutfağımda.
Küpe çiçeği, camgüzeli,
Sakız sardunyası, hanımeli
Hep arkadaş olurlar bana.
Severim, okşarım, konuşurum
Bazen de dertleşirim ben onlarla.
Taze simidim, beyaz peynirim
İşte benim çay saatim!
 
Ergül İLTER
***
16- BİR FISILTI GİBİ

 

 
Ben o eve giremem
Yüreğim dayanmaz…
Bir can çıktı o evden
O küs bedenden ayrıldı ruh
İki dudak arasından, bir fısıltı gibi
…Ben o eve giremem
Yüreğim dayanmaz…bilirim.
 
Yuvarlak sehpada,
Pembe mor menekşeler
Cam önünde sakız sardunyaları
Az önce sulanmış hepsi.
Danteller yıkanmış masalara örtülmüş
Dostlarla sohbetler edilmiş…az önce.
Çayın altı açıkmış, ocak kısılmış
İnce belli bardak yanında
…çoktan demlenmiş oysa.
 
Yerde ağıt desenli kilimler
Gümüş çerçeveler orda bur da
İçlerinde hasret kokulu
Sitemkar küskün yüzler…
Yatak örtüsü çiçek açmış gibi
İnadına çok renkli, neşeli.
 
Bir fısıltı gibi
İki dudak arasında biter hayat
Ben o eve giremem….bilirim.
 
Ergül İLTER
 
15- ÖZLEM
 
Eskiden
Hep öfke vardı içimde
Öldüresiye, kor gibi
Nefret ağır basardı hep
Hatalarına onun…
Ne kadar azdı güzellikler
Akılda kalan hoş anılar
Şimdi içimde hep özlem
Hep özlem…Oysa
O hep aynı
Hataları, kırgınlıklar hep aynı
Ama yaşlandım mı ne
Takılır kalırım onlarca dikenlerdeki
O nazik çiçeklere…
 
Artık otandı yaraları gönlümün
Yaşlılığıma sığındı öfkelerim
Şimdi yalnızca özlem duyuyorum
Beraber olduğumuz
O çay saatlerine…
Ergül İLTER
 
 
14- GÜVERCİN
             
Hiç kimsesiz bir gecede, sahilde
Bir banka oturmuş, denize bakarken gözlerim
Kıpırtısız, tınısız, başıboş sessizliğimle yalnız
Bir beyaz güvercin kondu ellerime…
Öpülesi apak boynunda, kırmızı gözlerinde
Bana bir haber vardı sanki tedirgin yüreğinde.
Öylesine boş vermişliğe sarılıp sarmalanmıştım ki
Güvercin, umarsız uçup gitti tekrar geldiği yere…
 
Hiç kimsesiz bir gecede getirdiği haberle
Serseri bir kurşun gibi karanlığı delip
Acısı saplandı göğsüme
Ah! acısı saplandı göğsüme…Ve
Atılası bir çul gibi çaldı beni yere…
Çığlığı olmayan ağıtlar çaresiz benden uzak kaldı
Gecenin sessizliğinde, yitik yüreğimde.
Hiç kimsesiz bir gecede, sahilde
Apansız çisentiler içinde 
Yağmur üstüme üstüme…
 
Hiç kimsesiz sahilde, üşümüş bedenimi
Pembeye buladı tanyeri kanayan sinemi.
Yorgun sabaha duran bu seher vaktinde
Martı çığlıklarına aldırmaz açık gözlerime inat
Sımsıkı,  sımsıkı kapalı avuçlarımda
Hiç ıslanmamış, hiç kirlenmemiş
Hepsi benimle yitmiş apak ümitlerimle
Şimdi bir yerlerde asılı kalmış
Islık sesindeki beklentilerimde…          
 
Ergül İLTER
 
13- AYRILIK
 
O gitti
Hiçbir şey söylemeden
Hiç arkasına bakmadan
Yavaş yavaş uzaklaştı
Tıpkı bir hayal gibi.
Ne bir söz, ne bir buse
Arkasından baktım öylece…
 
Ellerimi bıraktı önce
Kayar gibi avuçlarımdan
Mahcup bakan gözlerine
Hüzün gizlenmişti sanki
Issız bir sır gibi…
 
Biliyordum çoktandır onun
Uzaklara olan özlemini
Yosun kokulu, deniz kokulu
Kimsesiz sahillere vurgun
Onmaz tutkusunu…
 
Sevişirken son defa
Bakışları maviye durmuştu
Uzaklara tutkunluğu onun
Yosun kokuluydu
…sahiller boyu…
 
Onun aşkıyla yanan
Yürek dolusu umutlarım
Martı çığlıklarına ağıt oldu 
Savruldu dalgalarla çakıllara
Savruldu sonsuz kumsallara…
 
Yitip giderken benden
Suskun ayrılığında
Hiçbir seremoni yoktu
Ne bir el sallama
Ne bir veda
Sevda yolları ayrılığın
Deniz kokuluydu…
 
Beyaz gömleği gitgide
Hayal oldu uzaklarda
Sırtımda soğuk rüzgâr
Ayaklarımda diken sıyrıkları
Toprağa çakılı kaldım
Yüreğim üşüdü…
 
O gitti
Hiç arkasına bakmadan.
15.09.2011
 
Ergül İLTER
***
                                 
12- ŞİMDİLİK
 
Nadasa durdu kalbim
Sevgileri unuttu
Bütün güzelliklere
Kapandı hep gözlerim
Kısır bir toprak oldum
Kurudu çatladı bedenim.
 
Hazan biter, kış geçer
Umutlarım sönmezse eğer
Yeniden güller açar sinemde
Baharda yeşerir bedenim.
11.09.2011
 
 Ergül İLTER
 
 
***
11- NEY SESİ
 
bir seher vakti
uzaklardan bir ney sesi
mavi pembe semalardan
usul usul girer
açık penceremden içeri
dolar gönlüme…ney sesi.
 
hüzünle takılır perdelere
beni götürür diyar ellere
mavi pembe semalardan
gelir dolar gönlüme
sabah hüznüne çağrı gibi
…ney sesi 
04.09.2011
 
Ergül İLTER
 
 
 

ALDANIŞ

Ergül İLTER

      10- 29.08.2011  
                               
Sevgilim gittiğinde
Dönmemek üzere
Bende ölürüm sanırdım.
 
Bedeni toprağa değdiğinde
Dost ellerini, dost bakışlarını
Yitirdiğimde
Bende ölürüm sanırdım.
 
En iyi dostum arkadaşım sevgilim
O hep sakınanım, o hep koruyanım
Onu yitirdiğimde
Bende ölürüm sanırdım.
 
Sanırdım da rahatlardım
Sevinirdim, acısını duymam diye
Böyle apansız hüzünler içinde
Kalmam diye
Sevdiğim yittiğinde…
 
Ergül İLTER
 
 
 
 

GEMİCİ EFKARI

Ergül İLTER

      9- 23.08.2011  
                               
Hep gemiler gelir, gemiler gider
Bir yerlerden, bir yerlere
Ömürler geçer sanki gemilerde.
Oysa gönüller bir çocuk gülüşünde
Yarenin gülüşünde, sıcak nefesinde
İki odalı bahçeli evinde…
 
Nereye baksan deniz gemilerde
Bir sigara içimi, bir kahve içimi
Hep denizlerde, hep denizlerde.
Rüyalarda koşar oynar onlarla
Bir eli yavrusunda, bir eli yareninde
İki odalı bahçeli evinde.
 
Çayırlarda, çimenlerde, bahçelerde
Toprağa basar ayağı, hep düşlerinde
Bayram, seyran, tatil günleri ah!
Hep hayallerde…hep hayallerde.
Kamarada, güvertede, denizlerde
Ömürler geçer sanki gemilerde.
Ergül İLTER
 
 
 

KÖPRÜDE

Ergül İLTER

      8- 20.08.2011  
                               
Biliyorum son görüşmemizdi bu
Sana son bakışımdı hüzünlerimde
Ellerini son tutuşumdu…
Rüzgar saçlarını savurduğunda yüzüne
Veda zamanı gelmişti, çekingen bakan gözlerine
Islak kirpiklerinin mahcup siyah gölgesi
Yere bakarken sessiz bir giz gibiydi…
 
Köprüde ayak sesleri kaldı, ince topuklarının
Narin bir sureti sanki, kırmızı şala sarılmış bedeninin
Bir de uçuşan saçlarından geriye, meltem gibi hafif
Parfümünün kokusu kalmıştı öylece…
Sensizliği bana bıraktığın yerde
Sen varken acelesi olan zaman dondu kaldı
Sen gittiğinde…köprüde…
 
Ergül İLTER
 
 
 

SAHİLDE

Ergül İLTER

      7- 15.08.2011  
                               
Bir akşamüzeri sahilde
Yalnız bir banka oturmuş
Seyre dalarken gözlerim
Pembeleşen gökyüzünün
Denizle buluşması arasında
Büyük beyaz bir gemi
Arkasında köpükleri
Denizin baş tacı olmuş
Yol alır mağrur ve güvenli…
Martılar eşlik ederken çığlıklarla
Limanda kalanlar el sallarlar
Yolcularla şimdiden hasretli…
 
Bir beyaz güzel gemi
Uzaklaşırken rıhtımdan
Mağrur ve güvenli.
 
Ergül İLTER
 
 

GURUR

Ergül İLTER

      6- 14.08.2011  
                               
Bir gün
İnceldiği yerden kopar.
Mani olamam, engelliyemem
Elimde değil
Mantığımı yitirdim artık
Ben benlikten çıktım.
Şimdi yalancı üstünlüğüm
Güçlenen gururumdan.
Ergül İLTER
 
 
 

TAŞKENT

Ergül İLTER

      5- 31.07.2011                                      
 
Yürürken ben ürpertili               
Tek kişilik dar sokaklarda
Kına kokulu kadınlar dolanır
Taş evlerdeki avlularda…
 
      Fıskiyeli havuzlarda oynaşır
Hızmalı ak güvercinler
Kırmızıya durmuş hep gözleri
Ve gümüş halhallı ince bilekleri…
 
      Ananın ağıt sesli ninnisine karışır
Bir şahinin kanat sesleri
Ayakları kınalı bebek uyur
      Boncukludur, muskalıdır beşiği
    
      Yürürken ben ürpertili
      Tek kişilik dar sokaklarda
      Gül fistanlı kızlar oynaşır
      Düğünlerde, nişanlarda
 
      Taş duvarlar yükselir göğe
Geçit yok yan yana iki kişiye
Sağım solum yer gök taş yapı
Sanki duvarlar gelir üstüme üstüme
 
      Ergül İLTER
   
 
 
 

İPEKTENDİ MÜJDELER

Ergül İLTER

      4- 24.07.2011                                      
 
Hüzün
Bir tül gibi sardı acılı bedenimi
Kara çarşaflara sarılıp sarmalandım
İçinden hiç azat olmayacakmış gibi…
Bir hançer saplıydı göğsümde hep
Çığlıklar içimde gömülü kaldı
Ah! Çığlıklar içimde gömülü kaldı…
 
Kısır devinimli çırpınışlarla
Umarsız dualara durdu bedenim
Avuçlarım tanrıya uzandı
Tanrıya ulaştı umutsuz yüreğim…
Ben hiç ummazken azat olmayı
Kara çarşaflar açıldı üstümden
Kaydı yere sessiz bir su gibi
Umutsuzluk aktı gitti bedenimden
Aktı gitti naçar acılı yüreğimden…
 
Uzaklardan bir yerlerden duyuldu
Bir bebek ağlaması ipekten
Merhem oldu gönül yaralarıma
Ah! Merhem oldu otadı acımı
Otadı içimdeki onmaz ağularımı…
Müjde oldu umutlarıma apansız
Ah! Müjde oldu umutlarıma
Bir bebek ağlaması ipekten
Gül yaprağı oldu taze kokulu…
 
Hiç ummazken ben apansız
… apansız selli yağmurlar
Yağdı üstüme kutsal sular gibi
Tanrının hediyesiydi bana sanki
Yağdı başımdan aşağı uğdu beni
Yağmur uğdu, arıttı acılı yüreğimi
… Arıttı ağulu naçar bedenimi
Arıttı hüzüne yatmış kederlerimi…
 
Uzaklardan bir yerlerden duyuldu
Bir bebek ağlaması ipekten
Umut oldu taze gül kokulu…
Ergül İLTER
   
 

SAKIZ SARDUNYALARI

Ergül İLTER

      3- 20.07.2011                                      
                    
   
     Yasemin kokulu dingin bir yaz gecesi
     yıldızlar ışımış balkonuma ödünç
     çıplak ayaklarımda taş zeminin serinliği…
     aşağıdaki umarsızlığa gönülsüzken içim
     gökyüzü saçlarıma değecek kadar yakın
     uzansam avuçlarıma dolar yıldızlar sanki
     ... uzansam bir devinimlik yer
     sanırsınız beni tutan balkon demirleri ve
     gece gölgesinde kalmış sakız sardunyaları…
 
     beyaz geceliğimin etekleri uçuşurken
     sanki rengi gece mavisi, derinliği lacivert
     gökyüzü üzerime şavkımış ince bir tül gibi…
     aşağıdaki yoksul kokulu üzgün yaşamlara karşın
     böylesine boş vermişliğe sövgülerdeyken dilim
     bin parça öfkeye durmuş yüreğim ah!
     yıldızlar pırıltılar içinde sanki öfkeme inat
     en masum çocuk gülüşleri gibi güzel…
 
     içlerinde tek bir tanesi yalnızca benimdi derken
     dört bir yandan çocuklar çığlık çığlığa bağrıştı
     ortak oldu da yıldızıma, hepsi canı gönülden
     ben öldüm sevinçten… öldüm sevgiden!...
     yasemin kokulu balkonlarda çocuklar salkım saçak
     yarını meçhul çocuklar… yarını hiç olmamış,
     yoksul sokaklardaki ceylan gözlü çocuklar…
 
     bir yıldız kaydı gecenin lacivert karanlığında
     hiç dönüşümsüz hiç bilinmeyene doğru ve
     çocukların umut bakan gözleri
     ah! umut bakan gözleri dikildi gökyüzüne.
     küskün sakız sardunyalarına değen soluk yüzleri
     umut oldu Tanrıya niyaz edişlerinde…
 
     yasemin kokulu dilekler tutuldu, niyetler edildi
     büyük umutlarda beklenti oldu duaları
     ah! beklenti oldu duaları…
    
     Ergül İLTER
                                 
   
 
 

KURŞUN

Ergül İLTER

      2- 17.07.2011                                      
                    
Şehit oldu dediler…
Durdu nefesim
Kesildi soluğum
Yüreğimi deldi geçti
Kurşun, aynı kurşun.
Elimde ne vardı da düştü yere
Tuzla buz oldu, saplandı göğsüme
Bir damla kanım akmadı
Kurşun… aynı kurşun
Acısı yüreğimde…
Günler geceler karıştı
Çığlıklarım içimde yankılandı
Bir damla gözyaşım akmadı
Saçlarım ellerimde kaldı…
 
Şehit oldu dediler!
Bağrımı deldi geçti
Bir o duvara, bir bu duvara
Savruldu bedenim vura vura.
Yüreğimi deldi geçti
Kurşun, aynı kurşun…
Ergül İLTER
   
 

ERGÜL İLTER ŞİİRLERİ

Öykü yazılarıyla okuyucularımızın takdir ve beğenisini kazanan, yazarımız Ergül İLTER'de Efece Haber'in şair yazarlar ailesine katıldı.

 
      1-                                        GAZEL
                    
Bir seher vakti uyandığında,
El vatanında, el yatağında
Karagözlüm, yiğidim, sevdiğim
Sen hiç gazel dinledin mi?
Nadasa durmuş bağrında
Bin yıllardır buram buram
Memleket kokulu hasretlikle
Tirşe yeşili ağu misali
Çökmüş oturmuşken göğsüne
Vatan özlemin gurbetlim ah
Sen hiç gazel dinledin mi?
 
Yanık seste türkünün kor misâli,
Yüreğini dağlayıp dağlayıp da yaktığı
Gözyaşlarının usul usul aktığı
Seni götürüp diyar diyar
Bozkır yollara vurduğu
Kara gözlüm, bir tanem, yarenim
Sen hiç gazel dinledin mi?
 
Fotoğraflarda, mektuplarda
Yüzüne, sesine, soluğuna
Hasret kaldığım
Gurbet ellerdeki sevdiğim
Sen hiç gazel dinledin mi?
Bir yanık seste türkünün
Yüreğin yanarken kor gibi.
 
Ergül İLTER
   
 
 
Ekleyen:  Efe'ce Haber Gazetesi
Ekleme Tarihi:  12.7.2011
İzlenme: 
Yazdır:Yazdır
 
Eklenen Yorumlar 
Bu Konuda En Çok Okunan Yazılar
Usta Şair Fatma Uçarlar'de Efece haber'de
Ne hoş geldin dersin, ne güle güle,
Sever miyim seni ben bile bile?
Benden değil aşkı, Allah’tan dile,
Yolun açık olsun, git güle güle.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 6.11.2010 Devamı
 
Sevinç Şimşek şiirleri
Faili meçhul cinanayetler hep gece işlenir
Benim failim belli mechul zaman
Sebebim sen sebebim geceydi.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 23.5.2010 Devamı
 
Şair Yazarımız Şenses Us’un Şiirleri
Ankara (Efece haber) - “Tabiattan Yansımalar” Resim Sergisi ve “Adını Koyamadığım Sevdam” isimli şiir kitabı ile okuyucularımızın beğenisini kazanan, ressam-şair Şenay Us’da Efece Haber ‘in şair yazarlar ailesine katıldı.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 16.1.2011 Devamı
 
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

HEM HER ŞEY DEĞİŞECEK HEMDE TÜRKİYE DEĞİŞMEYECEK
M. Yahya EFE

Dünya Engelliler Günü
Hüseyin TOPRAK

UYAN ŞAHİN UYAN GÖR NELER OLDU…
Harika ÖREN

İnsanlığın Kırmızı Çizgileri
Metin Mercimek

YAŞAM ANLAYIŞIMIZ SEVGİ OLSUN
Belma Demir AKDAĞ

BİR YIL DAHA GİTTİ
Ahmet GÖKSAN

GELECEĞİMİZİN YOLU
Sevgi Ünal

YAZMIŞ KIŞMIŞ
Münevver ÖZCAN

TANIK OL KARAR VER
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Nevin BALTA

İzmir İktisat Kongresi 100 Yaşında
Şahika ÖNER

BENİM ANNEM!
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Fevziye ŞİMDİ

UMUT
Günseli RUMELİOĞLU

EVRİMİN GÜNCELLENMESi
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Oktay ZERRİN

Anadolu Mektebi Okul Paneli
Arzu KÖK

Gençler!...
Dr. Doğan KUŞMAN

Müslüman mısınız?
Alev YILDIRIMCI

Zaman yok
Handan ÇÖLAŞAN

Bu DÜNYA
Bekir COŞKUN

Yazı bilmem
Orhan SELEN

UNUTKANLIK SALGINI
Elveda TANIK

LEBALEB KONGRE...

>>>>>>>>>>>>>>>>>>

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam