Ankara’da Düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
                        Devamı                       
 
Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Karacoşkun'un Gaziler Günü Mesajı
      Devamı  

 

 

 Gaziler Günü kutlu olsun!

 
 
Düşmanla savaşan, savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimselere Gazi denir. Gazilik nesiller boyu taşınacak bir onurdur
  Devamı 

magazin
 
ULUSLARARASI BODRUM BALE FESTİVALİ
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  20466845
Bugün Ziyaretçi :  2110
Aktif Ziyaretçiler :  145

Kilis’in Kurtuluşunu İyi Okumalıyız
 
               7-Aralık-1921 Kilis’in Kurtuluş Bayramı her Kilislinin Hafızasına derinden nakşedilmiş bir tarihtir. Çocukluğumuzda buna “Çete Bayramı” denilirdi. Halk arasında şimdi de söylenir. Aralık ayının ilk haftasında elli altmış yıl önce havalar şimdikinden daha soğuk geçerdi. Buna rağmen bayram sevinci ve heyecanı bizi üşütmezdi. Cumhuriyet Meydanında toplanan halk, milis kuvvetleri, okullardan gelen öğrenciler, meslek kuruluşlarının temsilcileri, ziraat-ticaret-zenaat erbabı, İlçe Kaymakamı ve resmi dairelerin yetkilileri, özellikle de Belediye Başkanı ve Mensupları bu bayramın başlıca katılımcılarını oluştururdu. Nutuklar, şiirler, kahramanlık türküleri, çeşitli gösteriler ve en sonunda resmi geçit töreni ile bayram kutlanmış olurdu. Anadolu’nun düşman işgaline uğramış birçok il ve ilçelerinde her yıl kutlanan bu bayramlar niçin ve nasıl ortaya çıkmıştı?
              Siyasi tarihimizin son iki buçuk asırlık mazisine geniş bir perspektiften bakarsak, yirminci asrın başlarında Osmanlı Devleti’nin durumu ile ilgili olarak şöyle bir manzara ile karşılaşırız;
              1- Avrupa’nın Emperyalist ve Sömürgeci Devletlerince Hasta Adam olarak nitelenen Osmanlı İmparatorluğunun Onlara göre ortadan kaldırılmasının vakti gelmiştir.
              2- Bu İmparatorluk; Balkanlar, Anadolu, Kafkasya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın Batılı Emperyalist Devletlerce işgal edilmesinde, Onların askeri, siyasi,  ekonomik menfaatleri doğrultusunda  parçalanıp yeniden dizayn edilmesinde en önemli engeli teşkil etmekteydi.
              3- Balkan ve Trablus Savaşlarıyla yorgun düşmüş İmparatorluğun, Alman hile ve düzeniyle Birinci Dünya Harbine sokulması; Rusya, Almanya ve İngiltere-Fransa-İtalya üçgeninin menfaat çatışması ile ikinci maddede zikredilen bölgeler üzerindeki nüfuz mücadelesinin tabii bir sonucu olmuştur.
              4- 31 Mart Vak’ası ve sonrasında Sultan II.Abdülhamid’in tahttan indirilmesi ve ardından II.Meşrutiyetin ilanıyla hedeflenen hürriyet ortamı ile Devletin içine düştüğü siyasi ve askeri zaafiyet ekonomik, sosyal ve kültürel
çöküşü de beraberinde getirmiştir. Bu da, Batı’nın İmparatorluk üzerindeki iştahını iyice kabartmıştır.
              5-  Batı siyasi tarihinin terimleriyle ifade edilecek olursa, Monarşik yapıdan Oligarşik yapıya geçiş, yani Meclis-i Mebusan’ın açılışı ve onun gayri milli dokusu hürriyeti getirme şöyle dursun, İttihad ve Terakki Partisi’nın güdümündeki devlet idaresinde yeni bir istibdad ve kaos dönemini başlatmıştır.
              6-  Esasen 1683-1839 tarihleri arasındaki Muasırlaşma(Batılılaşma-Çağdaşlaşma) Hareketleri ve özellikle de Tanzimat(1839) dönemlerindeki Osmanlı Devlet İdaresini bu terimlerle nitelemek yanlıştır. Zira Osmanlının kendine özgü bir devlet idaresi vardır. Siyasi teşkilatlanma, mülkiyet, maarif, toprak düzeni, vergi…gibi alanlarda kurulmuş olan sistem tamamen Osmanlının nevi şahsına münhasır olup, “Hak”, “Hukuk”, “Hürriyet”, “Eşitlik”, “Demokrasi”…gibi kavramları bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Yani bunların hepsi Osmanlı Devlet İdaresinde zaten mevcuttu.       
              7- Kapitülasyonlar, Düyunu Umumiye, Gayri Müslim Azınlıkların haklarının korunması, Anadolu’nun fevkalade stratejik önemi, Orta Doğu’nun yer altı zenginliği ve ticaret yollarının kesiştiği bölge olması…gibi siyasi ve ekonomik faktörler, Emperyalizmin Osmanlıya müdahalesinin temel sebeblerini oluşturmaktaydı.
              Birinci Dünya Harbinden Osmanlı İmparatorluğu’nun yenik ayrılması, yukarda maddeler halinde sıralanan gelişmelerin daha da hızlanması sonucunu doğurmuştur. 30-Ekim-1918 Mondros Mütarekesi ve 10-Ağustos-1920 Sevr  Muahedesi bunun en somut ve can alıcı iki göstergesidir. İşte bu iki gelişme Türk İstiklal Harbi’nin yakın iki temel sebebi sayılır. Birincisi Osmanlı Askerinin silah bırakmasına, ikincisi ise Türk vatanını parçalamaya, Türklerin Anadolu’dan kovularak varlıklarının ortadan kaldırılmasına matuf idi.
              Mondros ve Sevr sadece dış güçlerin değil, aynı zamanda dahili düşman odaklarının da harekete geçmesine zemin hazırlamıştır. Nitekim başta Ermeniler olmak üzere Rumlar ve diğer Hristiyan azınlıklar bayrak açarak bağımsızlık hezeyanlarına kapılmışlardı. İzmir’de Rumların, Güney ve Doğu İllerinde Ermenilerin işgalci güçlerin destekçileri olup onların yanında yer almaları, bununla kalmayıp çetecilik faaliyetlerine başlamaları, İstanbul’un İngilizler tarafından işgali, Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmaları, Türklerin
Mustafa Kemal önderliğinde İstiklal Mücadelesini başlatmalarına sebeb teşkil etmiştir.
              İngilizlerle Fransızların Mısır, Suriye, Irak üzerindeki istilacı emellerinin bir devamı olarak Anadoluya yönelmeleri üzerine, Kilis önce 15-Aralık 1918 de İngilizler tarafından işgal edildi. Onbuçuk ay burada kalan İngilizlerin çekilmesinden sonra 29-Ekim-1919 da Kilis bu sefer Fransızlar tarafından  işgal edildi. Kilis’le yetinmeyen Fransızlar Adana, Hatay, Antep, Maraş ve Urfa’yı da işgal etmişlerdi.     
              Halep’ten başlayarak Kuzeye doğru ilerleyen Fransızlar için Kilis, stratejik bir intikal ve lojistik destek noktası olarak kullanılmıştır. 7-Aralık-1921 günü Kilis’in kurtuluşuna kadar geçen süre zarfında;
              - Kuvai Milliye kuvvetlerinin mücadelesi,
              - Mülki ve Askeri Erkanın direnci,
              - Kilis Halkının mukavemeti,
              - Ankara Hükümeti ile yapılan muhabere,
              - Ermeniler ve diğer azınlıkların taşkınlıkları,
              - Kilis Halkının işgal altındaki diğer illere yapmış olduğu askeri ve mali yardımlar… kurtuluş serüveninin başlıca ögeleridir.
              Ankara’daki Büyük Millet Meclisi ordularının Anadoluda Yunan kuvvetlerine karşı kazanmış olduğu zafer, tabii ki Kilis ve Diğer Güney İllerinin kurtuluşunda büyük rol oynamıştır. Yunanlıların mağlubiyetleri İngiliz ve Fransız desteğinin kesilmesine yol açmış , 20-Ekim-1921 tarihinde Ankara ve Fransız Hükümetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nın hükümleri uyarınca Fransızların Kilis’i ve diğer İlleri boşaltması neticesinde kurtuluş mücadelesi sonuçlanmıştır.          
                   Kilis’in kurtuluşunun üzerinden doksanaltı yıl geçti. Nerdeyse bir asır  diyebiliriz. İstiklal Harbinin o günkü şartlarıyla bugünün şartlarını mukayese edersek bugünkü hadiseleri daha iyi değerlendirir ve tarihten ders alabiliriz. Tarih tekerrürden ibarettir denir. Bir bakıma doğru. Avrupalıların o günkü sömürgeci  emelleri ne ise bugün de aynıdır. Lozan’da bize hakkımız olan
tavizleri verirlerken bugünün hesaplarını yapmışlardır. O günün Avrupasına bugün Amerika ve Rusya eklenmiş, nüfuz mücadelesi çok bilinmeyenli denkleme dönüşmüş, ülkemiz çok yönlü bir tehdit sarmalına maruz kalmıştır.
                    O halde yapılması gereken nedir? Her yıl 7 Aralıkları kutlarken, otomatiğe bağlanmışcasına hasbi nutuklar ve kutlama mesajlarıyla yetinmemek lazımdır. Öğrencileri törenlere götürüp getirmek meseleyi çözmez. 7 Aralık nutuk atma ve şiir okuma aracı olmaktan çıkarılmalı, Kilis genelinde bütün okullarda, resmi kurum ve kuruşlarda, derneklerde, vakıflarda, camilerde, esnaf kuruluşlarında belirli bir peryot içerisinde halkın ilgi ve merakını celbedecek etkinlikler gerçekleştirilmelidir; konferans, seminer, sergi, gezi ve gözlemler, sanatsal etkinlikler bunlardan bazılarıdır. 
                    7 Aralık’tan maksat, kurtuluş sürecinin ruhunun toplumun hafızasına kazınması olmalıdır. Bunu yaparken öncelikle ilk, orta ve yüksek öğretim kademelerinde Tarih, Felsefe, Sosyoloji, Edebiyat derslerinin amaçları ve içerikleri gözden geçirilerek eskimiş, fosilleşmiş bilgilerin atılıp hala hazırdaki sosyal realitenin gerçekleri programlara yerleştirilmelidir. Özellikle Tarih derslerinde bu hususa önemle eğilmek gerekir. Geçmişte yaşanan olaylarla günümüz olaylarını mukayese edip ortak, benzer ve farklı yönlerini tesbit etme, herhangi bir olayın kendinden önceki olayların bir sonucu, daha sonraki olayların da sebebi olduğu, şeklindeki sosyal bilimler metodolojisinin temel ilkeleri doğrultusunda hareket edilerek Tarih öğretimi yeniden şekillendirilmelidir. Ayrıca 28-Ocak-1920 tarihli Misak-ı Milli kararları bu öğretiminin temel amaçlardan birisi olmalı, mahalli kurtuluş bayramlarının da ön plana çıkartılması gereken hedefi olmalıdır. Orta Doğu’nun mevcut siyasi konjonktürü göz önüne alındığında, Misak-ı Milli’nin daha da bir önem kazandığını görürüz.
                 Bunları yaptığımız takdirde 7 Aralıkları daha anlamlı bir şekilde kutlamış oluruz. 
                                                                              
 

 

Ekleyen:  Prof. Dr. Hikmet Y CELKAN
Tarih:  5.12.2017
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Prof. Dr. Hikmet Y CELKAN Yazıları
DEMOKRASİ ÜZERİNE - IIProf. Dr. Hikmet Y CELKAN [ 30.11.2018 Devamı
DEMOKRASİ ÜZERİNE (1)Prof. Dr. Hikmet Y CELKAN [ 20.5.2018 Devamı
AFRİN’iN SAHİPLERİProf. Dr. Hikmet Y CELKAN [ 19.3.2018 Devamı
HAYATA BİR BAŞKA BAKIŞ Prof. Dr. Hikmet Y CELKAN [ 17.11.2017 Devamı
Sayfalar : 1  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

MARKS YANILDI AMA ATATÜRK HAKLI ÇIKTI
Bekir COŞKUN

Kasket-yemeni-külah…
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal Bilanço
Hüseyin TOPRAK

ZİRVE, BİR GÜN ÖNCESİ VE GASTO – ANTEP…
M. Yahya EFE

Gaziler Günü kutlu olsun!
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Orhan SELEN

GÖRMEK İSTEYENLERE
Harika ÖREN

SAMSUN GAZİ MÜZESİ
Belma Demir AKDAĞ

ZAMLARIN FRENİ PATLADI
Sevgi Ünal

KÜRKÇÜ DÜKKÂNI
Arzu KÖK

Kaz Dağları ve Knidos
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Ayten YAVAŞÇA

“Gönlümün bülbülüsün”
Handan ÇÖLAŞAN

Murat Dedeman Hayatını Kaybetti
Ahmet GÖKSAN

FORMÜLÜN İKİRCİKLİSİ
Aslı ASLANER

KANATSIZ MARTILAR
Dr. Doğan KUŞMAN

KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

HIZLI TREN DÜŞÜNCESİ
Fevziye ŞİMDİ

TEKERLEMELER
Oktay ZERRİN

MÜZİK ALIR, SATARIM
Şahika ÖNER

ANTALYA RENGARENK
Sevinç ŞİMŞEK

Deneyim yaşayarak olur
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü
İlknur Bakış

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz?

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam