|
100 yıllardır var olan bir toprak. İçerisin de; Türk, Kürt, Arap, Alevi nüfusunun bulunduğu bir coğrafya. 30yıldır terör ile yaşayan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, sıcak bir hava ile geçen mevsimleri ve çocukları.
Top ve ateş üçgeninde yaşayanlar. Bu topraklarda, sevgi ve kavga arasında düşünmeyi yeğleyen çocuklar… Okula bile gidemeyen melekler… Kendi topraklarında, dışardan birilerinin deyimiyle terör, töre, toprak bölgesinde yaşayanlar.
Güneydoğulu çocuklar için mermi sesleri artık kulağa her gün bir nefes kadar yakın geliyor.
Güneydoğu’da çocuk olmak… Nasıl bir duygu biliyor musunuz? Yağmur altında gezerken aklında ben ne olacağım düşüncesiyle gezmek aslında. Her günü neredeyse aynı geçen bir geleceğin ve bunun öyküsüdür.
Güneydoğu’da çocuk olmak… Karanlığa uzanan yolda güneşi görmeye çalışmaktır. Düşünüyorum, bu yazıyı niye yazıyorum diye. Yazmasam içim rahat etmeyecek diyorum. Bende güneydoğunun çoğuyum.
Gaziantepliyim. Yaşananlarla, görülenler arasında bir bağlantı var, eksikte var diyorum. Devam edeyim…
Güneydoğu’da çocuk olmak… Nasıl bir yaşam biliyor musunuz?
Gel git arasında çırpınan bir bakıştır. Yıllar önce yayınlanan bir haber kanalında muhabir soruyordu. Anneniz, babanız sizi okula gönderiyor. Siz neden bunu yapıyorsunuz diye soruyordu. Cevabı aslında bende 10 Temmuz’da öğrendim. Milliyet Gazetesinden Mehveş Evin ve ekibi gerçekleri yansıtacak bir röportaja imza attılar. Bir güneydoğulu ve gazeteci olarak kutluyorum. Evet, yukarıdaki sorunun cevabını yeni öğrendim. Soruyorlar başınız derde gireceği halde neden taş atıyorsunuz diye. Çocuklar cevaplıyor. İçlerinden biri “24 yılla bile yargılanan çocuklar var. Devlet taş atan çocuğa bunu yapıyor. Eğer bedeli buysa yaşamaya hazırız” diyor.
Son cümle etkiliyor beni. 15 yaşında belki de daha küçük çocukların bunu düşünmesi bile içler acısı. Bedel ödemeye hazırız diyorlar. Yukarıda dediğim doğruluyor beni.
Sevgi ve kavga arasında düşünmeyi yeğleyen çocuklar… Düşünürken de olacak her şeyi kabul eden çocuklar…
Kız çocukları ve erkek çocukların ortak noktası ise şu. Okumaz ise erkekler evlenir, çalışırlar. Kız çocukları da erken yaşta evlenerek yaşamlarını bin bir güçlükle sürdürürler. Yani hem erkek hem de kız çocukları erken yaşta hayatın acı yüzünü tanırlar.
Güneydoğu’da çocuk olmak bir başka zor… Güneyin kavurucu sıcaklığında ne istediklerini bilemeyen ve nasıl yaşacaklarını kendilerinin değil başkalarının belirlediği bir çocukluk yaşamı var. Bir gün güneydoğu’ya giderseniz mutlaka “ orada hayat nasıl “ incelemenizi isterim.
*
Eğer bir gün bir gazetem olursa yapacağım ilk şey şu olacak. Güneydoğulu çocukların duygularını ve düşüncelerini yazması için sayfa açacağım. Sadece Güneydoğulu çocuklar için değil, her bölgeden çocukların nasıl bir çocukluk geçirmek istiyorsunuz diye sorarak onlara sayfalar açacağım…
Saygılarımla.
|