|
Biri karşı mahalleden transfer yazar, diğeri genç köşe yazarı, öteki de televizyon programcısı.
İlki, Hürriyet gazetesinde köşe yazıları yazmaktadır. Her yazısında mutlaka kişisel bir durumu yazar. Yazar ki ne yazar, on numara.
Genç yazar dedim. O da bireysel yazılardan geri kalmaz. Mutlaka çatacak biri vardır. Toplumsal yazılar fazla yazmaz. Eleştirir muhalefet mi? İktidar mıdır? Onu hala anlamış değilim.
Sonuncusuna gelelim.
Televizyon programı yapar. Polemiklerden uzaktır biraz, ama biraz.
Bir Hürriyet, biri akşam, diğeri BeşN birK programını sunuyor. Tandınız mı şimdi kim bunlar?
Devam edelim…
Bu yazarların ortak yönleri bulunmakta. Tartıştıkları kimseye karşı yazılar yazarlar. Aslında bu noktada farkında olmadan ortak özellikleri de belli olur.
Peki, nedir ortak özellikleri? Romantik can dedikleri, Can Dündar’dan başkası değil.
17 Eylül 2009’da bir bomba patladı. Can Boğazdan gelir diye manşet atıldı. İşte tam bu noktada bu iki büyük köşe yazarı ve televizyon programcısının ortak düşmanları belli oldu.
Yazdılar…
Can Dündar'ı pek sevmem ama haberi okuyunca "Allah düşmanımın başına vermesin" dedim. Empati canım empati... Dalga bir. Hürriyetin yazarı işte böyle yazdı.
Akşam’ın köşe yazarına geçelim… Haberin dili, seçilen kelimeler, fotoğraf falan özünde çok adice ama sırf bu yüzden de çok mükemmel değil mi: can boğazdan gelir! Dalga iki.
Ve BeşNbirK programının sunucusu… Deniz Taksi'nin bir suçu yok, çevresi kötü... Yanımda bir transatlantik gemi var güvenli olabilir mi acaba? Dalga üç
Kimmiş bu cümleleri kuranlar: Ahmet Hakan, Oray Eğin, Cüneyt Özdemir.
Peki, bu cümlelerle ortak özellik olur mu? Tabi ki olmaz. O da bizim dalgamız…
Bir sonraki yazıda görüşürüz…
|