|
Bir pencereden bakmak, gülmek, ağlamak, düşünmek bile tiyatro yapmaktır.
Yıllardır şu konu konuşulmuştur, tiyatro burada gençlik nerede?
Bu düşünce ile tiyatrocu arkadaşlarımı ziyaret ettim, geçtiğimiz haftalarda. İlk düşündüğüm arkadaşlarımın nasıl bir gösteri yapacaklarıydı.
Sahnenin tozu ve gençliğin simgesi ile izlenimlerim ve sahne arkası...
Öncelikle 20 kişi saydım. Ekip toplandı, çalışmalar başlandı.
Birbirinden yetenekli arkadaşlar rolleri ile sahneyi salladılar.
Bu bir provaydı.Tarihin arka sokağında kalan oyunları konuşuyorlardı. Bununla beraber, emek, yetenek ile güzel bir sahne ortaya çıkıyordu.
Haldun Taner'in "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım" adlı oyunu oynuyorlardı.
Dinlenme arasında , Yönetmenler (öğrenciler) Handan Baltacı, Şemsi Perimcek'i dinliyorum.
Baltacı, "Tiyatronun önemi azalmıyor" diyor.
Perimcek "Özel bir tiyatrodan eğitim aldım, tiyatro benim için herşeyim" diyor.
Dönüyorum diğer tiyatrocu arkadaşlara soruyorum, tiyatrocu olarak kimi örnek alıyorsunuz? Nejat Uygur, Müjdat Gezen, Demet Akbağ söyleniyor.
Soruyorum, tiyatro doğal bir unsur mudur?
Handan Baltacı cevaplıyor. " Evet, ama yerine göre diyor. Şöyle ki; bir doktor düşünün, o doktordur hastalarını iyileştirir. Bir tiyatro oyuncusu ise doktur'u canlandırır. O role odaklanır, mesleği değildir ama bunun yapar. Bu yüzden burada tiyatro yapaydır.
Kısacası; "Gözlerimizi Kaparız Vazifemizi Yaparız" diyorlar...
Sahne Arkasında neler oluyor?
*Ben tiyatrocu olarak doğmuşum,
*Gerçeği cüretkarca sahneye dökebilme,
*Örnek aldığım tiyatrocu Nejat Uygur,
*Tiyatronun önemi, kesinlikle azalmıyor...
Bunlar söyleniyor ve kısa film burada bitiyor...
Bir başka sahnede görüşmek dileğiyle...
|