|
"Ya istiklal, ya ölüm!" diyerek, ulu önder Atatürk’ün başkumandanlığında tarihimizi kahramanlık günleri ile dolduran, şehitlerimizin çarpışma arkadaşları gazilerimizin, kutlama günü olan ‘’19 Eylül Gaziler gününü’’ bu sene son gündemlerin yoruculuğundan mıdır nedir pek sönük geçirdik.
Vatanı uğruna ölümü göze alan kahraman şehit ve gazilerimiz yalnız Kurtuluş Savaşında değil, dünya barışını korumak içinde 1950-53 tarihlerinde Kore’de, 1974’de soydaşlarımızı yok olmaktan kurtarmak için, Kıbrıs Barış Harekatında, göğüslerini siper etmişlerdir. Yine barışı korumak için, Bosna-Hersek, Somali ve Kosova’ya barış gücü olarak görevlendirilmişlerdir.
19 Eylül tarihinin bir önemi de 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya Mareşallik rütbesi ile gazilik unvanının verildiği bir gün oluşudur.
Bu kahramanlık gününü unutarak hiçe saymak, şehitlerimizin savaş arkadaşlarını hiçe sayarak, yattıkları yerde kemiklerini sızlatmak demektir.
Son zamanlarda yapılan referandum anketlerinde üniversiteli gençliğimizin,
Üstelik içlerinde ileride adaletine güveneceğimiz hukukçularımızın,
Evlatlarımızı yetiştirilmek üzere teslim edeceğimiz öğretmenlerimizin bulunduğu bölümlerde okuyanlar dahil olmak üzere bir çoğunun yakın tarihlerinden bir haber oldukları, avare, dejenere, akılları bir karış havada, ölüyle diriyi ayırt edemeyen bir gençlik olduğu anlaşılmıştır..
Bir kıvılcım ile alevlenen, milli duyguları tavan yapan, balkonlarında Türk bayrağını, balkon demiri brandasına dönüştürüp solana kadar tutup işin cılkını çıkartanlar, bu sefer bayraklarını çıkartıp nasıl oldu da Gazilerini hatırlamadılar? Gazilerimize hak ettikleri değeri vererek, onları her yerde ve her zaman onurlandırmalıyız.
Sevgili ana-babalar bu memleketi emanet edeceğimiz, bir sonra ki nesli yetiştirirken örf-adet, gelenek-göreneklerimizin yanı sıra, milli değerlerimizi, yakın tarihimizi de öğretip, bu değerlerimiz sahip çıkmalarını aşılamalıyız..
Gazilerimizi minnetle anıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
İlknur BAKIŞ
|