|
2010’un son demlerini yaşadığımız şu günlerde yeni yıl tebrikleri almış başını gidiyor…
Tabi bu arada İliklerimize kadar işleyen face ve benzeri bilgi iletişim ağlarındaki cicili bicili kutlamaları da unutmamak gerekir.
Bu uygulamalarla gelen tebriklere tek tek cevap yetiştirmeye kalksak klavyeyi kibritçi kız gibi boynumuza asıp gezmemiz içten bile değildir…
Aman ne lazım beni kutlamışlar, kutsamışlar, nezaketen cevap vermeli ayıp olmasın değil mi?
Zaten hayatlarımızı hep başkalarının ne düşünüp dedikleriyle doldurup taşırmıyor muyuz?
Ben bu sene bir başlangıç yapıp konu hakkında ki düşüncelerimi face duvarıma döküverdim… Kötü mü oldu acaba? demedim mi? dedim elbette ama değişime ve sesli düşünmeye bir yerden başlamazsak özlemlerimize, dileklerimize nasıl kavuşabiliriz ki?
Memleket gidişatımızda istenmeyen değişimlere verilen tepkilerde icrata geçilememenin verdiği buruklukla, hak etmediğimiz onaylamadığımız koşullara maruz kalmadık mı?
Gün geçtikçe kültürümüzden uzaklaşan gençliğimizi gördükçe içiniz sızlamıyor mu? Nerde kaldı o eski günler, muhabbetler, bayramlar demeyi biliyoruz da geleneklerimizi sürdürmek için niçin bir girişimde bulunmuyoruz?…
Ses etmeyelim de yoksa bize dokunmayan yılan bin mi yaşasın? Yetiştirmekte olduğumuz yeni nesil, milli değerlerimize örf –adet, gelenek-göreneklerimize sahip çıkmaz, burun kıvırırken, yılbaşı kutlamalarına kucak açmalarına göz mü yumalım?
Korkarım ki dış kültürlere hayranlık duyan, bugün ailelerini bile beğenmeyen nesil sayesinde, yarınımızda elimizde kalan tek çekirdek aile modelimizi bile yitirmiş olacağız...
Her ne kadar hıristiyan aleminin bayramı olan noel kutlamalarının kültürümüzde kutlanmasını onaylamıyor olsamda yeni bir yılın gelişine umutla bakıyor, geride kalan tüm olumsuzluklara birer çentik atıyorum ve siz değerli okuyucularımın yeni senesinin her yönden daha iyi, verimli, sağlıklı, huzur dolu, geçmesini diliyor, memleketimiz içinde yok olan umutların yeniden yeşerdiği güzel yarınlar diliyorum..
Sevgiyle esen kalınız,
30.12.2010
|