|
2011 yılına, yeni bir internet haber sitesi kanunuyla girilmesi bekleniyor. Bu yasa ile internet medyası yerini dahada attıracak. Böylece internet üzerinde yayın yapan gazete ve gazeteciler basın kartı alma hakkına sahip olacak. Gerçek olan şu ki, internet medyası gelişen ve dinamik bir sektör. Bu da internette yayın yapan gazetelerin önemini attırıyor. Yok canım ne alakası var demeyin, bakın bir haber bile herşeyin altını üstüne getiriyor. İnternet Medyası Derneği Başkanı Hadi Özışık konuyla ilgili sürekli konuşuyor, geleceği görüyorum diyor. O gelecek, gazetelerin internette yayın yapması. Hadi bey doğru görmüş, internet gazeteciliği çok büyük bir yere sahip olacak. Peki bir 10,15 yıl sonra kimler internet medyasında yer almaz? Milliyet yazarı Metin Münir, "Gazeteleri internette okumak hoşuma gitmiyor. Eski modayım. Elim kâğıt tutsun, burnum mürekkep konusu alsın isterim..." diyor. Yani internet medyasında yer almaya sıcak bakmıyor. Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan'da tahminimce internet medyasında yer almaya sıcak bakmayacak gibi. Çünkü daha önce yazdığı bir yazıda okurlar sabahları mürekkep kokusu ve merakı ile sözcü gazetesi alıyorlar demişti. Cumhuriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun'da internette yazmaya alışamayacak gibi. Şimdilik bu isimler var elimde. Son söz; geleceğimiz hayra kalsın.
***
I Love you, güzel bir film Son zamanlarda dizi ve sinema sektöründe hızla artış söz konusu. Kanallar çekilen sinema filmlerini ekrana taşıyorlar. İzlediğimiz filmler bizi hayalle gerçek arasında götürüp getiriyor. O filmler arasında aklımda kalan bir filmin serüvenini paylaşmak istiyorum. Sermiyan Midyat'ın ilk filmi olan I Love you filmini izledim. Ne kadar doğru bir iş yaptığını anladım. Sermiyan Midyat, ne kadar komedi gibi gürünsede dramı anlatan bir filme imza atmış. Güneydoğu'nun köşede kalmış bir köyün hikayesini ve nüfus cüzdanına kavuşma hikayesini mizahileri ile canlandırmış, iyi de yapmış. Ne kadar Ankara doğumlu olsa da Ülkenin ve Güneydoğu'nun bu durumunu anlatabilmeyi başarmış. Bir köy içinde geçen, daha doğrusu arada kalan bir köyün nüfus cüzdanına kavuşması için uğraşı ve buna kavuşması, bir yerli ve yabancı bir aşkıda konu alan Midyat; köyde hastane, okul, okuma-yazma eksiliğinide hissettirmiş. Bir dedenin torunu ile aynı anda nüfus cüzdanı alması ve en önemlisi bir yaşında denilmesi ve bunun kayda geçirilmesi dramın göstergesiydi. Köylü kızında aldığı nüfus cüzdanını çerçeveletmesi on numara bir sahneydi.
***
Kibar Feyzo hala var Okuduğum bir haberdi ve gerçekti. Yıllar önce çekilen, Kemal Sunal ve Şener Şen'in başrollerini oynadığı Kibar Feyzo filmini aratmayacak cinstendi. Anlayatım... Olay, Iğdır'ın merkez Karakuyu köyünde geçer. Başrolde; 26 yaşındaki Habip Allun ve Makbule Allun vardır. Genç çiftler birbirine aşık olur. Buraya kadar herşey normal. Yıllar 2003 yılını gösterir ve Habib Alllun kızı ister. Aile Makbule'yi 75 oyun başlık parası karşılığında kızlarını Habip Allun'a verebileceklerini söyler. Biricik aşkı için 35 koyunu 2003 yılında ödeyen Allun, kalan koyunları ödeyemediği sürece eşine kavuşamayacaktır, öylede olur. Devamı ise daha da traji komik. Bunun üzerine Habib Allun, para biriktirip sevdiğine kavuşmak için İstanbul'a gider. Habip Allan, Kemal Sunal'ın canlandırdığı 'Kibar Feyzo' filmindeki gibi inşaatlarda çalışarak kalan başlık parasını biriktimeye başlar. İki yıl çalışarak kalan 40 koyun parasını biriktirerek köyüne dönen Allun, bu kez de kayınvalidesinin, "git askerliğini yap, kızımı vereyim" der. Hemen askere giden Allun, 2006'ının Aralık ayında tezkere alarak sevdiği kızla dünya evine girer.
Ve hüzünlü sona gelinmiştir artık. Habip Allun, eşinin evden kaçmasıyla sarsılır. Kapı kapı eşini arayan Habib bir gizli numaradan telefon alır. Arayan eşi Makbule'dir, boşanmak istiyorum der. Şimdi gözler bu hikayenin başrolünde oynayan Habib Allun'a çevrildi. İşin ilginç yanı, 2011' e girilirken hala böyle şeylerin yaşanmasıdır. Soruyor rahmetli Kemal Sunal: Karıyı kaç paraya aldın diyor. Damat: Ne diyorsun sen kardeşim, karı mal mı, parayla alayım diyor. Ne güzel diyor ama.
|