Baba ve oğul ne zaman ellerine bir fırsat geçse hemen balığa giderlerdi.
Yine fırsat buldukları günlerden bir gündü ve levrek avı yasağının kalkmasına bir gün kalmıştı. Çocuk oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu. Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi. Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. Bu o güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.
Baba-oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat 22.00 olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı. Önce balığa, sonra oğluna baktı. 'Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum,' dedi. 'Baba!' diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle. 'Başka balıklar da var,' dedi babası. 'Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!' dedi çocuk. Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.
Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu. Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi...
Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı. Fakat 'değerler' konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirdi.
'Değerler', doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir.
Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz?
Evet, küçüklüğümüzde balığı suya geri bırakmak öğretildiyse, doğru olanı yapabiliriz. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmişsinizdir.
Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Önemli olan fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır. Peki sizce doğru olanı seçmeyi ayırt edecek bir anahtar var mıdır? Ailemize ve çevremize uygulamış olduğumuz doğru davranışlar aradığımız anahtardır oda içimizde zaten mevcuttur! Yeter ki kullanmasını bilelim…
Anne ve babamızı öyle karşılayalım ki; Ömür boyu bir başkasının evladına imrenmesin…
Eşimizi öyle karşılayalım ki; Yanınıza geldiğinde en doğru insanı seçtiğini hissetsin…
Çocuklarımızı öyle karşılayalım ki; Eve geldiği zaman, en güzel yerin evi olduğunu hissetsin…
Fakiri öyle karşılayalım ki, Ona verdiğinden daha büyük bir dua etsin…
Zengini öyle karşılayalım ki; Gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden utansın…
İçinizdeki anahtarın tüm güzelliklere sizleri ulaştırması dileklerimle, sevgiyle ışıkla kalınız.
|