|
Devr-i Alem değişti… Bir zamanlar “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” sözü, şimdilerde “Doğru söyleyeni toplama kampına koyarlar’’ oldu…
.
Demokrasi ile yönetildiği söylenen bir ülkede;
Hür iradelerin, hür düşünceleri ve paylaşımlarına, muhalefetin varlığına tahammül edilemiyorsa,
.
Ecdadımızı, kimlerin nerelerden geldiği unutturuluyor, unutuluyorsa…
.
Az zamanda çok işler yaptığın muvaffakiyetinin Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkar yürümesine borçlu olduğumuzu unutturarak, bu en büyük gücü ortadan kaldırmak isteniliyorsa,
.
Şuan özgürce topraklarımızda var olma sebebimizi borçlu olduğumuz, Baş Kumandan’ın resminin ve hitabesinin ders kitaplarının başında oluşuna tahammül kalmadıysa,
.
Zamanın koşullarına bakmaksızın, tek taraflı önyargılar ile çamura çekilip, geçmişimize hesap ödetilmek isteniyorsa,
.
Medeni huzur yolunda ilim ve güzel sanatlarda yükselmenin işareti verilmişken, tek tek heykeller yıkılıp, önüne set çekiliyorsa,
.
Topraklarımız, yeraltı kaynaklarımız emperyalistlere dolaylı dolaysız peşkeş çekiliyor, köylü ismi bile bakanlık adından kaldırılarak, özeleştirme safsatasıyla tarımımız şirketleştiriliyor, çekirdeksiz ürün bahanesiyle, milli, geleneksel tohumlarımız yok ediliyorsa,
.
Bir yandan insanımızın halkımızın canı, bakımı, sağlığı GDO’lu sentetik ilaçlar üreten yabancı firmaların ellerine emanet edilirken, savunma ilacımız olan silahlarımızın bakımı sivilleştirilip, savaş uçaklarımızda milli yazılım yerine kod’ları ABD'deye veriliyorsa, milli kodlarımızı yazan mühendisler intihar etmiş denilerek ortadan kaldırılıyorsa,
.
Farklı kültür, etnik gurupları birbirine düşürülüp, doktoru, eczacısı, askeri, öğretmeni, öğrencisi, gazetecisi, işçisi, madencisi, esnafı, köylüsü küstürülüyorsa,
.
Bundan kimler mutlu bilemedim, nerede bu demokrasi onu hiç anlamadım! Düşünüyorum da bir zamanlar, bize Cumhuriyetimizi armağan edenler de sussalardı, şu an üzerinde yaşadığımız vatan topraklarımız da, hala hür bir şekilde yaşıyor olur muyduk?
.
Türk’ün öz ruhunun emsalsiz temsilcisi Hoca Nasrettin’in dediği gibi olsun sonuç:
Bilenler-bilmeyenlere, anlayanlar-anlamayanlara anlatsın lütfen!
|