Deniz Baykal'ın sağlık durumuyla ilgili açıklama
 Devamı
 
 "NUTUK" Bize Emanettir!
 
  Devamı

 

 

 
          
  Devamı

MAGAZİN

 Emmy Ödül Töreni

 Devamı 

 

 

AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı

 

Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları



 
 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  15890090
Bugün Ziyaretçi :  2234
Aktif Ziyaretçiler :  123

KİSSİNGER ULUS DEVLETLERİ SAVUNUYOR
 
SORU  1-  Yeni ABD başkanı TRUMP  geçen hafta içinde  neden  eski Amerikan Dışişleri bakanı  HENRY  KİSSİNGER   ile görüştü . ?
CEVAP – 1.- Geçen hafta içinde  dünya basınında fotoğrafları ile yer alan  bir randevu da , TRUMP  eski başkan  NİXON döneminin ABD dışişleri bakanı Henry Kissinger ile görüşmesi , bugün  Amerika’da  başkan ve istihbarat örgütleri arasında sürmekte olan  kavga nedeniyle büyük anlam taşımaktadır .ABD diplomasisini belirleyen iki büyük uzman olarak Kissinger ve Brezinsky  bugüne  kadar yeni seçilen  başkanlara öncülük yapmışlardır . Brzesinky geçen ay vefat edince geride kalan en büyük  Amerikan  siyaset bilimcisi olarak Kissinger, geçmişten gelen misyonunu sürdürerek TRUMP ile uzun bir görüşme yapmıştır . Küresel sermayenin aylar öncesinden kendi kontrolü altında tuttuğu uluslararası medya aracılığı ile başkan ilan ettiği Hillary Clinton küresel şirketlerin bütün zorlamalarına rağmen başkan seçilememiş ,Pentagon’un önderliğindeki Amerikan devleti  , emperyalist şirketler ile  Siyonist lobilerin ortaklığına karşı  sert mizaçlı bir adayın başkan olmasını sağlamıştır . 
 Çeyrek asırlık küreselleşme macerasının başarısızlıkla sonuçlanması  üzerine bütün dünyada  siyasal gerginlikler ve sıcak çatışmalar artmağa başladığı için  tekelci sermaye sıcak çatışmaları  bir üçüncü dünya savaşına doğru sürüklerken Amerikan devletini eskisi  gibi kullanmak istemiş ama  Amerikan derin devleti böylesine bir senaryo sonrasında, Amerikan devlet düzeninin çökeceğini gördüğü için her türlü savaş senaryosuna mesafeli davranarak  kendi kamu düzenini ve geleceğe dönük  devletsel varlığını korumaya öncelik vererek hareket etmiştir . İşte bu aşamada  5 yıl önce”DÜNYA  DÜZENİ” adı altında yeni bir kitap yazarak küresel kaos senaryolarına karşı çıkan  Amerikan siyasetinin en büyük patronu konumundaki Kissinger, yeni başkan TRUMP ile bir araya gelmiştir . Amerikan emperyal politikalarını yıllarca belirleyen uzman olmasına rağmen  soğuk savaş dönemindeki dikkatli politikaları nedeniyle Nobel barış ödülü alan Henry Kissinger’in  , bir üçüncü dünya savaşı sürecini kesmek üzere  yeni ABD başkanı ile görüştüğü ve bu doğrultuda iş hayatından gelen yeni başkana  ABD merkezli dünya düzeninin sürdürülebilmesi doğrultusunda yeni önerilerde bulunduğu  tahmin edilmektedir . Ayrıca , Henry Kissinger ile yeni başkan  Donald Trump’ın Alman asıllı  Musevi ailelerden gelmesi de yeni başkanlık dönemini etkileyebilecek  bir unsur olarak  öne çıkmaktadır . 
 
Soru-2- Henry  Kissinger son kitabı olan  “DÜNYA DÜZENİ “ isimli çalışmasında neleri ortaya koymaya çalışmıştır ?
Cevap-2- Herkes yeni dünya düzeni üzerine kitap yazarak küresel emperyalizmi dünya halklarına kabül ettirmeye çalışırken ,bu gibi girişimlerin merkezi olan ABD’de  siyasal bilim ve diplomasinin önderi konumundaki Kissinger, yeni dünya düzeni  edebiyatını ve  safsatalarını bir yana bırakarak  eski dünya düzeninden bugüne gelen siyasal ve bilimsel birikimi genç kuşaklara anlatmaya çaba göstermiştir . Tarihin anlamı üzerine  kalın bir doktora tezi yazan Kissinger, hem tarihi hem de siyaseti bilen bir uzman olarak dünyanın geleceği doğrultusunda tahminler yapmağa çalışırken ,  geçmişten gelerek bugünün kuşaklarına yol gösteren  siyasal birikimi dünya kamuoyu önüne getirerek , dünyayı yaklaşmakta olan bir büyük felaketten kurtarmanın yolunu bulmaya çalışmıştır . Daha önceleri Çin,Beyaz Saray,Diplomasi gibi başlıklar ile  siyaset bilimi alanında önemli eserler vermiş olan Kissinger , herkesin yeni dünya düzeni peşinde koştuğu bir aşamada var olan dünya düzenini 
koruyarak  ve  bütün dünya ülkelerine  bir siyaset bilimi dersi vererek öncülük yapmıştır . Küresel  sermayenin çıkarları doğrultusunda dünya ısrarla yeni bir düzene doğru sürüklenmesine rağmen  çeyrek yüzyıl sonra yeni bir dünya düzeni kurulamamış ve eski düzen de bozulduğu için bütün dünya bir kaos ortamına doğru sürüklenmiştir . Kissinger, kaos ortamının felaket  senaryolarını  ortaya çıkaracağını vurgularken ,artık  yeni dünya düzeni peşinde koşma gibi yanlış bir girişime izin verilmemesini  ve kaotik ortam üzerinden yaklaşmakta olan siyasal gerginlik ve  karışıklık ,sıcak çatışma  ve  dünya savaşları gibi felaket senaryolarının devreye girmesini önleyecek  bir çizgide var olan devlet düzenlerinin korunması ve desteklenmesi gerektiğini yeni kitabında dile getirmektedir .Yaşanan kaos ortamının ,kitle imha silahlarının yayılışıyla ,devletlerin dağılmasıyla,çevre tahribatının etkileriyle ,soykırıma varan uygulamaların  ısrarla sürdürülmesiyle ve çatışmaları insan anlayışının ötesine taşıma tehdidi oluşturan yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla herkesi tehdit ettiğini , eski ABD dışişleri bakanı kitabında açıkça dile getirmektedir . Küreselleşme gibi yanlış organize edilen bir sürecin sonunda  şirketler büyürken  ve devletler küçülürken meydana gelen kamu düzeni eksikliği çerçevesinde  insanlık giderek kontroldan çıkan bir dünya yapılanması ile karşı karşıya gelirken , tüm insanlığı ve dünyayı toptan yok edebilecek bir   felaket senaryosunun  Armageddon girişimleri ile  gerçekleşebileceği  düşüncesi ile Kissinger , yeni dünya düzeni safsatalarının  bir yana bırakılarak  var olan ulus devlet düzenlerinin acilen öncelikli olarak korunmaları gerektiğini  vurgulamaktadır . 
 
Soru-3- Kissinger   “Dünya Düzeni “ isimli kitabında neden ulus devletleri desteklemektedir  ?
Cevap-3-Eski ABD dışişleri bakanı , hem sahip olduğu bilgi birikimi ile hem de ABD’nin üç numaralı kişi  olarak yaşadığı  siyasal gelişmelerin getirmiş olduğu geniş  deneyim ile dünyanın  geleceğini  savaş ve kaos gibi tehlikelerden kurtarmak üzere  ulus devletlerin var olan kamu düzenlerinin korunması ve  her türlü emperyalist projeye karşı savunulması gerektiğini kitabında anlatmaya çalışmaktadır . Dünya çoğulcu uluslararası alan yapılanmasına doğru geçiş yaparken, var olan ulus devlet  yapıları hem çıkış noktası olmuş hem de yeni yapılanmanın temel taşı görünümünde katkı sağlamıştır . Batı merkezli emperyalizmin dünya kıtalarına yayılmasıyla  sömürgecilik üzerinden  bölge devletleri oluşturulmaya başlanmış , yirminci yüzyıla gelindiğinde de sömürgeler tasfiye edilerek , bu eski yapılar yeni ulus devletler olarak,  Birleşmiş Milletler çatısı altında diğer ulus devletlere benzer bir statü içinde yer almışlardır . Böylece , dünya halkları uluslaşarak kendi ulus devletlerini kurma ve sahip olma  hakkını elde etmişlerdir . Beş binden fazla etnik topluluğun yaşadığı dünya haritası içinde , ancak  büyük ve geniş etnik gruplar kendi ulus devletlerini kurma hakkını elde etmişlerdir . 
 Ne var ki , batının zengin ülkelerinde meydana gelen ekonomik zenginlik  devletlerden şirketlere doğru bir geçiş gösterince , büyük şirketler tekelleşerek uluslararası alanda  kapitalist düzeni kendi kontrolları altına almaya çalışmışlar ve bu yüzden küreselleşme olgusu yeni bir süper emperyalizm uygulaması olarak insanlığa dayatılmıştır . Ekonomik zenginliği devletlerin üzerinden alarak kendi tekellerinde yönlendiren tekelci şirketler, küresel emperyalistlere dönüşürken  ulus devletlerin  giderek zayıfladığı ve kendi ülkesini yönetemez bir kötü duruma düştüğü gözlemlenmiştir . Piyasa ekonomisi oluşturmak gerekçesi ile ekonominin yönetimi devletlerin elinden alınınca  ulus devletler açıkta kalmış ve  dış  borç batağına sürüklenerek  çökertilmişlerdir . Her şeyi  ekonomi üzerinden yönlendirmeye kalkışan  tekelci şirketler , ekonomi üzerinden sahip oldukları gücü siyasal alana kaydırınca ulus devletlerin çekirdeğinde var olan ulusal egemenlik yerine sermaye egemenliği geçmiş ve  büyük şirketlerin bütçeleri  normal ulus devlet bütçelerinin on mislinden fazla büyüme göstermiştir. Bunun sonucunda da , tekelci şirketler devleşirken , ulus devletler  cüceleşmeye başlamış ve  etnik köken ile mezhep farklılıkları emperyal merkezler tarafından kışkırtılarak var olan
ulus devletler alt kimlikler ile parçalanarak ve  dünya kıtalarının her bölgesinde sıcak çatışmalar yaratılarak  küresel bir kaos ortamına geçiş sağlanmıştır . İşte yılların siyasetçisi ve bilim adamı Henry Kissinger bu yüzden yeni kitabında  küresel şirketlere karşı çıkarken  var olan kamu düzenlerinin korunabilmesi için ulus devletlerin desteklenmesi gerektiğini açıklamaya çalışmıştır . Aşırı kazançtan gözü dönmüş iş adamlarına dünyanın bir felakete doğru pupa yelken sürüklendiğini  anlatamayan  Kissinger , hem  var olan devletlere hem de  halk kitlelerine çağrıda bulunarak, ulus devletlere destek  talebinde bulunmuştur .
 
Soru-4-Kissinger yeni kitabında neden  WESTFALİA’NIN  MODERNİZASYONU ‘NU    istemiştir  ?
Cevap-4-Kissinger , dünyayı yakıp yıkmakta olan  süper emperyalizm içerikli küreselleşme senaryolarına karşı çıkarken hayal edilenler peşinde koşmamış, aksine bütün dünyayı tekelci şirketleri aracılığı ile kendi çıkar düzenine bağlayacağını düşünen ve bu doğrultuda hayalci senaryolar peşinde koşan  küreselci patronlara  ders verirken, bir bilim adamı olarak tarihin getirdiği zenginliği  esas almıştır. Ulus devletlerin tarih sahnesine çıkmasındaki ilk aşama olan  WESTFALİA  BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN   yeniden ele alınarak ve  günün koşullarına uygun düşecek bir biçimde modernize edilerek uygulama alanına aktarılması gerektiği konusunda ,dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye çaba göstermiştir .İki bin yıllık Avrupa tarihinde  din ve mezhep savaşlarına son veren ve Alman birliğinin kuruluşuna öncülük eden Westfalia Antlaşması ‘nı çıkış noktası olarak ele alan Kissinger ,yaklaşık  dört asır sonra   yeniden bu barış metnine dönerken ,modernize edilmiş bir Westfalia antlaşması ile ulus devletlerin  kendini kurtarabileceğini  ve  yeniden güçlendirilebileceğini açıkça ortaya koymuştur . Dünya barışı için  emperyalist saldırılar ile  yıkılmakta olan ulus devletlerin  kendini kurtarabileceği bir yeni aşamaya geçilmesi gerektiği , kitapta  açıkça dile getirilmektedir . 
 Bugünün ulus devletine giden yol , Avrupa’daki mezhep savaşlarının en yıpratıcısı olan 30 yıl savaşlarının sona erdirilmesinde, kıtasal barış antlaşması olarak  Westfalia barış antlaşmasının  öne çıktığını tarih kitapları  bugüne yansıtmaktadır . Küresel şirketler dünya devletlerini  by-pas ederek toplumun ve kamusal alanının yönetimini ele almaya çalışırlarken ,  tıpkı Westfalia Barış Antlaşması öncesinde olduğu gibi mezhep farklılıklarını kışkırtarak bir mezhepler ve dinler savaşı üzerinden ulus devletleri yok edebilmenin hesaplarını yapmaktadırlar . Her türlü etnik,dinsel,mezhepsel  alt kimliğin küresel şirketler aracılığı ile horlatıldığı bugünkü küreselleşme aşamasında ,ulus devletler iç ve dış ya da bölgesel çatışmalara alt kimlikler üzerinden sürüklenerek yok edilmeye çalışılmaktadır . Küresel şirketlerin bu oyunlarını yerinde fark eden Kissinger ,günümüzde mezhepler üzerinden bir alt kimlik savaşının Westfalia  Barış Antlaşmasının  modernizasyonu ile önlenebileceğini  bütün dünyaya  haykırmaktadır . Ne var ki , küresel sermayenin denetimine girmiş olan medya ve basın organları  aşırı kazançtan yana olan patronların istekleri doğrultusunda hareket ederken ,Kissinger gibi bir  evrensel siyaset dehasının uyarılarını görmezden gelmekte ya da kulaklarını tıkamaktadırlar . Para babalarının esiri olarak üç maymun oyununu (görme-duyma-konuşma) oynamaya devam eden  küresel medya ,patronların talimatları doğrultusunda yayın yaparak halk kitlelerinin zararına olacak bir biçimde  ulus devletlerin tasfiyesi doğrultusunda  eyleme geçmektedir .Tarihte Westfalia  Barışı sayesinde mezhep savaşlarından kurtulan Avrupa ülkelerinde, kralın egemenliği doğrultusunda merkezi devlet güçlendirilerek  alt kimlikçi bölücülüğün önü kesilmiştir .Merkezi egemenliği esas alan , kralların ülke sınırlarını koruyarak mutlak otoritesini  destekleyen  , klise baskılarını geride bırakan Westfalia Antlaşması Avrupa’da  ulus devletlerin oluşumu sürecinin başlatılmasını sağlamıştır . 1648 yılında otuz yıl savaşları olarak tarihe geçen mezhep savaşları Westfalia Antlaşması ile sona erdirilmiş ve kralların merkezi egemenliği ile ulus devletlerin oluşum süreci başlamıştır . 1789 Fransız devrimi böylesine bir
sürecin sonucunda  gerçekleşmiştir . Westfalia Barışı ile iç karışıklıklardan kurtulan Avrupa ülkeleri ulus devletlere dönüşmüştür . Bu gün ise mezhep savaşları ve alt kimlik çatışmaları tırmandırılarak  ulus devletler yıkılmaya çalışılmaktadır . Ulus devletleri yıkarak yerine küçük eyalet devletçikleri oluşturmaya çalışan küresel emperyalistler, alt kimlikçiliği hortlattığı için , böylesine bir durumun tarihte olduğu gibi yeni bir Westfalia Antlaşması ile  ulus devletlerin korunması gerektiğini ,eski ABD dışişleri bakanı Henry Kissinger  bugünün toplumlarına anlatmaya çalışmaktadır . Fransız devriminin ürünü olan bugünün ulus devletlerinin , Fransız devriminin gerçekleşmesine yol açan Westfalia Barışını iyi inceleyerek  kendi varlık düzenlerini , emperyal saldırılara ve iç karışıklıklara karşı koruyabileceğini artık herkesin ve her devletin görmesi gerekmektedir . Westfalia Barışının temel esasları olan merkezi yönetim ,sınırların dokunulmazlığı ,iç işlere karışılmaması ,mezheplerin  özgür varlığı , halk egemenliği  ve uluslararası hukukun  tanınması ilkeleri sayesinde  ulus devletlerin yoluna devam edebileceği kitapta öne sürülmektedir .Bu durumda  yükselen güçler   küresel bir Westfalia  Barışını aramak durumunda kalmaktadırlar . 
 
Soru-5- Kissinger kitabının son bölümünde insanlığa ne gibi mesajlar vermektedir  ? 
Cevap-5- Amerikan diplomasisinin en büyük otoritesi olarak Kissinger, kitabının son bölümünde zamanımızın dünya düzeni ile ilgili değerlendirmeler yapmaya çalışmaktadır . Dünyanın geleceği için devletlerin çatışmasına değil işbirliğine gereksinme bulunduğunu ,ABD’nin son dönemin süper gücü olarak dünya barışına önderlik yapması gerektiğini  ,Amerika’nın uygarlığın temsilcisi olarak modern dünyanın oluşumunda önemli görevler yerine getirdiğini ,bir çok ulus devletin ABD şemsiyesi altında kendi güvenliğini aradığını  yazar kitabının son bölümünde anlatmaktadır .Westfalia Barışının dinin taleplerine karşı dünyevi bir düzen getirdiği , devletlerin sahip oldukları ülke toprakları  ve siyasal güçlerin  de yönetimlerde etkili olduğu bu barış metni ile genel olarak kabül  görmektedir .Batı blokunun getirmiş olduğu dünya düzeni geride kalırken , doğu güçleri yeni dönemde  dünyaya açılarak yeni bir düzen oluşumunun içinde yer almaya çalışmaktadırlar . Batı emperyalizminin yarattığı krizlere çözüm getirebilmek için doğu ülkeleri siperlerini geliştirmektedirler .Güç dengelerindeki kaymalar dünya barışını tehdit ederken  siyasal koşullardaki değişiklikler ya da yenilikler  yerinde izlenerek gereken önlemler alınabilirse o zaman  devletlerin sahip olduğu meşru  hukuk düzenlerinin devamlılığı  yeni oluşturulacak dengeler ile  sağlanabilecektedir .Teknolojik alanda meydana gelen hızlı değişiklikler  var  olan düzenlerin  tehlikeye girmesine yol açmakta , ulusal sınırların aşılmasıyla birlikte de ulus devletlerin kendi egemenliklerine dayanan  kamu düzenleri  yıkılmaktadır . Küresel emperyalizm burjuva kesimlere refah getirirken   eşitlik düzenlerini yıkmakta ve  ulus devletleri ekonomik açıdan teslim alarak halk kitlelerinin sefalete sürüklemektedir .
 
 Kissinger ,yeni dünya düzeni arayışlarının bozmuş olduğu dünya düzeninin yeniden onarılması gerektiğini ,böyle bir yeni yapılanma sağlanamazsa , giderek artan dinsel baskılar ve ekonomik sömürüler yüzünden dünya düzeninin  altüst olacağını ,yeni bir dünya düzeninin kurulamadığını ama bu yüzden eski dünya düzeninin yıkıldığını , eğer acil önlemler alınarak yeni atılımlar ile eski dünya düzeni onarılamazsa, o zaman çöküşlerin ve savaşların küresel bir kaos ve yok oluşa neden olacağını   ,bu yüzden toplumların  ve devletlerin ayakta kalabilmesi için asgari düzeyde gereken önlemlerin alınması gerektiğini  açıkça vurgulamaktadır . Dünya düzeninin tek  ülke tarafından kurulamayacağını  ve  farklı kültürlerin  ile  dinlerin işbirliğine dayanan Westfalia sisteminin modernize edilmesiyle barışın ortak çabalarla sağlanabileceğini  söyleyen Kissinger ,aynı zamanda  dünyayı yangın yerine çeviren savaş senaryolarının da  ulus devletlerin  dayanışmasıyla  önlenebileceğini  söylemektedir.
 

 

Ekleyen:  Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Tarih:  17.7.2017
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN Yazıları
AVRASYA'DA TÜRKİYE VE RUSYAProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 18.10.2017 Devamı
YENİ LAVANT SÜRECİNDE KIBRIS Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 4.10.2017 Devamı
YENİ LAVANT SÜRECİNDE KIBRIS Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 29.9.2017 Devamı
KİSSİNGER ULUS DEVLETLERİ SAVUNUYOR Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 10.7.2017 Devamı
TEK TÜRKİYE, ANCAK KEMALİZM İLE MÜMKÜNDÜR . Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 25.6.2017 Devamı
KATAR TÜRKİYE’YE NE KATAR? Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 13.6.2017 Devamı
ORTA KORİDOR ORTA DÜNYA’YA KARŞI Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 28.5.2017 Devamı
FRANSA’YI ROTHSCHİLD AİLESİ TESLİM ALDI Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 16.5.2017 Devamı
BREXİT’TEN TREXİT’E AVRUPA NEREYE?Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 2.5.2017 Devamı
TÜRKİYE KAOSA SÜRÜKLENİYORProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 22.4.2017 Devamı
SİYASAL BASKI ORTAMINDA BİLİM OLMAZ . Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 15.4.2017 Devamı
SURİYE BÖLÜNÜRSE, TÜRKİYE‘de BÖLÜNÜRProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 11.4.2017 Devamı
İNGİLTERE YENİ DÜNYA DEVLETİ KURUYOR .Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 5.4.2017 Devamı
A.B.D’ den O.B.D. DOĞRU GİDİŞ Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 23.3.2017 Devamı
TÜRKİYE VE KİLİS Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 24.1.2017 Devamı
ATATÜRKÇÜLÜĞÜN YENİ GÜNDEMİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 13.6.2016 Devamı
EGE DENİZİ JEOPOLİTİĞİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 2.6.2016 Devamı
P O M A K L A R : BALKANLAR’IN DEVLETSİZ TÜRKLERİ Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 25.5.2016 Devamı
P O M A K L A R: BALKANLAR’IN DEVLETSİZ TÜRKLERİ Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 14.5.2016 Devamı
BALKANLAR'DA GÖÇLER VE MÜBADELEProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 21.4.2016 Devamı
BALKANLAR'DA GÖÇLER VE MÜBADELEProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 21.4.2016 Devamı
TÜRKİYE VE BALKANLARProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 10.4.2016 Devamı
SIRBİSTAN: BALKANLAR'DA SLAV EMPERYALİZMİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 28.3.2016 Devamı
TÜRKİYE YUGOSLAVYA OLMAYACAK!Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 22.3.2016 Devamı
BATI ÜÇGENİNDEN DÜNYA DÖRTGENİNEProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 6.2.2016 Devamı
YENİ CUMHURİYET PROGRAMIProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 26.1.2016 Devamı
YENİ OSMANLICILIK ARAYIŞLARIProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 6.1.2016 Devamı
RUSYA DÜNYA’YA MEYDAN OKUYOR Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 7.12.2015 Devamı
NORVEÇ'İ RUSYA İŞGAL EDER Mİ?Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 9.11.2015 Devamı
SİYASAL REJİMLER VE SEÇİM SİSTEMLERİ Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 27.10.2015 Devamı
TÜRKİYE VE BULGARİSTANProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 12.9.2015 Devamı
ABDÜLHAMİT’İN ŞAM DEVLETİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 21.7.2015 Devamı
ABDÜLHAMİT’İN ŞAM DEVLETİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 13.7.2015 Devamı
KALKINMA NOKTASINDAN KURUCU ÇIKIŞ NOKTASINAProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 4.7.2015 Devamı
TÜRKİYE'NİN MERKEZİ JOPOLİTİĞİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 17.6.2015 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

AVRASYA'DA TÜRKİYE VE RUSYA
Hüseyin TOPRAK

VAH MI YUH MU? SİZ KARAR VERİN…
M. Yahya EFE

“Utandım çocuk”
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Bir hafta sonu hikayesi…
Orhan SELEN

İMANSIZLAR ÇOCUK DÖVER
Harika ÖREN

‘’NUTUK’’ BİZE EMANETTİR!
Belma Demir AKDAĞ

YA ÇIKARSA…
Nusret KEBAPÇI

YENİ OSMANLICILIK DEDİKLERİ…
Sevgi Ünal

İKİ KADINLAR
Elveda TANIK

DOĞU PERİNÇEKİ ANLAMAK…
Melek Adalet ÖNOL

"yol çekiyor canım"
Mahmut SELÇUK

SELAM OLSUN
Ahmet GÖKSAN

YÖNTEMİN YENİSİ
Metin Mercimek

TATİL DÖNÜŞÜ DEPRESYON YARATIR MI?
Günseli RUMELİOĞLU

DERDİM BİR DEĞİL Kİ!
Dr. Doğan KUŞMAN

MUTLU MUSUNUZ?
Münevver ÖZCAN

BİZE GÖREV DÜŞÜYOR
Atilla YÜNCÜOĞLU

DÜNYA İNSAN KAYNIYOR- 100 SENEMİZ KALDI
Ayten YAVAŞÇA

Antakya Medeniyetler Korosu Konseri
Şahika ÖNER

YAZDAN KALANLAR!
Sevinç ŞİMŞEK

Staj zamanı
Ahmet BARUTÇU

İNADIN KÖRÜ
Nejat TAŞKIN

RAMAZAN BAYRAMI…
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN HATIRLATTIKLARI
Mehmet KADIOĞLU

BOŞVER GİTSİN
Oktay ZERRİN

RÜYAMDA BİR NEYZEN OLMUŞTUM GECE
Nevin BALTA

“30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI”NIN ÖNEMİ

  

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım