| İçinde bulunduğumuz bu güzel ay, olanın olmayana elini uzattığı, varlığın yokluğa aktığı, yardımlaşmanın, dayanışmanın ve dostluğun, kardeşliğin arttığı bir ay. Daha doğrusu kendimizden başkalarını düşündüğümüz veya düşünmemizin gerektiği bir ay. Sevgi ayı, muhabbet ayı…
İnsan olarak, zaman ve mefhum gözetmeksizin fırsat buldukça ihtiyaç sahiplerine elimizi uzatabilmeliyiz. Tebessümün bile sadaka olarak kabul edildiği güzel bir dinin mensuplarıyız. Her Müslüman’ın vermesi gereken zekât ve fitreleri var. Bilhassa içinde bulunduğumuz bu ay bu tür yardımlaşmalarımızı geciktirmeden bir an önce yaparak, ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin de sofralarında katık, çocuklarının üstünde elbise, ayaklarında ayakkabı olmamız lazım.
Yine şuan sel felaketiyle ve onun getirdiği sefalet ile boğuşan Pakistanlı kardeşlerimize de zekât ve fitrelerimizi ulaştırabiliriz. Çanakkale savaşlarında İngilizlerin oyununa getirildiklerini ve kandırıldıklarını anlayıp saf değiştirerek askerlerimizin siperine geçen ve askerlerimiz ile omuz omuza savaşan, şehit olan, ayrıca hem Kurtuluş Savaşında hem de Marmara depreminde ülkemize maddi destekte bulunan Pakistanlı kardeşlerimize borcumuzu ödemenin tam zamanı.
Yaradan’ın hiç kimseyi böyle felaketler içinde bırakmamasını dileyerek, yardımlaşmayla ilgili yazmış olduğum şiirle sizleri baş başa bırakıyorum.
GÖNÜL
Veren el alandan üstündür derler,
Sen de vermesini biliver gönül,
Düşmüş ağlıyor bak, minicik çocuk,
Haydi! Gözyaşını siliver gönül.
Yardımlaşın demiş, yüce Muhammet,
İyi düşünceden doğar muhabbet,
Aç gönül sofranı, yapıver davet,
Fakirle sofranda oluver gönül…
Durma git yoksula, kapısını çal,
Varsa ihtiyacı, onu da sen al,
İstiyorsa sohbet, gitme orda kal,
Garibin derdini alıver gönül…
O gelmezse sen git, onun yanına,
Can suyu ol can kat, onun canına,
Yakışmaz ağlamak sanma şanına,
Bırak gözyaşını salıver gönül…
İster taş atsınlar, isterse de gül,
Vazgeçme yardımdan, bunu görev bil,
Yoksul karşısında daima eğil,
Deli diyenlere gülüver gönül…
|