Türkiye'nin Coronavirüs Tablosu

 Devamı 
 
 
Kiiis'in il oluşunun 25. yıldönümü kutlu olsun!
 Devamı    

 

 
 
    Fransa gözünü AB'ye çevirdi 
  Devamı 

magazin
 
 
 
Bu bahar siyah & beyaz Moda
 
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  22701402
Bugün Ziyaretçi :  1709
Aktif Ziyaretçiler :  102

YOLUN GÜVENSİZLİĞİ
 
 “ ‘Kıbrıs Kıbrıslılarındır, halklar kardeştir. Türkiye karışmasın barış derhal olur’ tuzağına düşmüş olanlar artık gözlerini dört açmalıdır”.
Rum’un teklif ettiği barış, Kıbrıs’ı Yunan yapacak esnekliğe sahiptir. Gözümüzü dört açalım! Dünya bizi yanlış anlamasın diye ikide birde yeni teklifler oluşturup durumumuzu erozyona tabi tutmayalım”. 1979
Dr. Fazıl KÜÇÜK
 
BM Güvenlik Konseyinin 04 Mart 1964 gününde aldığı talihsiz 186 sayılı kararla Ada’da yaşanan uyuşmazlığın çözümsüzlüğünün önündeki nedenlerden bir tanesi olarak karşımıza duruyor. Bu duruşa bir de karşımızdaki unsurun uyuşmalıkları da eklenince adeta tadından yenilmez oluyor. Anılan günde alınan kararla karşımızdakiler devlet olarak tanımlanırken Kıbrıs Türk’leri de toplum statüsüne indirgeniyordu. Bunlara ek olarak yaşanan çatışmaların durdurulabilmesi için Barış Gücü görevlendiriliyordu. Buna koşut olarak uyuşmazlığın çözümü için arabozucular affedersiniz arabulucular da devreye sokuluyordu.
Görev süresi 31 Temmuz 2019 gününe dek uzatılan Barış Gücü’nün bugüne değin yaptıkları uygulamalarla paralı turist görüntüsü vermenin ötesine geçemediği biliniyor. Bay Antonio Guterres hazırladığı son raporunda “Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözüm perspektiflerinin halen canlı olduğunu” yineliyordu. Maraş konusu da bütünlüklü çözümün bir parçası olarak tanımlandığı için kullanıma açılamıyor. Benzer değerlendirmenin uyuşmazlığın çözümü konusunun da ortalık yerlere konuluyor olmasını talihsizliğin en büyüğü olarak tanımlamak gerekiyor.
Bay Guterres 15 Ekim 2018 gününde yayınladığı son iyi niyet raporunda ise, “Ada’da iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşma olasılığının hala canlı olduğunu buna karşın bu konuda BM’in iyi niyet misyonunu tam olarak devreye sokmadan önce iki tarafın ortak bir yol üzerinde anlaşmaya varmaları gerektiğini” vurguluyordu. Ada’da umutların ve güvenin azalıyor olmasını çözümü taraflara değil liderlere yüklüyordu. Karşı taraf çoğunluk olarak tanımlanırken şu anda yaşanmakta olan belirsizliğin Kıbrıs Türk’lerinin geleceğine ilişkin büyüyen endişeler yarattığını belirtiyordu.
Raporun Ada çevresindeki hidrokarbon yataklarına ilişkin olarak da “Bir kez daha yinelemek isterim ki Kıbrıs’ta bulunan doğal kaynaklardan iki
toplum da yararlanmalıdır. Bu Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunması içinde güçlü bir unsur olmalıdır.” Diyordu.
Şimdi doğru oturup doğruyu konuşmamız gerekiyor. Bugüne değin eğri oturarak doğruyu bulana pek rastlanmadığını da vurgulamak istiyor ve soruyoruz. “Bay Guterres, Ekim ayından bu yana ne değişti de yeni raporunuza aşağıdaki yargınızı ekliyorsunuz? “Müzakerelerin geleceğine ilişkin, siyasi yükümlülüğü etkilediğini ve Ada’nın yeniden birleşmesine ilişkin desteğin sabote edilmesini tehlikeye attığının görüldüğünü belirttikten sonra, “hidrokarbon konusunun bölgesel işbirlikleri için önemli fırsatlar sunduğunu ancak buna eş zamanlı olarak Kıbrıs çevresindeki sondaj çalışmaları ve faaliyetlerin gerginlik kaynağı olduğunu” vurguluyordu. Bay Guterres bu yönlü değerlendirmeleri ile kendi kişiliğinin ötesinde temsil ettiği kurumun güvenilmez olmasına da katkı vermiş oluyor.
Genel hatları ile irdelediğimiz her iki rapor konusunda Bay Guterres’in iki caminin arasında kalmış görüntüsünden kurtulamadığı veya kurtulmak istemediğini de kaydetmiş oluyor. Yaşanan haksızlığı karşı tarafın fırsata çevirerek hidrokarbon konusunda kazanım elde etmelerine çanak tutuğu görülüyor. Kıbrıs Türk’lerine ise, Hoca Nasrettin’in öykülerini anımsatan davranışları sergiliyorlar. Böyle bir haklarının olmadığını bilmeleri gerekiyor.
Uluslararası toplum temsilcilerinin açıktan taraf oldukları noktada Ulusal Konsey’i kurarak yol haritamızı belirlememiz gerekiyor mu ne…
SEVGİ ile kalınız…
08 Şubat 2019 - Ankara -
 

 

 

Ekleyen:  Ahmet GÖKSAN
Tarih:  17.2.2019
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Ahmet GÖKSAN Yazıları
HUYUN HUYSUZUAhmet GÖKSAN [ 7.7.2020 Devamı
KURALIN DEĞİŞİMİ Ahmet GÖKSAN [ 15.6.2020 Devamı
ÇÖZÜMÜN GÖNÜLSÜZÜ Ahmet GÖKSAN [ 5.6.2020 Devamı
ÖZÜN KAYNAĞIAhmet GÖKSAN [ 4.6.2020 Devamı
YAPININ SAYGINIAhmet GÖKSAN [ 24.5.2020 Devamı
TEZİN KARŞISIAhmet GÖKSAN [ 22.5.2020 Devamı
YAPIMIZIN YENİSİ Ahmet GÖKSAN [ 10.5.2020 Devamı
DÜŞÜNMENİN SAĞLIKLISI Ahmet GÖKSAN [ 30.4.2020 Devamı
YAPILANMANIN YENİSİ Ahmet GÖKSAN [ 20.4.2020 Devamı
AYARIN DOZUAhmet GÖKSAN [ 12.4.2020 Devamı
KATİLİN SERİSİAhmet GÖKSAN [ 3.4.2020 Devamı
VİRÜSÜMÜZÜN KENDİSİ Ahmet GÖKSAN [ 2.4.2020 Devamı
TRENİN SALLANMAYANIAhmet GÖKSAN [ 24.3.2020 Devamı
İŞLEMİN İZOLESİAhmet GÖKSAN [ 23.3.2020 Devamı
İVMELİ IRKÇILIKAhmet GÖKSAN [ 16.3.2020 Devamı
SARSINTININ ARTÇILARIAhmet GÖKSAN [ 29.2.2020 Devamı
KURALLARIN HUKUKUAhmet GÖKSAN [ 24.2.2020 Devamı
ÇABANIN KAHVESİAhmet GÖKSAN [ 10.2.2020 Devamı
ÇÖZÜMÜN EGEMENLİĞİAhmet GÖKSAN [ 9.2.2020 Devamı
RAPORUN İNANDIRICISI Ahmet GÖKSAN [ 2.2.2020 Devamı
KOŞULLARIN YENİSİAhmet GÖKSAN [ 22.1.2020 Devamı
KAZANIN KAYNAYANIAhmet GÖKSAN [ 19.1.2020 Devamı
PROGRAMIN SEÇİMİAhmet GÖKSAN [ 17.1.2020 Devamı
HEDEFİN DOĞRUSUAhmet GÖKSAN [ 5.1.2020 Devamı
ÇABANIN ORTAĞIAhmet GÖKSAN [ 26.12.2019 Devamı
ŞARLATAN – LARAhmet GÖKSAN [ 26.12.2019 Devamı
DAĞIN FARESİ Ahmet GÖKSAN [ 13.12.2019 Devamı
SONUN DAĞINIKLIĞI Ahmet GÖKSAN [ 1.12.2019 Devamı
BULUTLU TOZ Ahmet GÖKSAN [ 28.11.2019 Devamı
HARİTANIN YOLUAhmet GÖKSAN [ 27.11.2019 Devamı
GÜCÜN BİLGİSİAhmet GÖKSAN [ 4.11.2019 Devamı
ARATILMAYAN AĞABABALARAhmet GÖKSAN [ 3.11.2019 Devamı
YOLUMUZUN DOĞRUSUAhmet GÖKSAN [ 22.10.2019 Devamı
EŞİTLİĞİN EGEMENİAhmet GÖKSAN [ 14.10.2019 Devamı
TAVIRLARIN DAYATILMASIAhmet GÖKSAN [ 27.9.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  8  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİK
Bekir COŞKUN

KORKU...
Yekta Güngör ÖZDEN

Toplumsal Sınav
Hüseyin TOPRAK

BEKTAŞİLİK…
M. Yahya EFE

Hayatı paylaşmak lazım!
Orhan SELEN

GÖRME ENGELLİLERİN MANTIĞI
Harika ÖREN

ŞİŞMAN FİGÜRLERİYLE KOLOMBİYALI BOTERO
Belma Demir AKDAĞ

KURALLARA UYMAYANLARIN DİKKATINE
Arzu KÖK

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Ahmet GÖKSAN

HUYUN HUYSUZU
Sevgi Ünal

BEN BİR KORKAĞIM
Metin Mercimek

GÜNÜMÜZ AİLESİNDE "BEN" VE "BİZ" DÜŞÜNCESİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Handan ÇÖLAŞAN

TEYZEM...
Şahika ÖNER

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Fevziye ŞİMDİ

SATILIK SEVDA
Oktay ZERRİN

SEVGİ TOPLUMUNDAN NEFRET TOPLUMUNA !
Sevinç ŞİMŞEK

Dikkat ettiniz mi?
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam