Erdoğan; "En büyük gücümüz, tarihi mirasımız"
 Devamı    
 
 
 
 Kılıçdaroğlu; "Milletten korkmak lazım"
  Devamı    

 

 
 
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!  
  Devamı 

magazin
 
 
57. Antalya Film Festivalinde
En İyi Film ödülü
HAYALETLER
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  23448005
Bugün Ziyaretçi :  1058
Aktif Ziyaretçiler :  59

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
 
Dünya can çekişiyor. Arada kaçamaklar haricinde, günler birbirine benziyor. Yasaklarlarla birlikte, hayatla aramıza giren maske, evde kalma mecburiyeti getiriyor. Kendi dünyamda, gerçekleri göğüslemeye çalışırken, belli yaşlardaki genç ve olgunlar, cezası olmayan günlerin hapsinde yaşamak zorunda kalıyorlar.
 
İyi ki hayata açılan pencerem var. Beydağları her daim bütün ihtişamıyla, günün her saatinde beni karşılıyor. Gün geceye kavuşurken, renkler her daim beni büyülüyor.
 
Toros Dağları'nın batı uzantılarından Bey Dağları, Antalya sınırları içinde yer alır. Bey Dağları grubu, Antalya Körfezi'nin batısında, kuzey-güney doğrultusunda körfeze paralel olarak devam eder. Bu doyumsuz güzelliğin, aşk hikayesi, dağlara gömülmüş, her an gözümün önünde uzanmaktadır. 
 
Efsaneye göre, bir yörede, bilinmez sevdaya düşmüş çoban, çaresiz, dolanır. Karşısına bir gün aksakallı bir ihtiyar çıkar. Genci görünce,“Senin sevdan da sürün de buralarda değil, uzaklarda, beyin dağlarında,  oyalanma, var git oraya” der. Yollara düşer, sonunda, sayısını bilemediği sürüsü olan, ünlü Bey’in baş çobanı olur. Sürüsüyle birlikte, gözü, aklı dağlarda, köylerde, obalarda, çadırlarda sürekli hayat eşini arar. Aylar yıllar geçer. Sevda içinde büyür, ama bir türlü yüreği aradığını bulamaz. Sonra bin yıl önceden gelip bin yıl sonraya doğru akan bir ses duyar. Akdeniz’e doğru bakar ve beyaz tenli, narin bir bedenin, uzun kara saçlı, bir hayal, bir düş gibi, dalgaların altına girip köpüklerin üzerinden süzülmesiyle dona kalır. Çoban, denizden gelen, denizkızını yitirmemek için ardından soluğu tükeninceye dek koşar. Sevdalısı dalgaların ve ufuktaki sisin ardında gözden kaybolur gider. Çoban sevdalısının peşinden gitmek için yanıp tutuşur ama sürüyü çobansız bırakmaya bir türlü gönlü razı olmaz. “Ulu tanrım, gitmem, onu bulmam gerek. Ne olur tanrım, Beyimin sürüsüne elin eli değmesin! Kurt dalmasın, canavar yemesin! Ben gelene kadar onları orada öyle bırak beklesinler” diye yakarır. O ana dek, yer ve gök olalı böyle içten bir yakarışa, böyle candan bir çağırışa tanık olmamıştır. Çoban sürüsüne dönerek seslenir,“aslan boğalarım, sütlü ineklerim, çevik keçilerim! çönün, çömelin”der.  Bey’in azgın boğaları, boylu inekleri ve kıvrak keçileri birbirine yanaşır, ağır ağır çömelir, sıra sıra toprağa yaslanırlar. Uzun bir boğa sırası dağlar boyunca akıp gider, Bey’in topraklarının ötelerine uzanır. Binlerce yıllık güçlü çağrı bütün hayvanları dağlara gömer. Çoban Akdeniz’e, onun sonsuzluğuna bakarak çömelmiş boğaların arasına sırtını toprağa, yüzünü gökyüzüne vererek uzanır. Gözyaşları akar, toprakları sular. Akdeniz’in kıyısındaki dağlarda, kimsenin hiçbir zaman başı ile sonunu birlikte göremediği sürüsüyle, kucak kucağa taşlaşıp kalır. Toros dağlarının, batı ucundaki bölümüne Beydağları denmesi bundandır. Bir başka anlatımla Toros ve Beydağlarının mayasında çoban, boğa ve keçi hakkı vardır. Bu dağlara Toros (boğa), Beydağları, yarımadaya Teke Yarımadası adlarının verilmiş olması, bu dağların konar-göçer (yörük) yurdu olarak bilinmesidir.  Antalya’ya yolu düşenler, Karaalioğlu parkından batıya doğru, Beydağlarına doğru baksınlar. Boğayı, keçiyi andıran tepeler arasında sevdalısına kavuşamamış bahtsız çobanın yaşlı gözlerle gökyüzünü süzen siluetini de mutlaka göreceklerdir.
 
Beydağlarında gün, kendini gecenin kollarına bırakıyor. Renkler, kızıla dönerken, çoban hala, gözü gökyüzünde, denizde sevdalısına kavuşmak için bekliyor. 
Beydağları hikayesi için, Prof.Dr.Tuncay Neyişçi yazısından faydalanılmıştır. 
 
 

 

Ekleyen:  Şahika ÖNER
Tarih:  15.6.2020
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Şahika ÖNER Yazıları
ANALARIMIZIN BAYRAM SOFRALARI!Şahika ÖNER [ 23.5.2020 Devamı
EVDE KAL, EVDE HAYAT VARŞahika ÖNER [ 5.4.2020 Devamı
İZMİT VE ANILARŞahika ÖNER [ 19.11.2019 Devamı
ANTALYA RENGARENKŞahika ÖNER [ 20.6.2019 Devamı
ANTALYA’DA BAHARA DOĞRUŞahika ÖNER [ 29.3.2019 Devamı
DOĞU DEĞİL, MACERA EKSPRESİ!Şahika ÖNER [ 24.2.2019 Devamı
YENİ YIL VE HATIRALARŞahika ÖNER [ 24.12.2018 Devamı
ŞİMDİ YAŞAMA TAD KATMA ZAMANIDIR Şahika ÖNER [ 25.10.2018 Devamı
ANALARIMIZIN BAYRAM SOFRALARI!Şahika ÖNER [ 20.8.2018 Devamı
LAVANTANIN DAYANILMAZ GÜZELLİĞİ Şahika ÖNER [ 19.7.2018 Devamı
ANNEMDİ!Şahika ÖNER [ 12.5.2018 Devamı
ÇOCUK İSTİSMARI Şahika ÖNER [ 9.3.2018 Devamı
LİZ VE BURTON’UN ÖLÜMSÜZ AŞKLARIŞahika ÖNER [ 11.2.2018 Devamı
Aaaa YENİ YIL GELMİŞ! Şahika ÖNER [ 27.12.2017 Devamı
YAZDAN KALANLAR! Şahika ÖNER [ 1.10.2017 Devamı
MASAL OLUR AŞKLAR!Şahika ÖNER [ 21.8.2017 Devamı
BENİM SİNEMALARIM!Şahika ÖNER [ 19.7.2017 Devamı
BAYRAM GELDİ!Şahika ÖNER [ 25.6.2017 Devamı
BENİM ANNEM!Şahika ÖNER [ 13.5.2017 Devamı
23 NİSAN’DA ÇOCUK OLMAKŞahika ÖNER [ 22.4.2017 Devamı
EVET Mİ? HAYIR MI?Şahika ÖNER [ 27.3.2017 Devamı
BAHAR GELDİ!Şahika ÖNER [ 7.3.2017 Devamı
OSMANLIDA YASAKLARŞahika ÖNER [ 27.1.2017 Devamı
CANIMIZ ÇOK YANIYOR!Şahika ÖNER [ 3.1.2017 Devamı
YEDİGÖLLER’DE SONBAHARŞahika ÖNER [ 17.11.2016 Devamı
TACİZLE TANIŞMA ZAMANLARI!Şahika ÖNER [ 26.9.2016 Devamı
ATATÜRK VE BAYRAMŞahika ÖNER [ 11.9.2016 Devamı
SELFİE ÇILĞINLIGI!Şahika ÖNER [ 15.8.2016 Devamı
BAYRAMIN TADI TUZU YOK!Şahika ÖNER [ 5.7.2016 Devamı
SİSLER İÇİNDE MEMLEKETİMŞahika ÖNER [ 10.6.2016 Devamı
PARİS’TE ‘’DALİDA’’Şahika ÖNER [ 10.5.2016 Devamı
CİNSEL İSTİSMAR ÇIĞLIKLARI!Şahika ÖNER [ 5.4.2016 Devamı
ACININ DAĞLADIĞI YÜREKLERŞahika ÖNER [ 18.3.2016 Devamı
KADINLIKTAN UZAK!Şahika ÖNER [ 7.3.2016 Devamı
BİZ DE PATLADIK!Şahika ÖNER [ 19.2.2016 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

KAPİTOKRASİ VE PREKARYA
Bekir COŞKUN

Yazı bilmem
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal çarpıklıklar
Hüseyin TOPRAK

ŞİİR…
M. Yahya EFE

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun
Orhan SELEN

Kara çarşafı kim yasakladı?
Harika ÖREN

CUMHURİYET ATEŞİ SÖNMEZ
Arzu KÖK

Muhalefet
Belma Demir AKDAĞ

CUMHURİYETİN KADINLARI
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Ahmet GÖKSAN

YOLUN AYDINLIĞI
Metin Mercimek

KOMŞULUK DÜŞÜNCESİ
Sevgi Ünal

DİKEN ÜSTÜ
Handan ÇÖLAŞAN

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.
Dr. Doğan KUŞMAN

ERMENİSTAN İLE TÜRKİYE İLİŞKİSİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Şahika ÖNER

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Fevziye ŞİMDİ

TÜRK DİL BAYRAMI
Oktay ZERRİN

GAZETECİ EFE KÖPEĞİ MAÇO' YU UNUTMADI !
Sevinç ŞİMŞEK

Dikkat ettiniz mi?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM

 

 

MICHELIN Ana Bayii GÜLER KARDEŞLER 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam