Kilis Valisi Soytürk'ün Kilis'in İl oluşunun  24. yıldönümü mesajı
 

Devamı 

 

Rektör Karacoşkun'un Öğrencilere başarılar diledi

 

Devamı 

 

 

 
 
Üniversite sınavları saat kaçta başlayıp, bitecek?
  Devamı 

 
magazin
 
Girne'de "Basma Fistan Giyerim Sergisi"
  Devamı  
 
 

Hamiyet Yüceses-Sevmekten kim usanır

 

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  19842942
Bugün Ziyaretçi :  5339
Aktif Ziyaretçiler :  136

SİYASAL BASKI ORTAMINDA BİLİM OLMAZ .
 
Prof. Dr. Anıl Çeçen ile söyleşi
 
S-1- Son günlerde  üniversitelerde başlatılan olaylara ne diyorsunuz ?
C-1-Türkiye Cumhuriyeti son derece kritik bir dönemden geçerken  ülkenin bir çok yerinde beklenmeyen gelişmeler ortaya çıkmakta ve bu gibi olaylar ülkede gerginliğin tırmanmasına yardımcı olmaktadır . Üniversitelerde ülkenin  bilim merkezleri ve zinde güçleri  olarak bu gibi olaylardan fazlasıyla etkilenmekte ve yara almaktadır .Türkiye’nin tam ortasında yer aldığı merkezi alanda bazı emperyal projeleri olan güç merkezleri bölge ülkeleri ile birlikte  Türkiye’yi de karıştırarak  ülkede haksız yere gerilimlere   yol açmaktadırlar . Üniversitelere sıçrayan olayları böylesine genel  bir çizgide gelişen olayların yansıması olarak görmek mümkündür .  
 
S-2- Daha önceki dönemlerde de benzeri olaylar görüldü mü ?
C-2- Osmanlı devletinin son dönemlerinden başlayarak ortaya çıkan üniversite olaylarının Cumhuriyet devrinde de hemen hemen her dönemin koşullarına uygun olarak gündeme geldiği görülmektedir . Cumhuriyetin kuruluş yıllarında geçmişten gelen tutucu kadroların devre dışı bırakıldıkları görülmüştür .Çağdaş bir bilimin Türkiye’de gelişmesine engel olan eski kadrolardan arınırken , Türk üniversiteleri batı uygarlığı düzeyinde bir bilimsel ortama yavaş yavaş kavuşmaya başlamıştır . Her ülke diğer devletlerle bilimsel yarışa kalkıştığı zaman önce üniversitelerine çeki düzen verdiği için , Türkiye’de kurulmuş olan çağdaş cumhuriyet rejimi de önceliği çağdaş bir üniversiteye  vermek istemiştir . 
 
S-3-Cumhuriyetin sonraki dönemlerinde üniversiteler ne gibi bir konuma sahip olmuştur  ?
C-3-Cumhuriyetin kuruluş dönemi sonrasında ülkede yeni bir sınıf olarak milli burjuvazi gelişirken .bu durumun üniversitelere de yansımaları olmuş ve  milli burjuvazinin zihniyetine uygun kadrolar üniversitelerde işbaşına getirilmeye çalışılmıştır . Milli burjuvazi gelişip palazlandıkça kendi zihniyetine uygun tutucu kadroların üniversitelerde köşe başı tutmasına destek sağlamış , gerçek anlamda halktan ve haktan yana olan kadrolara bu yüksek eğitim kurumlarında yer verilmek istenmemiştir . Devleti kuran kadroların ailevi uzantılarının  üniversitelerde devreye girdikleri ve bu doğrultuda yeni bir yapılanmanın tamamlanmaya çalışıldığı görülmüştür . 
 
S-4-Ara rejimlerde ve askeri dönemlerde üniversitelerde neler olmuştur  ?
C-4- Batı kapitalizminin çıkarları doğrultusunda Türkiye cumhuriyeti de bir sömürge devletine dönüştürülmek istenmi ş ve bu doğrultuda  bilim merkezleri olarak üniversitelerde batı hegemonyasının kontrolü altına alınmaya çalışılmıştır . Bu doğrultuda batı yanlısı ve işbirlikçisi  kadrolar zamanla üniversitelerde egemen olurken , halktan ve haktan yana tarafsız bilim kadrolarının üniversite sürecinin dışında bırakılmaya çalışıldığı görülmüştür . Bütün ara rejimler ya da askeri dönemler ülkeye  tam anlamında egemen olmak için  üniversiteleri üzerinde baskı uygulayarak bu  bil im merkezlerini ya kontrol altına almak ya da susturmak istemiştir . Bunun en açık örneği 27 Mayıs sonrasında ortaya çıkan 147’ ler  olayıdır .Gerçek anlamda bilim adamı olmaya çalışan , yazıları ve konuşmaları ile toplumu uyaran , haksız gelişmelere karşı çıkan , dışa bağımlılık çıkmazına karşı bilinçli biçimde direnen ülkenin önde gelen sosyal bilimcileri üniversitelerden atılarak , yirminci yüzyılın tam ortalarında Türk üniversiteleri susturulmak istenmiştir . İkinci dünya savaşı sonrası  dönemde  batı
emperyalizmi  merkezi coğrafyaya gelerek yerleşirken   , Türk kamuoyundan gelen karşı sesleri susturabilmek için  üniversiteleri suskunluğa mahkum etmişlerdir . Neyseki yapılan yanlışlık hemen anlaşılmış ve mahkeme kararları ile atılan öğretim üyeleri yeniden görevlerinin başına dönmüşlerdir . 
 
S-5- 12 Mart ve  I2 Eylül dönemleri bu açıdan  ne gibi gelişmelere sahne olmuştur . ?
C-5- Her iki askeri dönem , bilim adamlarının üniversitelerden atılmasıyla sonuçlanmıştır . Gene  eskisi gibi konuşan ve yazan bilim adamları  hedef alınırken , ülkenin suskunluğa mahkum edilmesi amaçlanmıştır . Emperyalizme karşı çıkan, ulusalcı ve cumhuriyetçi bilim adamları her iki askeri dönemde üniversitelerdeki görevlerinden alınarak  pasifize edilmeye çalışılmıştır.Bilimin getirdiği gerçeklik açıklamasından rahatsız olan  dışa bağımlı siyasal kadrolar hem bilime hem de bilim adamlarına karşı üniversiteler üzerinden  baskı kurmaya çalışmışlardır . Çağdaş cumhuriyet rejiminin temel dayanağı olan bilimi ,  devletimizin kurucusu Atatürk esas almış ve hayatta en gerçek yol gösterici olarak bilimi bir çıkış noktası ya  da hedef olarak Türk ulusuna göstermiştir . Böylesine bilimsel bir tavır ile Misakı Milli sınırları içerisinde çağdaş dünyanın onurlu bir üyesi olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti gerçeklik kazanmıştır . Askeri rejimlerdeki üniversite temizlikleri Türk devletini kurucu önder Atatürk’ün bilimsel yolundan  uzaklaştıramamış , görevlerinden haksız yere uzaklaştırılan bilim adamları Türk yargısının bağımsız tavrı ile yeniden eski fakültelerine dönerek  görevlerini  yerine getirmeye çalışmışlardır . 
 
S-6-Akademik kadroların tasfiyesi bir ülke için ne anlama gelmektedir  ?
C-6-Kısaca, akademik kadroların tasfiye edilmesi bir ülkenin geleceğini karartmaktır . Bilimsel merkezler olan üniversitelere siyasal müdahalelerin başlaması ,üniversite öğretim üyelerinin işlerinden kovulmaları , bilimsel potansiyelin  hocalar üzerinden boşluğa sürüklenmesi tam anlamıyla bir ülkenin geleceğinin karanlıklara sürüklenmesidir . Dünyanın en gelişmiş ülkeleri  , üniversitelerin yanı sıra bilimsel araştırma merkezleri ,düşünce kuruluşları  , bilim vadileri kurarak birbirleriyle kalkınma ve gelişme yarışlarına kalkışırken  , Türkiye’nin bilimsel kadrolarının siyasal  baskılara maruz bırakılmaları ülke açısından hiç bir biçimde savunulacak bir durum  değildir . İnsanlık bugünkü  gelişmişlik düzeyine gelirken , cehaleti yenerek , bilimsel devrimler yolu ile medeniyeti  kurarak çağdaş dünya düzeninin  kurulmasına giden yolu açmıştır . Avrupa kıtası beş asır dünyayı yönetirken , Amerika Birleşik Devletleri yirminci yüzyılda dünyaya egemen olurken , her zaman  bilimi esas alarak hareket etmişlerdir . Modern dünyanın yaratılmasında bilim , gelişmiş batılı ülkeler tarafından esas temel olarak ele alınırken ,bilimsel düzen sahibi batılı ülkeler bütün dünyaya egemen olmuşlardır .Batı orta çağ karanlığını bilimden aldığı güçle geride bırakırken , bilimsel devrimler yolundan giderek çağdaş uygarlığın yaratıcısı olmuştur . 
 
S-7-Türkiye bugün geldiği aşamada bilimsel düzey açısından hangi durumdadır ?
C-7-Türkiye Cumhuriyeti devleti , cumhuriyet devrimi ile çağdaş bir devlet olarak  dünya haritasında ortaya çıkarken  batılı büyük devletler ile mücadele etmeyi ve  uygarlık dünyasında hak ettiği düzeye gelmeyi ana hedef olarak benimsemiştir . Ne var ki , özellikle sosyal ve siyasal bilimler alanında bazı batılı bilim merkezleri emperyalist bir tutum izleyerek ,Türk toplumunun bilinçlenmesini önleyici  ve Türkiye’yi kurucu önderliğin çizmiş olduğu rotadan saptırmayı öne çıkaran gelişmeleri desteklemişlerdir . Bu gibi durumlarda ,kavramlar bilinçli bir biçimde karıştırılarak insanlarda kafa karışıklığı yaratılmış ve Türk toplumunun bilimsel gelişmeler alanından yeterince yararlanması  gelişmiş ülkelerin emperyalist tutumları yüzünden  bir türlü tam olarak gerçekleşememiştir . 
 
S-8-İçinde bulunduğumuz dönemin sorunları bilimsel alana nasıl yansımıştır . ?
C-8-Dünyanın  iki kutuplu bir yapılanmaya sahip olduğu aşamada ,bir tarafta kapitalist batı bloku öbür tarafta sosyalist doğu bloku varken , bu iki kutbun tam ortasında  Almanya’nın Frankfurt kentinde bir  Eleştirel okul kurulmuştur . Dünya tarihinde yer alan Frankfurt okulu her zaman eleştirel okul olarak  tanımlanmıştır .Bu okuldan çıkan filozoflar ve bilim adamları sayesinde , sosyalist dünya eleştirel bir bakış açısı ile yeniden yapılanmanın arayışı içine girmiştir . Batı blokunda ise , eleştirel okul daha da ileri giderek modernizmden  postmodernizme geçişin öncülüğünü yapmıştır . Yeni dünya düzeni arayışlarında  Frankfurt eleştirel okulu , hem geçmişin topluca eleştirisini gündeme getirmiş hem de bu tartışmaların ötesine giderek  iki kutuplu dünyadan çok daha farklı bir yeni dünya düzenine yönelişin ana merkezi olarak  öne çıkmıştır . Eleştirel düşüncelerin  eskinin düzeltilmesinde yeninin yapılanmasında son derece yararlı bir hareket alanı yarattığı , Frankfurt düşünce okulunun  öncülüğü sayesinde  ortaya çıkmıştır .
 
S-9- Türkiye’de bilimsel gelişme için ne yapılması gerekmektedir ?
C-9-  Bilimsel gelişmelerde  çok gerilerde kalan  Türkiye Cumhuriyetinin geçmişten gelen bilimsel devrimler yolundan ilerleyebilmesi için  , devletimizin kurucusu büyük önder  Atatürk’ün   Türk halkına  açıkladığı gibi  bilimsel alanı  , üniversiteler ve fakülteleri her türlü dış baskı ve siyasal müdahalelerden  uzak  tutmak gerekmektedir . Üniversite sayısı ikiyüzü bulmuşken , ve özel üniversiteler her bölgede açılırken , artık bilimsel gelişmenin önünün kesilmemesi gerekmektedir . Bu doğrultuda özellikle siyasal ve sosyal bilimler öğretimi yapılan fakültelerin  dokunulmazlığının korunması gerekmektedir .Bilimsel özgürlük olmadan hiçbir bilim dalında gelişme sağlanması mümkün değildir . 
 
S-10- Son gelişmeleri bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz .?
C-10-Üniversiteden  12 Eylül ara rejiminde atılmış  eski  bir öğretim üyesi olarak , üniversitenin rahat  bırakılması gerektiği kanaatındayım . Siyasal merkezler üniversitelere müdahale etmekten vazgeçmelidirler . Öğretim üyeleri de , böylesine hassas aşamalarda , siyasal gelişmelerin etkisiyle taraf tutarak hareket etmemelidirler . Öğretim üyeleri bilimsel çalışmaları tam bir açıklık ve serbestlik içinde yürütebilmelidir . Bazı ülkelerin ya da bölgelerin jeopolitik gelişmeler sürecinde öne çıkmasını  siyasal merkezler kendi çıkarları doğrultusunda kullanırken  , üniversiteleri ya da bilim adamlarını kendi senaryolarına alet etmemelidirler . Modernizm ve postmodernizm çatışmalarının yaşandığı güncel konjonktürde  herkes olaylara ve gelişmelere bilimin getirdiği geniş perspektif açısından bakabilmelidir . Bilim savaşların değil barışların gerçekleştirilmesinde  aracı olmalıdır . En gerçek yol göstericinin bilim olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekmektedir .Bilimsel bakış açısının getirdiği objektiflik ile kendi sübjektif yaklaşımlarımızın getirdiği çatışmaların üzerine çıkabilmeliyiz . 
 

 

Ekleyen:  Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
Tarih:  15.4.2017
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN Yazıları
ÇOK KUTUPLU DÜNYA Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 11.6.2019 Devamı
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ 30 YAŞINDAProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 7.6.2019 Devamı
TÜRKİYE YÖNÜNÜ ARIYORProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 2.6.2019 Devamı
ÇEÇENİSTAN'DA RUS İŞGALİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 12.5.2019 Devamı
ÇANAKKALE ANTİ- EMPERYALİST BİR SAVAŞTIRProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 4.5.2019 Devamı
Atatürkçü Düşünce Derneği 30 YaşındaProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 21.4.2019 Devamı
ŞEHİR DEVLETLERİNE DOĞRUProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 16.2.2019 Devamı
TANRIYA ÇOK UZAK AMA ABD’YE ÇOK YAKIN Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 5.2.2019 Devamı
CUMHURİYETÇİ DEMOKRATLAR BİRLİĞİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 11.1.2019 Devamı
SAVAŞLAR KADER DEĞİLDİRProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 4.12.2018 Devamı
ORTA DOĞU BARIŞ KONFERANSIProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 19.5.2018 Devamı
ÇİN VE YENİ İPEK YOLUProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 10.4.2018 Devamı
AVRASYA'DA PAN-SİYONİZMProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 29.3.2018 Devamı
TÜRKİYE VE ARAP DEVLETLERİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 19.3.2018 Devamı
ABD ‘nin SÜPER GÜÇ STRATEJİSİ Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 15.3.2018 Devamı
TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL GÜVENLİĞİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 7.3.2018 Devamı
TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL GÜVENLİĞİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 26.2.2018 Devamı
MİLLİ OLAN YERLİ DEĞİLDİRProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 7.2.2018 Devamı
DÜNYA ZENGİNLERE GÖRE YAPILANDIRILIYOR Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 14.1.2018 Devamı
ROMA İMPARATORLUĞUNDAN KUDÜS İMPARATORLUĞUNA Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 27.12.2017 Devamı
ATATÜRK- ULUS DEVLET VE KAPİTOKRASİProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 24.11.2017 Devamı
AVRASYA'da TÜEKİYE VE RUSYAProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 21.10.2017 Devamı
AVRASYA'DA TÜRKİYE VE RUSYAProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 18.10.2017 Devamı
YENİ LAVANT SÜRECİNDE KIBRIS Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 4.10.2017 Devamı
YENİ LAVANT SÜRECİNDE KIBRIS Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 29.9.2017 Devamı
KİSSİNGER ULUS DEVLETLERİ SAVUNUYOR Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 17.7.2017 Devamı
KİSSİNGER ULUS DEVLETLERİ SAVUNUYOR Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 10.7.2017 Devamı
TEK TÜRKİYE, ANCAK KEMALİZM İLE MÜMKÜNDÜR . Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 25.6.2017 Devamı
KATAR TÜRKİYE’YE NE KATAR? Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 13.6.2017 Devamı
ORTA KORİDOR ORTA DÜNYA’YA KARŞI Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 28.5.2017 Devamı
FRANSA’YI ROTHSCHİLD AİLESİ TESLİM ALDI Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 16.5.2017 Devamı
BREXİT’TEN TREXİT’E AVRUPA NEREYE?Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 2.5.2017 Devamı
TÜRKİYE KAOSA SÜRÜKLENİYORProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 22.4.2017 Devamı
SURİYE BÖLÜNÜRSE, TÜRKİYE‘de BÖLÜNÜRProf. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 11.4.2017 Devamı
İNGİLTERE YENİ DÜNYA DEVLETİ KURUYOR .Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN [ 5.4.2017 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

ÇOK KUTUPLU DÜNYA
Bekir COŞKUN

Kasket-yemeni-külah…
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal Bilanço
Prof. Dr. Hikmet Y CELKAN

DEMOKRASİ ÜZERİNE - II
Hüseyin TOPRAK

KARAMSAR BİR BAYRAM YAZISI…
M. Yahya EFE

YÜREĞİ SEVGİ DOLU İNSANLAR...
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Annem…
Orhan SELEN

Hayvanlar rehber olsun
Harika ÖREN

GERÇEK BABALARIN GÜNÜ
Belma Demir AKDAĞ

GÖRDÜM DUYDUM YAZDIM…
Sevgi Ünal

DEĞNEĞİN UÇLARI
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Arzu KÖK

Ankara Numune Hastanesi
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Handan ÇÖLAŞAN

Anneler Gününüz kutlu olsun
Ahmet GÖKSAN

ÇÖZÜMÜN NEFRETİ
Ayten YAVAŞÇA

Kültür bir yaşam biçimidir
Aslı ASLANER

GENELGEYLE DEVRİM
Dr. Doğan KUŞMAN

KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

TEZİM ERDEM, YOLUM ERDEM
Sevinç ŞİMŞEK

Kadın olmak!
Melek Adalet ÖNOL

"Sevince"
Oktay ZERRİN

Ramazan Mektubu
Fevziye ŞİMDİ

MERHABA
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam