Kilis Yardımlaşma derneği 

 

 

 

Sevgisiz dostluk olmaz!

Devamı
 

 

 

  


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN:
2023 SEÇİMİNDE TARİHİMİZİN EN BÜYÜK ZAFERİNİ ELDE ETMEMİZİN ÖNÜNE KİMSE GEÇEMEZ

DEVAMI 

magazin

 

İPEKÇİ DEFİLESİ ve THALİA AWARDS

Devamı

 
 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  27679812
Bugün Ziyaretçi :  2238
Aktif Ziyaretçiler :  1000

Çocukluğumun Eski Ramazanları Nerede?
 
Yaşanan gelişmeler ve toplumdaki yozlaşmalar çoğaldıkça geçmişi yad etmek ve özlemi dile getirmek için “Nerede o eski günler?” sözleri çokça kullanılır oldu. Özellikle de yaşadığımız siyasi, kültürel ve dini yozlaşma insanı bazen çileden çıkartmakta, “Nerede o eski günler?” sözleri yaşanan yanlışları örtmeye yetmemektedir.
 
Sitem dolu bu cümleleri kullanma sebebimi açıklayınca herhalde siz de bana hak vereceksiniz. Çocukluk yıllarımızın Ramazan ve Bayram adetlerinin birçoğunun günümüzde terk edildiğini üzülerek görüyoruz.
 
Çocukluk yıllarımızın Ramazanında coşkuyla teravihler kılınır, sokakların, caddelerin, sahur vaktine kadar dolup taşar, kebaplar, künefeler yenir, çaylar içilir, dostlarla muhabbet edilirdi.
İlk gece davul sesiyle uyandığımızda annemizin sahurda pişirdiği tereyağlı pilavın kokusunu duyardık. İlk gece pilav yemenin haneye bereket getireceğine ve ramazanın kolay ve çabuk geçeceğine inanılırdı. Mercimekli bulgur pilavının da tok tutacağı söylenirdi. Sahur hazırlığı olarak bazen annelerimizin akşamdan “bişi” denen hamuru yoğurur ve ekşimesi için üzerine temiz ıslak bez örtüp yatarlardı. Sahurda da bu hamurlar kızgın yağda kızartılır ve bişiler taze demlenmiş çayla sıcak sıcak yenirdi.
 
Sahurda davul sesiyle uyanmak ramazanın ayrı bir güzelliğiydi. Herkes sahura kalkmayı zevkli bir görev olarak yerine getirirdi. Eğer çocuklar sahura kaldırılmazsa sabahleyin ağlarlar ve davulcuyu göremedik diye üzülürlerdi. İlk gün genellikle çocuklara da oruç tutturulurdu. Bazen iftara kadar dayanamayıp acıkan çocuğun orucu bozdurulurdu. Bu kez orucum bozuldu diye ağlayan çocuğa “Yarın yine tutarsın” denirdi. Bilhassa Kadir Gecesi ve Arife günü iftar vakti oruç tutan çocukları, evin büyükleri bir iki adım sırtında gezdirir, iftarda ise şekerle ödüllendirirdi. Büyüklerimizin böylelikle oruç tutmayı bize sevdirmesi sayesinde bizler büyüdükçe oruç tutmanın kolaylığını ve sevabını öğrendik.
 
İftar sofralarımızda yemeklerden ayrı tabaklara konup, değişiklik olsun diye komşulara verilirdi. Tabii onlardan da bize gelirdi. Bu da komşuluk ilişkilerinin daha sıcak ve samimi olmasını sağlardı. İftar sofralarını misafirlerle şenlenir ve güzelleşir. Çünkü iftar sofrasında yemeğin miktarı ve çeşidinden çok, içten bir samimiyetle, güler yüzle, şenlikle bir araya gelinmesi, ramazan ve iftarın güzelliklerini yaşatır insana. Çünkü büyüklerimiz bize, “İftar sofraları misafirlerle şenlenir ve bereketli olur, hatta akrabalara haber vermeden aniden iftara gitmek de daha sevaptır.” derlerdi.
 
Ramazan bayramı hazırlıkları ise apayrı bir güzellikti. Günlerce öncesinden bayram yemekleri hazırlanır, baklavalar açılırdı. Her ev maddi gücünün yettiği oranda mutfak hazırlıklarını tamamlardı. Bayrama yakın tekrar bir ev temizliği yapılarak bütün işler Kadir Gecesi’nden önce bitirilirdi.
 
Arife gününden önce bütün hazırlıklar biter, çoluk çocuk ailece Kabristan ziyaretine gidilirdi. Arife günü ikindi namazını veya bayram günü bayram namazını müteakip yapılan mezar ziyaretlerinde rahmetlik olan yakınlarımıza karşı görevimizi yerine getirmenin mutluluğunu hissederdik.
Ortak değerleri ayakta tutan, dargınların barışmasına vesile olan, Bayram günü ise ayrı bir coşku yaşanırdı. Dededen toruna yüzyıllardır sürdürülen gelenek ve göreneklerin devamlılığını sağlayan bu güzel günde herkesin yüzü gülerdi. Özellikle de çocukların. Bol bol bahşiş ve şer almanın sevincini yaşarlardı. Bayram sevinci onların yüz ifadelerinde anlam kazanırdı âdeta. Büyük küçük herkese Bayramlık giysileri giymesi, çocuklara bayram harçlığı verilmesi, şeker ve tatlı ikram edilmesi bugünün en belirgin gelenekleriydi.
 
Yüzyıllardır süregelen bu âdetlerimizin utulmaması ve unutturulmaması gerektiği düşüncesindeyiz. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en güzel miras, Türk toplumunun sonsuza kadar yaşayacak olan kültürü, töresi ve gelenekleridir. Herkese iyi ramazanlar ve sağlıklı, mutlu, neşeli bayramlar diliyoruz. Her yıl bu güzel günleri aynı içtenlikle yaşamak umuduyla…
 
Ekleyen:  Nevin BALTA
Tarih:  11.7.2014
İzlenme: 
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Nevin BALTA Yazıları
Harf Devrimi’nin 94. Yıl DönümüNevin BALTA [ 3.11.2022 Devamı
Türk Diline Gönül VerenlerNevin BALTA [ 11.7.2022 Devamı
3 Nisan ve Mülteci Çocuklar Nevin BALTA [ 23.4.2022 Devamı
Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği KonseyiNevin BALTA [ 15.11.2021 Devamı
26 Eylül Türk Dil Bayramı’nın 89. YılıNevin BALTA [ 21.9.2021 Devamı
Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü Nevin BALTA [ 24.7.2019 Devamı
Özel İsimlerin ve Baş HarflerininYazılışı ÜzerineNevin BALTA [ 1.7.2019 Devamı
Çocuklarla Birlikte Çocuklar İçin Nevin BALTA [ 22.4.2018 Devamı
Gaziantepli Hemşehrimiz Ülkü Tamer Vefat Etti Nevin BALTA [ 6.4.2018 Devamı
İstiklal Marşı’nın Kabulünün 97. YılıNevin BALTA [ 14.3.2018 Devamı
“30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI”NIN ÖNEMİ Nevin BALTA [ 27.8.2017 Devamı
Türkmen Yerleşimi Halep, Antep ve Kilis Nevin BALTA [ 13.5.2017 Devamı
31 Mart Ayaklanmasını Yeniden OkumakNevin BALTA [ 6.4.2017 Devamı
29 EKİM 1923 TARİHİNİN ÖNEMİNevin BALTA [ 27.10.2016 Devamı
KÜRESELLEŞME ÜZERİNENevin BALTA [ 1.8.2016 Devamı
19 Mayıs 1919’dan 2016’yaNevin BALTA [ 20.5.2016 Devamı
“Kilis ve Azez Sancak Olup, Valide Sultanın Hassıdır”Nevin BALTA [ 3.5.2016 Devamı
MEHMET AKİF’İN VATAN SEVGİSİNDE BİRLEŞMEKNevin BALTA [ 11.3.2016 Devamı
Nevin BALTA [ 11.3.2016 Devamı
Halep Türkmenleri Bölgenin Türkleşmesini SağladıNevin BALTA [ 9.2.2016 Devamı
27 ARALIK ATATÜRK’ÜN ANKARA’YA GELİŞİNİN 96. YILINevin BALTA [ 27.12.2015 Devamı
Gaziantep’in Kurtuluşunun 94. YılıNevin BALTA [ 23.12.2015 Devamı
“24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNܔNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİNevin BALTA [ 24.11.2015 Devamı
Mutluluk Veren Bilgi ya da Devlet Olma Bilgisi Nevin BALTA [ 6.9.2015 Devamı
TÜRK DİL KURUMU 83. YAŞINDANevin BALTA [ 13.7.2015 Devamı
Ülkemizde 15 Bin Cinsel Suç Mahkûmu VarNevin BALTA [ 18.2.2015 Devamı
Harf İnkılabı Nevin BALTA [ 2.12.2014 Devamı
KUTSAL EMANET Nevin BALTA [ 14.10.2014 Devamı
82. DİL BAYRAMINI KUTLUYORUZ Nevin BALTA [ 23.9.2014 Devamı
ANADOLU KADIN BAŞLIKLARI Nevin BALTA [ 21.9.2014 Devamı
“Ulus” ve “Millet” Sözü Üzerine Nevin BALTA [ 4.9.2014 Devamı
Karamanoğlu Beyliği Bayrağına Dikkat Edin Nevin BALTA [ 15.8.2014 Devamı
Âşık Veysel'de Milliyet Şuuru Nevin BALTA [ 17.6.2014 Devamı
Çerkeslerin Sürgün Günü, Yas Günü… Nevin BALTA [ 22.5.2014 Devamı
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez Nevin BALTA [ 15.5.2014 Devamı
Sayfalar : 1  2  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

KAPANMAYAN PARANTEZ HALK EVLERİ
M. Yahya EFE

Konya da köpek katliamı!
Hüseyin TOPRAK

SİYASİ DAVA NE DEMEKSE VE “OCAK KÖR…”
Harika ÖREN

Sonbahar Rüzgarları
Belma Demir AKDAĞ

İNSANİ YOKSULLUK
Ahmet GÖKSAN

YAPININ YENİLENMESİ
Sevgi Ünal

HAKKI & HAKİYE
Münevver ÖZCAN

BÜTÜN BABALAR AYNI BİLİRDİM. ANLADIM Kİ DEĞİLMİŞ…
Metin Mercimek

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNܒNÜN ÖNEMİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Arzu KÖK

Gençler!...
Fevziye ŞİMDİ

HAYATIMIZLA OYNUYORLAR !
Günseli RUMELİOĞLU

GÜNDEMİN İZLERİ
Dr. Doğan KUŞMAN

Müslüman mısınız?
Oktay ZERRİN

Anadolu Mektebi Okul Paneli
Alev YILDIRIMCI

Zaman yok
Nevin BALTA

Harf Devrimi’nin 94. Yıl Dönümü
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Handan ÇÖLAŞAN

Bu DÜNYA
Orhan SELEN

UNUTKANLIK SALGINI
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Elveda TANIK

LEBALEB KONGRE...
Şahika ÖNER

SONBAHARIN İÇİNDE!
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam