Rektör Karacoşkun'un  KİYU'nun 13. kuruluş yılı mesajı

 Devamı 
 
İçişleri Bakanı Soylu Suriye de görevli polislerle bayramlaştı 
 Devamı    

 

 
 TBMM tartışmalı gündemlerle açılıyor
 
 
Faaliyetlerine pandemi arası veren Meclis 2 Haziran Salı günü açılıyor. Meclis gündemine getirilmesi planlanan konuların başında da Seçim ve Siyasi Partiler Kanunuyla baroların seçim sisteminde değişikliği öngören kanun teklifleri geliyor.
 
  Devamı 

magazin
 
 
Bu bahar siyah & beyaz Moda
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  22463675
Bugün Ziyaretçi :  4633
Aktif Ziyaretçiler :  80

DEFOL CORONA
 
 
Ülkemizde virüsün açıklandığı tarih olan 11 Mart’tan beri günlük tutuyorum. Başlığı, Defol Corona günlüğümün. Önceleri yazdıklarıma duygularımı katmasam da sonra ister istemez sözcüklerimin arasına katıldılar. Katılınca da uzayıp durdu yazdıklarım. Malum, beyin ve parmaklar akraba olunca akıp gidiyor yazılanlar. 
 
Şöyle bir bakıyorum; durum hiç iç açıcı değil. Katlanarak artıyor virüsün ele geçirdiği insan sayısı. Bunun daha bilinmeyen kısmı var. Hemen belli etmiyor kendini hastalık. Hatta bazı insanlar geçirdiğini bile anlamazmış. Şimdi ahkâm kesmeye başladığımı hissettim. İşte benim gibi birçok insanın sosyal medyada yalan yanlış haberlerle kulaklarımız doluyor. Çoğuna da inanmak istiyoruz bu kötü haberlerin.  Sonra da insanın moralini yerle bir ediyorlar.
 
Neyi, nasıl elleyeceğiz, nereleri tutabiliriz, virüs nerede, ne kadar zaman yaşar sorularıyla karşı karşıyayız. Herkes birbirine şüpheli gözlerle bakıyor. Hele bir de öksüren olursa. Doktorlar, market çalışanları en çok mağdur olanlar.  Toplu taşıtların dezenfekte edilmesi insanın içini ferahlatsa da yoğunluğun fazla olması hijyene ket vuruyor. Bazı fotoğraflardan gördüğümüz kadarıyla yollar boş ama başka fotoğraflar, videolar da görüyoruz. Kimsenin umurunda değil sanki her gece açıklanan virüs bulaşan sayısı, ölenlerin çoğalması. Asker uğurlamalarının hınca hınç yapılıp halay çekmeye dek sürmesi, Belgrad Ormanı’na, sahillere akınlar, mangal partileri gırla gidiyor. Açık havada bir şey olmaz düşüncesi baskın biraz da bunda. Halbuki öyle değilmiş. Kalabalık olan her yer riskliymiş. Avrupa’da kasa kuyruklarının arası bile belli aralıklarda kırmızı noktalarla sabitlenmiş.
 
Umre ibadetinden dönenleri takip oldukça zor. Karantina altına alınmadan dolaşanlar, onlara ziyarete gelenler, mevlitlere katılanlar deyince halka yayıldıkça yayılıyor. Belediyelerin yaşlılar oturmasın diye kaldırdığı banklar da fayda etmeyince 65 yaş üstü için koyulan sokağa çıkma yasağı bence isabetli bir karar. Aslında tüm yurtta, tüm yurttaşlar için olmalı bu uygulama diye düşünüyorum. Yoksa insanlarla yaş gruplarına göre başa çıkmak zor. Zaten toplumda bir yaşlı fobisi oluşmuş durumda. Bilmiyorum sokakta 65 yaş üstü birini görünce ne yapılacak? Yaşlı ihbar hattı kurulduğunu okudum. Ve sosyal medyada çok kötü söylemler.  Esefle kınıyorum. Vur deyince de öldürmeyelim yalnız.
 
Zor, çok zor günlerdeyiz. Her akşam yapılacak açıklamayı beklemek, sonra dövünmek kolay değil. Bir yandan aklımız evlatlarımızda. Yurt dışında olanı var. Hoş şehir içinde de olsa görüşmek imkânsız ya. Riskli çalışma gruplarında olanı var. Defalarca edilen tembihler, dualarla geçiyor günlerimiz. Ne ekrana, ne gazeteye bakmak istemiyoruz aslında. Bir yandan da takıntı hastası olduk sayılır. Alışverişte eldiven takmak, marketten gelenleri yıkamak. Örneğin ben eve su aldığımda bile bir tuhaf oluyorum. Birkaç gündür kapımıza her sabah bırakılan gazeteye taktım üstünde virüs var mıdır acaba diye. Büyük bir kısım böyle toplumda. Buna da sosyal medya gruplarımda tanık oluyorum. 
 
Nikâhlar konuksuz yapılıyor, camiler kapatıldı. Kafeler de. Ama maşallah pastaneler, börekçiler dolup taşıyor. Bu umursamazlık böyle devam ederse 65 yaş üstü için alınan önlem de boşa gider. Çünkü onlara dışarıdan virüs taşıyacak gençler orada, burada gezmeye devam ediyorlar. Virüsün gençleri etkilemeyeceği diye bir şey söz konusu değil zaten. Yazımı kaleme aldığım saatte 947 vaka, 21 can kaybı haberi geçti ne yazık ki.  Oysa dün bu sayı 670 vaka 9 can kaybıydu. Bu hızlı yayılım ve sonuçlara bakarak aklımızı başımıza almalıyız. 
 
Evde kalmak, dışarı çıkamamak tabii ki zor. Durumun avantajlarını kullananlar memnun aslında. Daha çok üretiyorlar. Ama mahsur kalmamın psikolojisini bozduğu kişiler için durum hiç de öyle değil. Dediğim gibi ya temizliğe sarıyorlar kendilerini iyice, ya da tüm gün akşam gelecek haberleri, sevdiklerinin durumunu düşünüp duruyorlar.
 
Yukarıda yazdıklarımdan anladığınız gibi ben de o psikolojisini kontrol altına alamayanlardan biriyim aslında. Büyük oğlu Almanya’da, ortanca oğlu markette çalışan bir anne olarak ilk başta evlatlarım hassasiyetim. Sonra ülkem, insanı. Bu salgın dursun en kısa zamanda istiyorum herkes gibi. Onun için de, bizim için uğraşanların görevlerini kolaylaştırmak amacıyla kurallara uyarak yaşamayı öğrenmeliyiz. Bana, bize bir şey olmaz zihniyetini terk etmeli, inatla ben yaparım, ben giderim, çıkarım, ederim söz ve davranışlarından vazgeçmeliyiz.
Ben 63 yaşındayım. Astım hastasıyım. 11 Mart’tan beri adımımı kapıdan dışarı atmadım. 90 yaşında annem ve küçük oğlumla yaşıyorum. Oğlum işine gidip gelirken her gün 12 kilometre yol yürüyor araca binmemek için. Bizi korumak amaçlı yapıyor bu fedakârlığı. Keşke herkes bu kadar duyarlı olsa. Tabii ki illa yürümek gerekmiyor ama önlem almak şart. Herkes üstüne düşeni yaparsa bu virüsün önünü kesebiliriz.
 
Geçen gün aklıma rahmetli babamın elektrikler kesildiğinde bizimle oynadığı bir oyun geldi. Ellerini çeşitli şekillere sokarak duvara yansıyan gölgesinde bir sürü hayvan canlandırıverirdi art arda. Biz de hayretle bakardık onlara. Şimdi, ülkemizde elektriğin kesildiğini varsayalım. Duvarlarında art arda gelen virüs gölgeleri kol geziyor.  Şaşkınız… Ama elektrik mutlaka geri gelecek ülkemize değil mi? O gölgeler de anılarımızda kalacak.
Ne dersiniz?
 

 

Ekleyen:  Sevgi Ünal
Tarih:  23.3.2020
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Sevgi Ünal Yazıları
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
SUSMA KADINSAN KONUŞMAN GEREKSevgi Ünal [ 8.3.2020 Devamı
YAŞLININ KUM SAATİ Sevgi Ünal [ 6.2.2020 Devamı
KANAL TEDAVİSİ Sevgi Ünal [ 1.1.2020 Devamı
ÖĞRETMEN OLMAKSevgi Ünal [ 24.11.2019 Devamı
BİREBİR ON BİRSevgi Ünal [ 8.11.2019 Devamı
SESSİZ AYAKKABILAR YÜRÜYÜŞÜSevgi Ünal [ 20.10.2019 Devamı
HADİ SALLANMAYALIMSevgi Ünal [ 27.9.2019 Devamı
KÜRKÇÜ DÜKKÂNI Sevgi Ünal [ 18.9.2019 Devamı
EYLÜLE SİTEMSevgi Ünal [ 1.9.2019 Devamı
SİYANÜRLENEN HAYALLERİMİZ Sevgi Ünal [ 4.8.2019 Devamı
BODRUM KARANLIĞI YÜREKLİLERSevgi Ünal [ 27.7.2019 Devamı
O AYAKKABI İSTANBUL’UNSevgi Ünal [ 11.7.2019 Devamı
İSTANBUL GERÇEK SEVGİYE LÂYIKSevgi Ünal [ 25.6.2019 Devamı
DEĞNEĞİN UÇLARI Sevgi Ünal [ 14.6.2019 Devamı
EKREM AĞABEY Sevgi Ünal [ 10.6.2019 Devamı
SURİYELİ DEĞİLİM Kİ TATİLE GİDEYİMSevgi Ünal [ 3.6.2019 Devamı
TARİHE GEÇECEK RAMAZANSevgi Ünal [ 27.5.2019 Devamı
DÖRTTE BİRSevgi Ünal [ 8.5.2019 Devamı
HODRİ MEYDANSevgi Ünal [ 5.5.2019 Devamı
SABIR NEZAKET ONURSevgi Ünal [ 17.4.2019 Devamı
DÜNYA BİR TİYATRO SAHNESİSevgi Ünal [ 28.3.2019 Devamı
AMA BİZ KADIN OLURUZSevgi Ünal [ 8.3.2019 Devamı
MİDYE KABUĞU SARMALISevgi Ünal [ 13.2.2019 Devamı
BİREYSEL SİLAHLANMAK SİYAHLANMAKTIRSevgi Ünal [ 8.2.2019 Devamı
KOLTUKTAKİ YAPIŞKANSevgi Ünal [ 30.1.2019 Devamı
YOK BİRBİRİNİZDEN FARKINIZSevgi Ünal [ 13.1.2019 Devamı
UMUTLA YAKA PAÇASevgi Ünal [ 31.12.2018 Devamı
ŞİFRE DEVRİSevgi Ünal [ 28.12.2018 Devamı
SOĞANIN ACISISevgi Ünal [ 11.12.2018 Devamı
KAÇ KASIM DAHA SUSTURULACAĞIZ? Sevgi Ünal [ 27.11.2018 Devamı
ATATÜRK’Ü NEDEN SEVİYORSUNUZ?Sevgi Ünal [ 10.11.2018 Devamı
ONUNCU YIL MERHABASISevgi Ünal [ 7.11.2018 Devamı
SİLAHLARIN GÖLGESİNDEKİ DÜNYA Sevgi Ünal [ 21.10.2018 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

YENİDEN ULUS DEVLETLER
Bekir COŞKUN

EVLER...
Yekta Güngör ÖZDEN

Toplumsal Sınav
Hüseyin TOPRAK

EĞİTİM ŞART…
M. Yahya EFE

Hayata gülümseyiniz...
Orhan SELEN

MÜSLÜMANLIK NEDİR?
Harika ÖREN

Güngör Arıbal’a Saygılarımla…
Belma Demir AKDAĞ

SALGIN BİTTİ Mİ?
Arzu KÖK

Kültür – Miras ve Yassıada
Münevver ÖZCAN

ANNE OLMAK İLE BİLGE ANNE OLMA FARKINDALIĞI
Ahmet GÖKSAN

YAPININ SAYGINI
Sevgi Ünal

SÜTYENİMDEN YAPSAM
Metin Mercimek

GÖNÜLLÜ OLMAK BİR ERDEMLİKTİR
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Handan ÇÖLAŞAN

Timüs Bezi
Şahika ÖNER

ANALARIMIZIN BAYRAM SOFRALARI!
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Fevziye ŞİMDİ

İSLAMİYET SONRASI DESTAN ÖRNEKLERİ:
Oktay ZERRİN

FUTBOLU ÖZLEDİK !
Sevinç ŞİMŞEK

'Bana birşey olmaz"
Şenses US

Ayrılamam

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam