Kilis Yardımlaşma derneği 

 

 

 


Fatih Ortaokulu Tok Karınlar Projesi

Devamı
 

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethi Atatürk Havalimanı'nda kutlanacak

   Devamı  

 
magazin

 

Göbeklitepede Kadın İzleri



  Devamı 

 

 
 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  26885222
Bugün Ziyaretçi :  3518
Aktif Ziyaretçiler :  69

HER BAYRAM BİR UMUT
 
        Bayram günlerinin en güzel yanı akrabalarla bayram sofrasında birlikte olmaktır.
Genellikle bu ailenin en büyüğünün açtığı sofradır.
        Bayram namazı sonrası yapılan kahvaltının ardından, komşu ziyaretleri başlar.
Bayramlaşmaya gelenler kabul edilir. Türk Kahvesi yanında güllü lokum, ev yapımı tarçınlı
vişne likörünün eşliğinde içilir. Bayram neşesi yürekleri sarar. Küçükler hediye ve
harçlıklarını alıp sevinçle zıplarken, uzanan eller öpülür.
         Evvel zamanda sadece radyo ve TRT televizyonunun bir kanalı vardır. Dünyadan
haberimiz yoktur. İçimize dönük yaşarız. Nerde bu günkü gibi anında haber alma lüksü?
Dünyadan habersiz ama daha az kaygılı,daha çok huzurlu, mutluyuzdur. Güzel dilekler,
gülen yüzlerle bayramımızı yaşarız.
          Çikolata, tatlı ya da çiçeğimizi alıp ziyaretlerimizi yapmak üzere yola koyuluruz.
İstanbul o zamanlar bu kadar kalabalık değil. İstanbul Boğaz köprüleri yok. Anadolu, Avrupa
arası ulaşım vapur ya da motorlarla yapılır. Vapurun lüks mevkiinde seyahat ederiz. Cam
kırıklarını yutarak gösteri yapan amcayı her sefer, endişeli ama  ağzımız açık izleriz.
         Bayram sofraları bazen öğlen bazen akşam yemeğine denk düşer. Önceden
hazırlanmış sofralarda  herkesin yeri bellidir. Çocuklar için ayrı bir masa kurulur. Çocukların
pek söz hakkı yoktur evvel  zamanlar.  Adam yerine konmazlar. Büyükler konuşurken onlar
konuşmazlar. Ama konuşulanları  dinlemek serbesttir.
        Babam bilge kişidir. Arapça, Farsça bilir. Benim karıştırmaktan büyük zevk aldığım,
kocaman  kütüphanemizde, onlarca kitabı vardır. Çok okur ve yazar. Şairdir. Tarihe
meraklıdır. ''Atatürk'ten Yankılar'' ve ''Ünlü Türk Destanları'' isimli iki kitap yazmıştır.
Bayram sofralarında şöyle bir açlık giderilip yemeğin ortasına gelince hep ondan hikayeler
anlatması beklenir. Hitabeti de iyi olduğu için kimseyi kırmaz. Memleket meseleleri
konuşulurken ''Gelecekten ümit kesilmez'' diyerek anlattığı bir hikayeyi, sizlere hatırımda
kaldığı kadarıyla, aktarmak istiyorum.
''Bir odada dört tane mum yanmaktadır. Birinci mum fısıltıyla konuşur. -Benim adım barış,
artık ışık saçamıyorum. Etrafımdan kan, silah kokuları, ölüm çığlıkları geliyor. İnsanlar
savaşmaktan asla vazgeçmiyorlar. Yanmamın bir anlamı kalmıyor. Aydınlığım yetersiz
geliyor. Bitiyorum. - Der ve söner.
İkinci mum -Benim adım bilgi, artık gerekli miyim, değil miyim, bilemiyorum? Bilgi sahipleri
değer görmüyor, sıkıntılarla yüzleşmek zorunda kalıyor ve incitiliyorlar. Özgür olamıyorum.
Tutsak ediliyor, ceza alıyor ve önemsizleştiriliyorum. Bilgi geriye itilirken, cehalet ve
bilgisizlik, gözü kapalı itaat, prim yapıp, alkış alıyor. Üzülüyorum.- Der ve söner.
Üçüncü mum şöyle bir titrer ve -Ben sevgiyim, ben yüreklerdeyim. iyilikler ve mutluluklar,
paylaşımlar ve yardımlar için varım. Benimle engeller aşılır, sıkıntılardan kurtulunur. Gel gör
ki  artık unutuluyorum. İnsanlar beni bir kenara itip, görmezden geliyor. Kendilerini sevip,
sevgilerini diğer insanlarla paylaşmıyor, çıkara dayalı dostluklara, menfaatlerine öncelik
veriyorlar. Işığım mı yetersiz? Çok üzgünüm- Der ve söner.
Hikaye bu ya, o sırada odaya bir çocuk girer. Üç mumun söndüğünü görünce,
dördüncüsünün de söneceğinden ve karanlıkta kalacağından korkarak ağlamaya başlar.
Dördüncü mum, usulca seslenir- Korkma! Ben çevreme ışık saçtığım müddetçe onlarda
tekrar yanacaklardır. Hemen benim ışığımdan al ve onları yak lütfen! Çünkü benim
adım umut!- Der. Çocuk sakinleşir. O mumla diğer mumları tekrar yakar. Oda eski
aydınlığına kavuştuğunda, çocuğun gözleri parlamaktadır.''
        Hikaye bitince yemek masasında bir suskunluk oluşursa da yarım dakika sonra herkes
bir ağızdan konuşmaya başlar. Bu konuda söylenecek o kadar çok şey vardır ki...
         Umutların tükenmediği dünyamızda, bir bayram daha kutluyoruz. Sevgili
okuyucularıma mutlu, huzurlu, barış ve sevgi eşliğinde, gönlünüzce bir bayram diliyorum.
 
 

 

Ekleyen:  Harika ÖREN
Tarih:  31.8.2017
İzlenme:  1443
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Harika ÖREN Yazıları
EY GENÇLİK MİRASINA SAHİP ÇIK!Harika ÖREN [ 18.5.2022 Devamı
HAYAT YAŞAMAKTIRHarika ÖREN [ 11.5.2022 Devamı
Dünya Sanat Günü’nü Edirne’de KutladıkHarika ÖREN [ 23.4.2022 Devamı
RAMAZANDA İÇSELLEŞME ve EMPATİHarika ÖREN [ 19.4.2022 Devamı
RAMAZANDA İÇSELLEŞME ve EMPATİHarika ÖREN [ 19.4.2022 Devamı
RAMAZANDA İÇSELLEŞME ve EMPATİHarika ÖREN [ 19.4.2022 Devamı
Türk Polisi’ne MinnetleHarika ÖREN [ 11.4.2022 Devamı
Bin Aydan Hayırlı Ramazan AyıHarika ÖREN [ 4.4.2022 Devamı
ÇANAKKALE DESTANI 107. YılındaHarika ÖREN [ 18.3.2022 Devamı
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar HaftasıHarika ÖREN [ 16.3.2022 Devamı
Mimoza’nın RitmiHarika ÖREN [ 2.3.2022 Devamı
BARIŞ TEK YOLDUR; SAVAŞA HAYIR!Harika ÖREN [ 27.2.2022 Devamı
Geççek, gitçek!Harika ÖREN [ 21.2.2022 Devamı
Ölümünü bilir…Harika ÖREN [ 13.2.2022 Devamı
NOSTRADAMUSHarika ÖREN [ 2.2.2022 Devamı
GELECEĞİ ÖNGÖRENLERHarika ÖREN [ 26.1.2022 Devamı
GELECEĞİN GÖBEĞİNDENHarika ÖREN [ 4.1.2022 Devamı
RESSAM GÖZÜYLE BAKINCAHarika ÖREN [ 31.12.2021 Devamı
ENGELLER AŞMAK İÇİNDİRHarika ÖREN [ 3.12.2021 Devamı
O artık benim, O bende yaşıyor!Harika ÖREN [ 12.11.2021 Devamı
13. Yayın Yılı Coşkusunu YaşıyoruzHarika ÖREN [ 8.11.2021 Devamı
Sonbahar Kore’de Festival MevsimidirHarika ÖREN [ 1.11.2021 Devamı
CUMHURİYET 98 YAŞINDAHarika ÖREN [ 28.10.2021 Devamı
KIZ ÇOCUKLARIMIZHarika ÖREN [ 18.10.2021 Devamı
16. Cİ Haliç Tersane’deHarika ÖREN [ 11.10.2021 Devamı
Bol köpüklü Türk KahvesiHarika ÖREN [ 4.10.2021 Devamı
İşte benim! ZEKİ MÜRENHarika ÖREN [ 24.9.2021 Devamı
DUA TEPE’yi dinliyorum.Harika ÖREN [ 2.9.2021 Devamı
KIRAÇDA SESSİZ HEYKELLERHarika ÖREN [ 26.8.2021 Devamı
KIRAÇDA SESSİZ HEYKELLERHarika ÖREN [ 26.8.2021 Devamı
FİKRET OTYAM Anısına SaygıylaHarika ÖREN [ 17.8.2021 Devamı
İSTANBUL’da DENİZ SEFASI Nasıl Başlar?Harika ÖREN [ 15.8.2021 Devamı
Aklım ADA’da KaldıHarika ÖREN [ 19.7.2021 Devamı
Büyükada’da PEMBE DÜŞLERHarika ÖREN [ 29.6.2021 Devamı
Bugün Babalık Yapanların GünüHarika ÖREN [ 20.6.2021 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk El Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan Halı-Kilim Müzesi'nde, hem bölgenin en önemli el sanatları arasında yer alan halı ve kilim dokuma kültürü tanıtılıyor hem de unutulmaya yüz tutan sanat aslına uygun olarak yaşatılıyor. 

Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

ATATÜRK'ÜN VASİYETİ VE HİLAFET FEDERASYONU
Hüseyin TOPRAK

“ONURLU DÖNÜŞ” “GÖNÜLLÜ GİDİŞ” OLUR MU?
M. Yahya EFE

19 Mayıs Kutlu Olsun !
Harika ÖREN

EY GENÇLİK MİRASINA SAHİP ÇIK!
Belma Demir AKDAĞ

ÇEMBER DARALIYOR
Ahmet GÖKSAN

DÜZENİN YENİSİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Metin Mercimek

TOPRAK ANA
Sevgi Ünal

23 NİSAN’IM
Arzu KÖK

MAYIS
Dr. Doğan KUŞMAN

Müslüman mısınız?
Fevziye ŞİMDİ

ÇANAKKALE
Oktay ZERRİN

Anadolu Mektebi Okul Paneli
Alev YILDIRIMCI

Zaman yok
Nevin BALTA

3 Nisan ve Mülteci Çocuklar
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Handan ÇÖLAŞAN

NEREYE GİDİYORUZ?
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Orhan SELEN

UNUTKANLIK SALGINI
Elveda TANIK

LEBALEB KONGRE...
Münevver ÖZCAN

ŞİKAYET ETME DEĞİŞTİR ..
Şahika ÖNER

SONBAHARIN İÇİNDE!
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Sevinç ŞİMŞEK

Bilgimiz yok, zikrimiz AŞI !

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam