Cumhurbaşkanı Erdoğan Elazığ'da Deprem bölgesinde
                        Devamı                       
 
Kamu Baş denetçisi (Ombudsman)
Şeref Malkoç, 7 Aralık Üniversitsinde
"28 Şubat'tan 2023 Türkiye'sine"
Konulu bir konferans verdi
      Devamı  

 

 
Türk Silahlı Kuvvetleri İdlib'e girdi
 
 
 
 
Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait 50 araçlık yeni bir askeri konvoy siviller için güvenli bir bölge oluşturmak amacıyla sabah saatlerinde İdlib'e girdi.
  Devamı 

magazin
Kilisli MUallim Rifat Bilge
 Devamı  
 
NİL&ARD AÇILDI
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  21639911
Bugün Ziyaretçi :  6763
Aktif Ziyaretçiler :  111

Mustafa Kemal’in anne acısı

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım 15 Ocak 1923 akşamı, İzmir’de hayata gözlerini kapar. Kemal annesinin yanında bulunamaz.
 
Zübeyde Hanımın ölümünden kısa bir süre sonra İzmir'deki Ferik Osman Paşa Camiinin bahçesindeki mezarını ziyarete gider. Rengarenk çiçeklerle süslenmiş mezarın başında annesinin manevi huzurunda Atatürk'e Kazım Karabekir Paşa ve Mareşal Fevzi Çakmak eşlik ederler. Gazi Paşa düşüncelidir. Üzgün, durgundur. Çiçek yığınının altında yatan annesinin mezarı önünde ellerini bağlar. Beraberindekiler Fatiha okurken, Mustafa Kemal Paşa’nın mavi gözleri koyulaşır. Suskunluğunu bozar. “Zavallı annem! Şimdi vücudu bir zamanlar Türk Milletinin ideali haline gelmiş kutsal İzmir'in topraklarında yatıyor. Ölüm, gerçeklerin en büyüğü! Ölüm doğanın insana kıyarak yasasını yürütmesi. Bunu hepimiz biliriz de, üzüntüsünden yine de kurtulamayız. Annem, zulmün, zor kullanmanın ve bütün bir milleti keyfince yönetenlerin kurbanı olmuştur. Bunu açıklayabilmem için izninizle, ızdırap ile yüklü hayatından birkaç noktayı gözlerinizin önüne sermeliyim’’ Diyerek annesine ait anılarını dile getirmeye başlar. “Abdülhamit dönemiydi.1904 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak okulu bitirmiştim. Hayata ilk adımımı atıyordum. Fakat bu adım, hayata değil zindana rastladı. Beni aldılar ve keyfi yönetimin zindanına attılar. Annem ancak zindandan kurtulduktan olanları öğrendi. Hemen beni görmeye İstanbul’a koştu . İstanbul'da kendisiyle ancak dört beş gün görüşebildik. İstibdat yönetiminin cellatları, casusları, hafiyeleri evimizi sarmış ve beni alıp götürmüşlerdi. Görüşmemiz yasaklanmıştı. Beni sürgüne götürecek vapura bindirilmiştim. Annem peşimden koşuyordu. Gözyaşlarıyla Sirkeci rıhtımında taşların üstünde dövünüyor, kahroluyordu. Sürgünde geçirdiğim yıllarımı anam ızdırap ve gözyaşları içinde tüketmiştir.
 
Şimdi başka bir noktayı anlatacağım. Mütareke yıllarında, kurtuluş kavgamıza başlamak için Anadolu'ya geçmiştim. Annemi götüremezdim. Yanında sürekli olarak kalan bir adamımla İstanbul'da kalmıştı. Sonra Anadolu’da yanıma aldırdığım adamımı Erzurum'dan, anneme geri gönderdiğimde zavallı annem -padişahın benim için çıkardığı idam fermanını bildiğinden- adamın yalnız geldiğini görünce, idam edildiğime hükmetmiş. Bu üzüntüsü bir felçle sonuçlanmıştı. Benim yıllarım mücadeleyle, onun yılları keder ve üzüntüyle geçti. Padişah ve hükümetiyle düşmanların sürekli baskı ve işkencesi altında yaşadı. Oturduğu ev, bin bir çeşit nedenlerle basılır, aranır oldu. Sürekli benim için tedirgindi. Annem İstanbul'da ki son üç buçuk yılın gece ve günlerini gözyaşları içinde geçirdi. Sürekli ağlamak ona gözlerini kaybettirdi. Kısa bir süre önce onu İstanbul'dan yanıma aldırabildim. Ana oğul kavuşmuştuk ama madde olarak ölüydü. Sadece mana olarak yaşıyordu. Annemi kaybettiğim için, kuşkusuz çok üzgünüm. Avuntum, en büyük anamız vatanı batıran ve yokluğa sürükleyen yönetimin hortlamamak üzere yokluk çukuruna gömülmüş olmasıdır. Annem, sonsuza kadar toprağın altında yatacak; Ulusal Egemenlik de sonsuza kadar bu toprağın üstünde bayrak olup dalgalanacak. Beni avutan en büyük güç budur. Evet, Ulusal Egemenlik, bu toprakların üstünde sonsuza kadar sürecektir.
 
Annemin mezarı üzerinde ve Allah'ın huzurunda yemin ediyorum. Bu kadar kan dökerek milletin kazandığı Ulusal Egemenliği korumak ve savunmak için gerekirse anamın yanına uzanmaktan asla göz kırpmayacağım. Ulusal Egemenlik için CANIMI VERMEK,BENİM VİCDAN VE NAMUS BORCUM OLSUN!” Der. Gazi Paşa yanağından yuvarlanan yaşları saklamaz.
 
Mustafa Kemal annesini Anadolu’ya yanına aldırdıktan kısa bir süre sonra trenle, Salih Bozok refakatinde İzmir’e Latife Hanıma gönderir. Zübeyde Hanım oğlunun evlenme kararı aldığı kızı görmek ister. İzmir’e beyaz çarşafıyla gelen Zübeyde hanım, peçesizdir. Tekerlekli iskemle kullanmaktadır. Doktoru Yüzbaşı Asım ve evlatlıkları da yanındadır. Latife Hanım müstakbel kayınvaldesini çok rahat ettirir. Ölümüne kadar bakımını titizlikle sağlar. Ölümünden sonra gerekli vecibeleri eksiksiz yerine getirir.
 
Atatürk ‘’Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bu günün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ
erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.’’ Der.
 
Bizler analar, çocuklarımıza, torunlarımıza emanet aldığımız Laik Cumhuriyeti devir teslimle görevliyiz. Atamızdan aldığımız haklarımızla, Ulusal Egemenliğimize ilelebet sahip çıkacağız.
Aramızda olmayan annelerimizi sevgiyle anarak rahmet dilerken; çocuklarını şehit vermiş anneler başta olmak üzere tüm anelerin gününü kutluyorum.
 
 

 

Ekleyen:  Harika ÖREN
Tarih:  11.5.2019
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Harika ÖREN Yazıları
Atakan’ın Kitap SevdasıHarika ÖREN [ 24.2.2020 Devamı
SEVGİLİYE MEKTUPLARHarika ÖREN [ 17.2.2020 Devamı
AŞK iki kişiliktirHarika ÖREN [ 16.2.2020 Devamı
HER FOTOĞRAF YÜZE ÇARPARHarika ÖREN [ 9.2.2020 Devamı
Lerzan Öke’yi uğurlarken…Harika ÖREN [ 2.2.2020 Devamı
Sandviç KuşağıHarika ÖREN [ 2.2.2020 Devamı
Toprak buz tutmuşHarika ÖREN [ 27.1.2020 Devamı
Kayıplarımızı saygıyla anarken…Harika ÖREN [ 25.1.2020 Devamı
Efsane ‘’Şehir Gerillası’’Harika ÖREN [ 20.1.2020 Devamı
Dünya’dan Nazım geçti…Harika ÖREN [ 17.1.2020 Devamı
Çalışan Gazeteciler Harika ÖREN [ 10.1.2020 Devamı
Sanat ve sırlarHarika ÖREN [ 5.1.2020 Devamı
Belki de bir Kedi’m olmalıHarika ÖREN [ 29.12.2019 Devamı
ALTIN ANAHTAR Harika ÖREN [ 28.12.2019 Devamı
KIŞ GÜNDÖNÜMÜ & NARDUGAN Harika ÖREN [ 22.12.2019 Devamı
Sanat dolu bir KışHarika ÖREN [ 20.12.2019 Devamı
İYİ Kİ DOĞDUN TÜRKAN SAYLANHarika ÖREN [ 14.12.2019 Devamı
Tarihi ve kültürel yapısıyla KilisHarika ÖREN [ 8.12.2019 Devamı
Kadına Şiddet İnsan Hakları İhlalidir!Harika ÖREN [ 1.12.2019 Devamı
24 Kasım Öğretmenler Günü Harika ÖREN [ 24.11.2019 Devamı
Gelecekle yüz yüze…Harika ÖREN [ 23.11.2019 Devamı
BAŞIMIZA NELER GELECEK?Harika ÖREN [ 18.11.2019 Devamı
Kasım’da Aşk başkadırHarika ÖREN [ 12.11.2019 Devamı
Başbuğ ATATÜRKHarika ÖREN [ 9.11.2019 Devamı
EFECE HABER Gazetesi 11. Yayın yılına giriyor. Harika ÖREN [ 9.11.2019 Devamı
Türk AlfabesiHarika ÖREN [ 4.11.2019 Devamı
Şanlıurfa ve Göbeklitepe Harika ÖREN [ 3.11.2019 Devamı
96. Yıl Cumhuriyet CoşkusuHarika ÖREN [ 2.11.2019 Devamı
Bir çift Mavi gözün ışığında Harika ÖREN [ 27.10.2019 Devamı
16. İstanbul Bienali ve 7. KıtaHarika ÖREN [ 22.10.2019 Devamı
Avni Lifiş’in yaşamına dokunmak Harika ÖREN [ 22.10.2019 Devamı
Dünya Kız Çocukları Günü Harika ÖREN [ 13.10.2019 Devamı
Görkemli İBB Kültür-Sanat Sezon Açılışı Harika ÖREN [ 11.10.2019 Devamı
İstanbul Sonbaharı’nda Sanat Harika ÖREN [ 6.10.2019 Devamı
Yapay Zekâ’nın Deprem AlgısıHarika ÖREN [ 29.9.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

AKDENİZ'DE İTALYA VE TÜRKİYE
Bekir COŞKUN

Her şeyimiz senin…
Yekta Güngör ÖZDEN

Kuyruklu yalanlar
Hüseyin TOPRAK

SURİYE’DE BİLEK GÜREŞİ…
M. Yahya EFE

Yardımlaşma Duygusunu Yaşayabiliyor muyuz?
Orhan SELEN

Defneyaprağı
Harika ÖREN

Atakan’ın Kitap Sevdası
Belma Demir AKDAĞ

İNŞALLAH, MAŞALLAHLA HİÇ BİR ŞEY OLMUYOR
Sevgi Ünal

YAŞLININ KUM SAATİ
Arzu KÖK

Suriye Çıkmazı
Ahmet GÖKSAN

KURALLARIN HUKUKU
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Handan ÇÖLAŞAN

Korona Virüsü.
Aslı ASLANER

BATARKEN AYDINLATAN GÜNEŞLER
Metin Mercimek

HAMALLIK YAPTIĞIM GÜNLER
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Fevziye ŞİMDİ

ALMAN ÇOCUK VE GENÇLİK EDEBİYATI
Oktay ZERRİN

BİR EFECE HABER VARDIR
Şahika ÖNER

İZMİT VE ANILAR
Sevinç ŞİMŞEK

Alevilerin evini işaretleyen gafil !
Şenses US

Ayrılamam
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam