Babacan'dan kayıt dışı çalışan vurgusu
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, koronavirüs salgını nedeniyle açıklanan tedbir paketi ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu.
      Devamı  
 
 
  Kilis’in Tarihi ve Kültürü Yeniden Canlanıyor
 Devamı    

 

 
 

Bakan Pakdemirli, Türkiye'de gıda sıkıntısı yok

 
 
Bakan Pakdemirli, Türkiye'de gıda arz güvenliğinde bir sıkıntı olmadığını belirterek, "Ülkemizde ilk Kovid-19 vakası görülmeden önce bazı adımlar attık. Bu sayede marketlerimizin stokları iyi ve rafları dolu durumda." ifadelerini kullandı.
  Devamı 

magazin
 
TÜRK POLİSİ ÇOK YAŞA...
 Devamı  
 
 
Nesrin Cavadzade
Son kez sokağa çıktı
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  21999177
Bugün Ziyaretçi :  7788
Aktif Ziyaretçiler :  140

YAŞLININ KUM SAATİ
 
Yetmedi…
Şimdi de yolun sonuna Allah bilir ne kadar kalmış olan 60 ve 65 yaş üstü insanların seyahat özgürlüğüne çelme takılıyor.
 
Olay, ‘trafiğin yoğun olduğu saatler’ diyerek yumuşatılıyor güya.
Yaşlılar, devlet hastanelerinden bin bir güçlükle randevu alacakken o saate alamam, sokağa çıkmama izin yok mu desinler? Yoksa en aşağı dört ay sonraya verilen emar gibi tetkikleri için uygun saatleri mi istesinler ki bu imkânsız. Bunun diyalize gireni var, kemoterapi alanı var. Bir emekli olarak Aralık ayında başvurup Nisan ortasına mamografi, sonuna da fizik tedavi randevusu alabildim. Emeklinin ulaşıma ayıracağı parası gerçekten yok. Aldığı maaş ne ki? Bir de buna yaşın getirdiği sağlık sorunları eklenip kendini sık sık hastane yollarında bulunca o gidiş gelişler kaça patlar ona. Çoğu yaşlı da sokağa yalnız çıkamıyor zaten. 
 
Bir zamanlar İETT’nin harfleri ile ilgili halk arasında geçen bir mizahi söylem vardı “İneklik etme taksi tut,” diye şimdi o da olacak gibi değil. Taksimetre beş liradan açılıyor. Elin Avrupalı emeklisi dünyayı dolaşırken, bizim emeklinin daha şehrinde gezmesine olanak sağlanmaması kabul edilecek bir şey değil. Zaten belli bir yoğunluğa ve yorgunluğa ulaşmış yaşlı psikolojisini düpedüz daha bozmak. Bu durumda üniversitelerde açılan geriatri bilim dallı bölümünün ne önemi kalıyor sorarım size.  
 
Yol yaptık diye övünmenin anlamı nerede kalıyor o yollardan herkes istediği gibi faydalanamayacaksa? Trafik sorunu yaşlılara endeksli ise şaşarım bu işe. Yani yaşlılar ortadan kaybolunca sorun bitecek mi? Aklıma halk arasında dolaşan ibretlik bir hikâye geldi. Yazayım bari. Gelin, elden ayaktan düşmüş yaşlı babayı istemeyip “Ya ben, ya baban, götürüp ormana bırak bunu,” demiş kocasına. Koca da babasını sırtındaki sepete koyup ormana doğru yanındaki küçük oğluyla yola çıkmış. Adam ,“Biraz odun keselim, sen burada bekle,” deyip evin yolunu tutarlarken oğlunun “Dedemi niye bıraktık?” sorusuna “Deden artık bir işe yaramıyor, bundan sonra burası bakacak ona,” yanıtını vermiş. Eve geldiklerinde adam sepeti kaldırırken oğlu “Baba onu iyi sakla, yaşlanınca ben de seni onunla ormana taşıyacağım,” demiş. Belki birilerinin yüreklerine ucundan dokunur bu hikâye.
 
Hadi vazgeçtim her şeyden. Çok sağlıklı bir emeklilik yaşıyor bizim imrenilecek emeklimiz diyelim. Bedensel açısından yani. Eğer atadan, dededen kalmış bir evi yoksa resmen sürünüyordur emekli. Örneğin: bu kış; kombisini yakamayıp o gelen kallavi faturalar yüzünden battaniye ile en sıkı fıkı kışını yaşıyor.  Evet, ne diyorduk. Gayet sağlıklı bir emeklinin eve tıkılmak istenmesi, saatlere mahkûm edilmesi neyin nesi? Sanki ebeveyn tarafından ergen muamelesi yapılıyor yaşlılara. Yok, şu saatten binersin, yok su saatte evde olacaksın, şu saatte çıkacaksın.  Üstümüze afiyet. Verilen hak, hem de yaşlı insanlardan nasıl geri alınır? Bir emekli, gün batımını sahilde çay içerek izlemek için o saatte otobüste olursa memleket mi batar? Bu işlem sinekten yağ çıkarmanın başka bir türü değil mi?
 
Belki bu kişilerden bazıları birkaç yıl sonra yatalak olup zaten sokağa hasret kalacak. Örneğin babam; gezmeyi hiç sevmemesine rağmen yatalak olduğu iki buçuk yıllık süreçte her gün bir yere gitmek istediğini söyledi durdu ama buna imkânı yoktu artık. Ülkemin yaşlısının suçlu gibi sokaklarda dolaşmasına sebep olmaya hiç kimsenin hakkı yok. Ha, hakkı olduklarını sananlar var birazcık. Onların da toyluğuna, ailelerinden aldıkları eğitime, yaşamdan bir haber olmalarına veriyorum. Kimler mi onlar? Gençler, özellikler öğrenciler? Hani bizim emekli hanımlar, gittikleri altın günlerinden – o alışkanlık kaldı mı altın bu kadar fırlamışken bilmem artık-  akşam vakti evlerine dönmek istediklerinde otobüste oturan gençlere gözlerine dikiyor, onlar da ya uyur taklidi yapıyor ya da dışarıdan gözlerini ayırmıyorlar ya işe o gençler. Sabahtan beri okulda kafaları şişmiş, bedenleri yorulmuştur onların da aslında. Bu açıdan hak vermiyor değilim. Ha sahi bakın onlar da o yoğun saatleri daha yoğunlaştırıyorlar. Onlar da tam ücret ödesinler böyle düşünürsek. Ne mantıksız değil mi? Ama senin işin bitti artık, ayakaltından çekil deniyor yaşlılara. Türkçesi bu…
 
Başka yaşlılar da var. Sokaklarda görüyorum. Ağızlarında dişleri yok, yaşları oldukça ileri. Ellerinde satmaya çalıştıkları mendiller. Ya da eli ayağı tutup bir işin ucunda güne tutunduracak para kazanma telaşında olan yaşlılar. Hatta kalacak yerleri olmayıp hastaneleri mesken edinen ama daha biraz önce seyrettiğim videolardaki gibi oradan da kovulan yaşlılar. Bunlara yürek dayanmıyor gerçekten. Hoş, siyaset dünyamız da yaşlılardan ibaret sayılır. Ama onlar için tüm bu konular sorun değil. Her yönüyle görüyoruz sorun olmadığını.
Belli bir yaş grubundan, yani artık trafik yoğunluk saatleri uygulamalarıyla uğraşacak hali olmayan, kendi kum saatlerindeki kumlarının aşağıya doğru hızla inmesinin egemenliği altına girmiş insanlardan bahsediyoruz burada. Onun için sakın ola ki aynı Kadınlar Günü için yapılan gibi yok Yaşlılar Günü, yok Yaşlılar Haftası gibi göstermelik kutlamalar, ziyaretler yapılmasın. Bizim boş tavırlara değil, verildiği söylenen değerin gerçeğe dönüştüğünü görmeye gereksinimimiz var. 
 
Bu arada yaşım 63. Söyleyeyim de… 
 
Ceyda Sevgi Ünal
 

 

Ekleyen:  Sevgi Ünal
Tarih:  6.2.2020
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Sevgi Ünal Yazıları
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
DEFOL CORONA Sevgi Ünal [ 23.3.2020 Devamı
SUSMA KADINSAN KONUŞMAN GEREKSevgi Ünal [ 8.3.2020 Devamı
KANAL TEDAVİSİ Sevgi Ünal [ 1.1.2020 Devamı
ÖĞRETMEN OLMAKSevgi Ünal [ 24.11.2019 Devamı
BİREBİR ON BİRSevgi Ünal [ 8.11.2019 Devamı
SESSİZ AYAKKABILAR YÜRÜYÜŞÜSevgi Ünal [ 20.10.2019 Devamı
HADİ SALLANMAYALIMSevgi Ünal [ 27.9.2019 Devamı
KÜRKÇÜ DÜKKÂNI Sevgi Ünal [ 18.9.2019 Devamı
EYLÜLE SİTEMSevgi Ünal [ 1.9.2019 Devamı
SİYANÜRLENEN HAYALLERİMİZ Sevgi Ünal [ 4.8.2019 Devamı
BODRUM KARANLIĞI YÜREKLİLERSevgi Ünal [ 27.7.2019 Devamı
O AYAKKABI İSTANBUL’UNSevgi Ünal [ 11.7.2019 Devamı
İSTANBUL GERÇEK SEVGİYE LÂYIKSevgi Ünal [ 25.6.2019 Devamı
DEĞNEĞİN UÇLARI Sevgi Ünal [ 14.6.2019 Devamı
EKREM AĞABEY Sevgi Ünal [ 10.6.2019 Devamı
SURİYELİ DEĞİLİM Kİ TATİLE GİDEYİMSevgi Ünal [ 3.6.2019 Devamı
TARİHE GEÇECEK RAMAZANSevgi Ünal [ 27.5.2019 Devamı
DÖRTTE BİRSevgi Ünal [ 8.5.2019 Devamı
HODRİ MEYDANSevgi Ünal [ 5.5.2019 Devamı
SABIR NEZAKET ONURSevgi Ünal [ 17.4.2019 Devamı
DÜNYA BİR TİYATRO SAHNESİSevgi Ünal [ 28.3.2019 Devamı
AMA BİZ KADIN OLURUZSevgi Ünal [ 8.3.2019 Devamı
MİDYE KABUĞU SARMALISevgi Ünal [ 13.2.2019 Devamı
BİREYSEL SİLAHLANMAK SİYAHLANMAKTIRSevgi Ünal [ 8.2.2019 Devamı
KOLTUKTAKİ YAPIŞKANSevgi Ünal [ 30.1.2019 Devamı
YOK BİRBİRİNİZDEN FARKINIZSevgi Ünal [ 13.1.2019 Devamı
UMUTLA YAKA PAÇASevgi Ünal [ 31.12.2018 Devamı
ŞİFRE DEVRİSevgi Ünal [ 28.12.2018 Devamı
SOĞANIN ACISISevgi Ünal [ 11.12.2018 Devamı
KAÇ KASIM DAHA SUSTURULACAĞIZ? Sevgi Ünal [ 27.11.2018 Devamı
ATATÜRK’Ü NEDEN SEVİYORSUNUZ?Sevgi Ünal [ 10.11.2018 Devamı
ONUNCU YIL MERHABASISevgi Ünal [ 7.11.2018 Devamı
SİLAHLARIN GÖLGESİNDEKİ DÜNYA Sevgi Ünal [ 21.10.2018 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

YENİ CUMHURİYET PROGRAMI
Bekir COŞKUN

Her şeyimiz senin…
Yekta Güngör ÖZDEN

Kuyruklu yalanlar
Hüseyin TOPRAK

ÖLÜM KORKUSU…
M. Yahya EFE

Türk Polisi çok yaşa!
Orhan SELEN

Ankara’nın kent bilinci
Harika ÖREN

ATATÜRK TÜRKİYE’sinin KADINLARI
Belma Demir AKDAĞ

KARANTİNADAYIM, NASIL GEÇİNECEĞİM?
Sevgi Ünal

SÜTYENİMDEN YAPSAM
Arzu KÖK

Vicdan!...
Münevver ÖZCAN

ORDA OLDUĞUNU BİLİYORUM YA
Ahmet GÖKSAN

KATİLİN SERİSİ
Metin Mercimek

YENİ BİR HAYATA NASIL ADIM ATARIZ?
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Handan ÇÖLAŞAN

SARS COVIT 19 .... Evde kalmamız şart
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Fevziye ŞİMDİ

DESTAN
Oktay ZERRİN

BİR EFECE HABER VARDIR
Şahika ÖNER

EVDE KAL, EVDE HAYAT VAR
Sevinç ŞİMŞEK

Alevilerin evini işaretleyen gafil !
Şenses US

Ayrılamam
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam