Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD yorumu

 Devamı    
 
 Efe'nin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Mesajı
Devamı  
 

 

 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan

"Yüksek faizle bir yere varamayız"     

 
  Devamı 

magazin
 
Kaan Yıldırım’la barışan Hadise, paylaşımıyla olay oldu! 
  Devamı  
 

 

 
 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  23881533
Bugün Ziyaretçi :  6852
Aktif Ziyaretçiler :  398

Fatih Sultan Mehmet'in Bedduası...
 
AYASOFYA sanat tarihçilerinin deyimiyle ne ortaçağ Hıristiyan sanatına ne de Batı Avrupa’daki Romanesk, Gotik-ojival mimari tarzına giren bir eserdir. Bir kere teknik bakımdan Ayasofya kendisinden sonraki asırların kadar geçemediği bir mükemmelliği ifade eder. Mimarları Trallesli (Aydın) Anthemius ve Miletoslu İsidoros olarak bilinir. Son başarılı restorasyon istinat sistemini icat eden Mimar Sinan’ın işidir ve o da bu çalışmasıyla haklı olarak iftihar etmiştir.
 
Ayasofya 1453 Mayıs’ında camiye çevrildi. Dokuz asır boyu Hıristiyanlığa hizmet eden ve fakat hem Hıristiyan hem de Müslüman dünyanın ihtişamına göz diktiği, buna rağmen bir eşini yapamadığı bu yapı bundan sonra beş asır boyu cami olarak hayatına devam etti. Osmanlı sanatının en güzel çinili üç türbesi, kütüphanesi, medresesi bu yeni caminin ilaveleridir. Burası, bütün İslam dünyasının hayallerini kurduğu bir ibadethane olarak bilinir. Ayasofya’nın hutbesi ayrı bir ritüele tabi kılınmıştır. Hatipler, imamlar, müezzinler ve görevlilerin Fatih vakfiyesine göre ayrı bir geliri varmış. 
 
Ayasofya 3 Kasım 1934’te, Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığındaki vekiller heyeti kararıyla müzeye çevrildi. İslam hattının harikası sayılan, Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin levhaları, büyüklükleri dolayısıyla dışarı çıkarılmadı. Ayasofya, eklektik bir eser olarak ziyarete açıldı.
 
Ayasofya artık yeniden cami olarak kabul edildi. Cumhurbaşkanı çıkarak onu müze yapan Atatürk’ün Fatih’in bedduasını aldığını, müzeye çevrilmesinin yanlışlığını dile getirdi. Ancak tarihçi Murat Bardakçı böyle bir bedduanın olmadığını söylüyor; 
 
“Fatih, güyâ, Ayasofya için hazırlattığı vakfiyesinde “Benim cami haline getirdiğim bu mekânı kim camilikten çıkartırsa, o kişinin üzerine Allah her türlü lâneti yağdırsın” demişti... Fatih‘in meşhur Ayasofya Vakfiyesi, 1940’lı senelerde hem tıpkıbasım, hem de yeni harflere çevrilmiş şekliyle kitap halinde yayınlanmıştı. “Vakfiyenin hiçbir yerinde Fatih’e ait böyle bir ifade geçmez, üstelik vakfiye zaten bu maksatla hazırlanmamıştır.” dedik. Ama inanan kim? Birilerinin ortaya attığı o palavra hâşâ Allah kelâmı, işin doğrusuna inanmamak da farz idi! Türk istikbâlinin evlâdının günümüzdeki bilgi seviyesi ve anlayışı maalesef işte böyle... “
 
Durum böyle iken hâlâ dillendiriliyor olması ne acı. 
Ancak Fatih’in gerçek bir bedduası var. Ord. Prof. Süheyl Ünver’in hazırladığı ‘İstanbul Risaleleri’ başlıklı eserinde geçer. O kısmı aynen paylaşıyorum:
 
“Fatih Sultan Mehmet bir çağ kapatıp bir çağ açan Osmanlı tarihinin en önemli padişahıdır.
Görkemli ve büyük bir savaş sonucu fethettiği İstanbul içerisinde alayı ile gezintiye çıkan Fatih, Ayasofya önlerine geldiğinde derinlerden bir inilti sesi duyar...
 
Yanındakilere talimat vererek derhal bu sesin sahibini bulunup huzuruna getirilmesini emreder...
Sesin sahibi bulunur ve Fatih'in huzuruna çıkartılır.
Saçı sakalı birbirine karışmış, pejmürde halde bir keşiş Aminas zindandan çıkarılarak getirilmiştir...
 
Fatih keşişe sorar; "Niçin hapsedildiniz?''
Keşiş,
“Kuşatma hazırlıkları sırasında Bizans imparatoru Konstantin beni çağırıp;
''İstanbul'u Türklerin alıp alamayacağını söylemem için remil atmamı söyledi... Remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini söylemem üzerine Konstantin kızarak beni zindana attırdı” der...
Bunun üzerine Fatih; İstanbul'un Türklerin elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse mükafatlandıracağını söyler.
Keşiş remil atar ve şöyle der;
''İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, ancak öyle bir zaman gelecek ki elinizdeki emlâk ve arazi satılacak bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak...''
Bu sözler üzerine Fatih ellerini havaya kaldırarak;
''Fethettiğim yerleri ecnebilere satanlar ''Allah'ın gazabına uğrasınlar...'' der.”
 
Son yıllarda özellikle İstanbul da toprak satışlarının hız kazanması bize “O keşiş acaba haklı mı?” sorusunu sorduruyor. Şimdi şunu söylemek gerekiyor: Ceddine gerçekten bağlı olup onun beddualarına mazhar olmamak için çalıştığını söyleyenlerin bu bedduadan haberleri yok mu? Varsa da acaba satışları durdurabilecekler mi ya da bir daha yabancılara satış izni verecekler mi?
 
İstanbul bir gün bu satışlar yüzünden Türklerin elinden giderse Fatih’in bedduası işlemeyecek mi?
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  17.7.2020
İzlenme:  172
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
Üniversiteye KelepçeArzu KÖK [ 8.1.2021 Devamı
Bitmeyen YılArzu KÖK [ 27.12.2020 Devamı
The Truman ShowArzu KÖK [ 15.12.2020 Devamı
Akılla İnananlara... Arzu KÖK [ 4.12.2020 Devamı
Atatürk’ü Anlamak… Arzu KÖK [ 9.11.2020 Devamı
MuhalefetArzu KÖK [ 14.10.2020 Devamı
Mahşere Çok Yok…Arzu KÖK [ 26.9.2020 Devamı
Neler Oluyor?Arzu KÖK [ 21.9.2020 Devamı
Alkış!...Arzu KÖK [ 14.9.2020 Devamı
Öğretmen Yük mü?Arzu KÖK [ 2.9.2020 Devamı
Çocuktan Gelin Olmaz!Arzu KÖK [ 9.8.2020 Devamı
Kadın ve TeknolojiArzu KÖK [ 4.8.2020 Devamı
Cehaletin Sesi Aklı SusturuyorArzu KÖK [ 7.7.2020 Devamı
Savunma YürüyorArzu KÖK [ 23.6.2020 Devamı
Kültür – Miras ve YassıadaArzu KÖK [ 2.6.2020 Devamı
Bitmeyen SenfoniArzu KÖK [ 30.5.2020 Devamı
Gençlerimiz!...Arzu KÖK [ 20.5.2020 Devamı
Kızılay Meydanı ve GüvenparkArzu KÖK [ 12.5.2020 Devamı
Evdeyiz!...Arzu KÖK [ 3.5.2020 Devamı
Ders Alacak mıyız?Arzu KÖK [ 25.4.2020 Devamı
100. YılArzu KÖK [ 22.4.2020 Devamı
Çölde Oluşturulan Vahalar Arzu KÖK [ 20.4.2020 Devamı
Corona ve DoğaArzu KÖK [ 11.4.2020 Devamı
Vicdan!...Arzu KÖK [ 4.4.2020 Devamı
Yarın Çok Geç Olabilir!...Arzu KÖK [ 31.3.2020 Devamı
Corona ve DuaArzu KÖK [ 21.3.2020 Devamı
Ulusal Yas… Arzu KÖK [ 2.3.2020 Devamı
Suriye ÇıkmazıArzu KÖK [ 24.2.2020 Devamı
Ölmek mi Kalmak mı?Arzu KÖK [ 9.2.2020 Devamı
Deprem!...Arzu KÖK [ 28.1.2020 Devamı
Çankaya’nın IşıklarıArzu KÖK [ 20.1.2020 Devamı
Vicdanınız Var Mı?Arzu KÖK [ 7.1.2020 Devamı
2020’nin Yıldız FalıArzu KÖK [ 31.12.2019 Devamı
1921 Maarif Kongresi Arzu KÖK [ 24.11.2019 Devamı
Anadolu ve CumhuriyetArzu KÖK [ 30.10.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

NE DOĞU, NE BATI ANA MERKEZ
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Hüseyin TOPRAK

GÜNAH KEÇİLERİ…
M. Yahya EFE

Her yerde kar var
Orhan SELEN

ASALAK ANARŞİSTLER
Harika ÖREN

PANDEMİ’de SANAT YAYINLARI
Belma Demir AKDAĞ

NEDEN BÖYLE OLUYOR
Arzu KÖK

Üniversiteye Kelepçe
Ayten YAVAŞÇA

GÜNEŞ İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ ÜZÜMLERİN AŞKI!
Ahmet GÖKSAN

GÜCÜN EGOSU
Handan ÇÖLAŞAN

Nice mutlu yıllara...
Şahika ÖNER

BİR KIŞ MASALI; SALDA
Metin Mercimek

YAŞLILARIMIZA SAHİP ÇIKALIM VE YALNIZ BIRAKMAYALIM
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Sevgi Ünal

DİKEN ÜSTÜ
Sevinç ŞİMŞEK

Şüphe
Oktay ZERRİN

GAZETECİLER
Alev YILDIRIMCI

KURTULUŞUN KAHRAMANLARI KADINLAR
Dr. Doğan KUŞMAN

ERMENİSTAN İLE TÜRKİYE İLİŞKİSİ
Dr. İbrahim ATEŞ

DOSTLARA DUA
Fevziye ŞİMDİ

100 Maddelik Hayat Anayasası.
Samet Şimşek

BEN KİMİM?
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM

 

 

MICHELIN Ana Bayii GÜLER KARDEŞLER 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam