Ankara'nın başkent oluşunun 97. yılı
 Devamı    
 
 
 BEKİR COŞKUN'UN ARDINDAN...
  Devamı    

 

 
Babalar, anneler birer okul olun… Okul artık sizsiniz… Çocuklara laik cumhuriyeti, Cumhuriyet sevdasını, Cumhuriyet devrimlerini öğretin.
Mustafa Kemal’i anlatın… Unutmasınlar…
Bekir Coşkun
 
 
Ankara (Efece haber) - Uzun zamandır akciğer kanseri nedeniyle tedavisine devam edilen yazarımız Bekir Coşkun hayatını kaybetti.  
  Devamı 

magazin
 
 
57. Antalya Film Festivalinde
En İyi Film ödülü
HAYALETLER
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  23394886
Bugün Ziyaretçi :  623
Aktif Ziyaretçiler :  108

Kadın ve Teknoloji
 
Bu başlığı atarken doğrusu çok düşündüm. Çünkü yazıktır ki bizim gibi geri kalmayı marifet sayan ülkelerde böyle bir kavramın adı yoktur. Kadın ve teknoloji kavramları her medeniyette ve coğrafyada farklı algılanmaktadır. Ülkemizde ise sürekli kadının kurdu yine kadındır deniliyor ve ne yazık ki kabul de görüyor… Teknolojinin kadın ile buluştuğu tek nokta da bu gibi görünüyor. 
 
Teknolojinin pazarlanması için kullanılmaktadır kadın ülkemizde. Ve bu zihniyetin büyük bir örümcek ağı misali sardığı, kararttığı ülkemizde teknolojiyi kullanan kadını görmek çok da rastladığımız bir şey değildir. Nasıl mı?... Neden mi?... 
 
Aslında her gün binlercesini izlemek zorunda kaldığınız reklamlara bakın bir. Tv programlarındaki kadının ezikliğine bakın, ana haber bültenlerinde boy gösteren babasuratlara bakın. Yani teknolojinin evimize girdiği her alana bakın. İşte o zaman göreceksiniz bu soruların cevabını... 
 
Mesela size reklamlardan küçük bir örnek vereyim; Herkesin kahkaha atarak izlediği bir GSM operatörünün reklamında; çocuk dışarıda, anne evde ve bilgisayarın başında. Çocuk annesine Mouse’i çekmesini ve tıklamasını söyler. Anne mouse’i çeker ve koparır. Yani aptal anne, zeki erkek çocuk durumunu herkesin gözüne sokulur. Her ortam ve şekilde annenin kutsallığından dem vuran zihniyetin, annelerin aptallığına vurgu yapması ve insanların bundan keyif alır hale gelmesi birçok açıdan ama özellikle de kadının düşürüldüğü durumdan, ticari kazanım sağlamalarının dehşet verici boyutunu da görmek gerekir.
 
Tüm bu görünümler bize gösteriyor ki; birbirine çok yakışmasına rağmen kullanım ve üretim noktasında kadın ve teknoloji gerçek anlamda yan yana gelmesi mümkün olmayan bir ütopyaymış gibi gösterilmektedir ülkemizde. Kadının teknolojiyle bağlantısının kurulduğu tek nokta ise ürünlerin satışında, tensel ve fiziksel bir tamamlayıcı olarak kullanılmasıdır.
 
Kadın teknoloji özürlüdür bu ülkede, erkeklere göre. Onlara göre:
“Kadın bulaşık makinesinin düğmesine basmasını bilir, ama bilgisayarın tuşuna basmasını bilmez.
 
Kadın süpürgeyi iyi kullanır ama cep telefonunu kullanamaz, onu terlik yerine fırlatır(!)
 
Kadın kirlenmiş mutfakta çaresizdir, imdadına bir kimyasal üreticisi erkek yetişir(!).
 
Kadın kan lekesi olan bir çamaşırı nasıl temizleyeceğini bilemez, akıl veren bir erkek yeni bir sıvı deterjanı gözüne sokar(!)
 
Kadın hamiledir, erkek ona bir buzdolabı hediye alır ama kadın bu buzdolabındaki değişikliği yani derin dondurucusunun altta olduğunu erkeğinden(!) öğrenir. Kendisi göremez, anlayamaz bu özellikleri.”
 
Kadın genç ise kadındır, yaşlanınca işe yaramaz, bunaktır. Erkekler yaşlandıkça tecrübe abidesi olur ve el üstünde tutulur ülkemizde. Ana haber bültenlerini sunan anchormanları tercih edenlerin düşüncesine göre anchorwoman olunmaz, sadece güzellik kraliçesi isen bir süreliğine spiker olursun, yeni bir kraliçe seçildiğinde ise hemen emekliye ayrılırsın. Çünkü güzellik ile teknoloji, kadınlık ile tecrübe asla yan yana olmayacak olgulardır bu ülkenin egemen ve egemen olduğu kadar yobaz erkek düşüncesine göre.
 
Bunun içindir ki, bu ülkede kadın köşe yazarları cinsel hayatlarını yazarak, o köşelerde iğne oyası görevi görürler. Bunun içindir ki, bu ülkenin güya en büyük gazetelerinin arka sayfa güzelleri hiç yaşlanmazlar. Yaşlı kurtların, kuzu iştahları hiç kapanmaz bu ülkede. 14 yaşındaki kızı taciz edenler, bu ülkede masumlaşır, adli tıp bile onlardan yana raporlar verir.
 
Sinemada ve sanat alanında da kadın aynı sonun başlangıcını yaşar hep. Aldatan kadın kahpedir bu ülkede, aldatan erkek ise çapkın. Töre cinayetlerinin sebebi kadın, sonucu ise yine kadındır. Kadını zorla kaçıran, tecavüz eden erkeği bu ülkenin hukuk sistemi ödüllendirir ve bu ödülün adına ceza der: Evlendirir. 'Tecavüz ettiğin kadınla evlen ve cezanı çek' der bu ülkenin hukuku ve hukuk adamları.
 
İletişim imkanlarıyla her şeyi normalleştiren tv, internet ve görsel diğer tüm araçlar, özellikle kadınlar üzerinde kurulmak istenen ve kadının konumunu insan boyutuna çıkarmayı hedeflemekten uzak, sistematik ayırımcılıkla amacına hızlı ve kesintisiz ulaşabilir haldedir ülkemizde. Teknoloji ile kadın ilişkisine bu noktadan baktığımızda, teknolojinin kadına yönelik şiddet, cinsiyet ayırımcılığı noktasında erkek bakışını ve despotizmini daha da etkin hale getirdiğini ve normalleştirdiğini görmek mümkündür.
 
Aslında erkeklerin ve teknolojik ürün üreticileri ve pazarlayıcılarının en büyük korkusu, kadının bir gün teknolojiyi üreten, ona hakim olan ve tüketim noktasında esaslı bir güç oluşturmasıdır. Bunun içindir ki, bilinçli ve programlı bir şekilde kadın sadece teknolojinin satışını hızlandıran bir meta olarak kullanılıyor, sonra da son kullanma tarihi geçmiş bir ürün veya model olarak kenara atılıyor. Ve bu durum yazıktır ki kadınlarımız tarafından da benimseniyor, kabul görüyor.
 
Bilgisayar tuşundan, araba direksiyonundan, anchwomanlıktan, bilim ve bilişim üretiminden hızla uzaklaştırılan kadın, sabah programlarında şakşakçı, akşam programlarında izleyici, magazin programlarında bacak şovcu, frikikçi, sinema ve sanat dünyasında çengel iğne formatında sunulmaya devam ediliyor.
 
Tüm bunlar ise içimizi çok acıtsa da yine kadın eliyle ve kadın bedeniyle yapılıyor ve normalleştiriliyor. Yukarıda da dediğim gibi bu ülkede kadının kurdu yine kadın olarak sunuluyor ve bu da kabul görüyor... Bu kabul görüş ise kadınların yaşadıkları her şeyin önünü açıyor yazık ki…Teknoloji de kadınla bu noktada buluşuyor. İlginç değil mi?...
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  4.8.2020
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
MuhalefetArzu KÖK [ 14.10.2020 Devamı
Mahşere Çok Yok…Arzu KÖK [ 26.9.2020 Devamı
Neler Oluyor?Arzu KÖK [ 21.9.2020 Devamı
Alkış!...Arzu KÖK [ 14.9.2020 Devamı
Öğretmen Yük mü?Arzu KÖK [ 2.9.2020 Devamı
Çocuktan Gelin Olmaz!Arzu KÖK [ 9.8.2020 Devamı
Fatih Sultan Mehmet'in Bedduası...Arzu KÖK [ 17.7.2020 Devamı
Cehaletin Sesi Aklı SusturuyorArzu KÖK [ 7.7.2020 Devamı
Savunma YürüyorArzu KÖK [ 23.6.2020 Devamı
Kültür – Miras ve YassıadaArzu KÖK [ 2.6.2020 Devamı
Bitmeyen SenfoniArzu KÖK [ 30.5.2020 Devamı
Gençlerimiz!...Arzu KÖK [ 20.5.2020 Devamı
Kızılay Meydanı ve GüvenparkArzu KÖK [ 12.5.2020 Devamı
Evdeyiz!...Arzu KÖK [ 3.5.2020 Devamı
Ders Alacak mıyız?Arzu KÖK [ 25.4.2020 Devamı
100. YılArzu KÖK [ 22.4.2020 Devamı
Çölde Oluşturulan Vahalar Arzu KÖK [ 20.4.2020 Devamı
Corona ve DoğaArzu KÖK [ 11.4.2020 Devamı
Vicdan!...Arzu KÖK [ 4.4.2020 Devamı
Yarın Çok Geç Olabilir!...Arzu KÖK [ 31.3.2020 Devamı
Corona ve DuaArzu KÖK [ 21.3.2020 Devamı
Ulusal Yas… Arzu KÖK [ 2.3.2020 Devamı
Suriye ÇıkmazıArzu KÖK [ 24.2.2020 Devamı
Ölmek mi Kalmak mı?Arzu KÖK [ 9.2.2020 Devamı
Deprem!...Arzu KÖK [ 28.1.2020 Devamı
Çankaya’nın IşıklarıArzu KÖK [ 20.1.2020 Devamı
Vicdanınız Var Mı?Arzu KÖK [ 7.1.2020 Devamı
2020’nin Yıldız FalıArzu KÖK [ 31.12.2019 Devamı
1921 Maarif Kongresi Arzu KÖK [ 24.11.2019 Devamı
Anadolu ve CumhuriyetArzu KÖK [ 30.10.2019 Devamı
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Ölmek İstemiyorum!...Arzu KÖK [ 25.8.2019 Devamı
Satılan, Kirletilen CennetArzu KÖK [ 19.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

DEMOKRATİK ATATÜRKÇÜLÜK
Bekir COŞKUN

Yazı bilmem
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal çarpıklıklar
Hüseyin TOPRAK

ARTIK GÜN – DEM YOK, SAAT – DEM VAR…
M. Yahya EFE

Bekir Coşkun’un ardından...
Orhan SELEN

Kara çarşafı kim yasakladı?
Harika ÖREN

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA
Arzu KÖK

Muhalefet
Belma Demir AKDAĞ

SABIR, SABIR YA SABIR
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Ahmet GÖKSAN

PAZAR'LIK ÖZÜN BAŞARISI
Metin Mercimek

UNUTMADIM SENİ BEN
Sevgi Ünal

DİKEN ÜSTÜ
Handan ÇÖLAŞAN

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Şahika ÖNER

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Fevziye ŞİMDİ

TÜRK DİL BAYRAMI
Oktay ZERRİN

GAZETECİ EFE KÖPEĞİ MAÇO' YU UNUTMADI !
Sevinç ŞİMŞEK

Dikkat ettiniz mi?
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM

 

 

MICHELIN Ana Bayii GÜLER KARDEŞLER 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam