Türkiye'nin Coronavirüs Tablosu

 Devamı 
 
 
Kiiis'in il oluşunun 25. yıldönümü kutlu olsun!
 Devamı    

 

 
 
    Fransa gözünü AB'ye çevirdi 
  Devamı 

magazin
 
 
 
Bu bahar siyah & beyaz Moda
 
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  22701256
Bugün Ziyaretçi :  1563
Aktif Ziyaretçiler :  92

Çocukluğum ve Şimdi
 
Çocuktum… Türkiye üretimde kendi kendine yeten 7 ülkeden biri diye konuşuluyordu o zamanlar. Yerli Malı Haftasında tüm çocuklar evden çeşitli yiyecekler götürerek bir taraftan iştahla bunları ağız şapırdatarak yer, sebepsiz yere gülerek oyunlar oynardık. Tüm büyüklerimiz bu toprakların nasıl verimli olduğunu anlatır, “toprağa bakarsan seni doyurur” derlerdi. 
 
Çocuktuk ve hayata sevdalıydık…
 
Çeşitli oyunlarla günü geçirirken oyunlardan oyun beğenirdik. Sonra devletlerin o sosyal yanları, gelen hükümetlerce törpülenirken, kâr en büyük ve ulvi değerler arasına giriverdi. Kapitalist sistem çarpık bir şekilde gelişmeye çalışırken, arada insanlar heder olup gitmeye başladı. Ezilen sınıfların elinden alınan kapital hızla egemenlerin elinde misli misli artarak çoğalınca toprak, ev ve üretim hızla el değiştirmiş, insanlar zor geçinmeye, işsiz kalmaya başladı. Tam da gençliğimize denk gelen dönemde gençler hızla siyasallaşmaya başlamış, dernekler, örgütler ve sendikalar bünyesinde toplanarak sisteme karşı durmaya çalışmıştı… Gençlikler yaşanamadan egemen sınıfların baskısı altında bir sınıf savaşı verilmeye başlanmıştı. Bu arada egemen sınıfta boş durmamış hükümetler eliyle mücadele eden kitle üzerinde çeşitli baskılar uygulayarak, yasalarla bu duruma dur demiş ve gençlik çeşitli gerekçelerle içeri tıkılıp, işkencelere tabi tutulmuştu.
 
Halkın üzerinde ne inanılmaz oyunlar oynandığının azıcık okuyup yazan her insan farkında olmaya başladı... Ancak asıl üzerlerinde çeşitli oyunlar oynanan, cahil kitle nasıl sömürüldüğünün farkına bile varmadan yok olup gidiyordu. Genç olan nüfusumuzla övünüyor: “Üç çocuk, beş çocuk yapın” diyorlardı. Nasıl demesinler ki üzerinde oyun oynanacakların sayısı artacaktı. Sonrasında da yetişen her nesil egemenlerin elinde köle statüsünde değer kazanıyor, yeni yeni gençlikle sömürü düzeni devam ediyordu. Aynı sosyal sınıfa mensup insanların bir kısmının muhafazakâr milliyetçi, diğerlerininse devrimci olmaları yaman bir çelişki ama o da oldu…
Birileri genç nüfusumuzla övünüp dururken, genç ölümlerimizin de nasıl çoğaldığı kaçıyor gözlerden… Hükümet eden egemenler halkın elindekileri gözünü kırpmadan alıverdiğinde gençlerin elinde isyandan başka bir çare kalmadığında ne yazık ki genç ölümlerde çoğalıyor. Bu bazen muhafazakârlardan, bazen de devrimcilerden ya da Kürt, Ermeni, Süryani, Laz, Çerkez, Gürcü, Alevi gibi diğer ezilen halklardan olabiliyor. Özündeyse hep aynı sınıfın insanları eksiliyor... Toprağa ekin, meyve, çiçek yerine gençler ekiliyor, mezar taşları ekiliyor…
 
Bu sadece ülkemize ait bir durum da değil üstelik... Etrafımızdaki diğer ülkelerin halkları da bu durumdan nasibini alıyor. Bakın etrafınıza, Irak, Mısır, Cezayir, Libya, Tunus, Suriye gibi halklarda egemen sınıf ve hükümetlerin emperyalist devletlerle yaptığı çıkar antlaşmalarıyla çeşitli biçimlerde katlediliyorlar...
 
Şimdilerde çocuklarımız katlediliyor. Çocuklarımız çocukluklarını yaşayamadan hiçliğe, toprağın koynuna giriveriyorlar... Ne çoklar... Toprağa ekin, tohum yerine çocuklar, gençler, töre kadınları, genç kızlar ekiliyor...
 
Türkiye’de bir çimento cenneti yaratıldı. Toprağa beton ekiliyor, demir filizleri ekiliyor. Ne çok üretim!.. Çimento üretiminde ilk ondaymışız. Bir betondur gidiyor. Kişi başına çimento tüketimi 500 kilograma çıkmış durumda… Japonya, Mısır, Vietnam, Rusya gibi ülkelerden daha fazla çimento üretip haliyle de tüketiyoruz. Çimento yeniyor muydu?... Özü toprak da olsa katkı maddeleriyle dışa bağımlı bir üretim yapıyoruz. Sonra da şu kadar ağaç diktik, şu kadar lale diktik diye övünüyoruz. Oysa ormanlarımız gün gün azalıyor yok oluyor. Organik tarım verileri gittikçe azalıyor, tohumluklarımız azalıyor. 
 
Her gün çıkıp ekonominin ne kadar iyi olduğunu anlatıyorlar güya... Şu kadar yol yaptık, şu kadar metro, şu kadar viyadük, otoyol ve Avm çarşıları... Peki, bunca yıldır bu ülkeyi yöneten siz de dâhil hangi hükümetler üretimi arttırdı? Üretim artışına paralel olarak hanginiz Anadolu’dan göçü durdurdu? Yıllık buğday, meyve, pamuk, fındık ve hayvancılık adına büyük ve küçükbaş hayvan üretimi ne kadar arttırıldı? Hayır, bunları anlatmak yok. Zaten kimse de sormuyor. Soranlar mı? Anında derdest ediliyor. Beton yenmiyor dostlar, halkın çoğunluğu açlık sınırında neredeyse...
Tüm bunlara dur diyen gençler, çocuklarsa birer birer katlediliyorlar. Bu ülke artık tarım ve hayvancılık ülkesi sayılan sosyal devlet değil... Sorunlarsa birer buz dağı görünümünde; alttan alttan yok ediyor insanları...
 
Üstelik bu din sorunu değil dostlar... Birçok hoşnutsuz dindar vatandaş da var... Ekonomide istikrarsızlık hepimizi birden vuruyor. 
 
Ağaçlar azalıp betonlar çoğalıyor... 
Mezarlıklar çoğalıyor... 
Emrediyorlar; bize köle lazım, çoğalın!... 
Sonra da bir safari avındaki gibi sağa sola ateş edip katlediyorlar...
Ne olacak bunun sonu?... 
Var mı bir bilen?...
 
Arzu KÖK
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  2.8.2018
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
Cehaletin Sesi Aklı SusturuyorArzu KÖK [ 7.7.2020 Devamı
Savunma YürüyorArzu KÖK [ 23.6.2020 Devamı
Kültür – Miras ve YassıadaArzu KÖK [ 2.6.2020 Devamı
Bitmeyen SenfoniArzu KÖK [ 30.5.2020 Devamı
Gençlerimiz!...Arzu KÖK [ 20.5.2020 Devamı
Kızılay Meydanı ve GüvenparkArzu KÖK [ 12.5.2020 Devamı
Evdeyiz!...Arzu KÖK [ 3.5.2020 Devamı
Ders Alacak mıyız?Arzu KÖK [ 25.4.2020 Devamı
100. YılArzu KÖK [ 22.4.2020 Devamı
Çölde Oluşturulan Vahalar Arzu KÖK [ 20.4.2020 Devamı
Corona ve DoğaArzu KÖK [ 11.4.2020 Devamı
Vicdan!...Arzu KÖK [ 4.4.2020 Devamı
Yarın Çok Geç Olabilir!...Arzu KÖK [ 31.3.2020 Devamı
Corona ve DuaArzu KÖK [ 21.3.2020 Devamı
Ulusal Yas… Arzu KÖK [ 2.3.2020 Devamı
Suriye ÇıkmazıArzu KÖK [ 24.2.2020 Devamı
Ölmek mi Kalmak mı?Arzu KÖK [ 9.2.2020 Devamı
Deprem!...Arzu KÖK [ 28.1.2020 Devamı
Çankaya’nın IşıklarıArzu KÖK [ 20.1.2020 Devamı
Vicdanınız Var Mı?Arzu KÖK [ 7.1.2020 Devamı
2020’nin Yıldız FalıArzu KÖK [ 31.12.2019 Devamı
1921 Maarif Kongresi Arzu KÖK [ 24.11.2019 Devamı
Anadolu ve CumhuriyetArzu KÖK [ 30.10.2019 Devamı
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Ölmek İstemiyorum!...Arzu KÖK [ 25.8.2019 Devamı
Satılan, Kirletilen CennetArzu KÖK [ 19.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Tohumu Ekebilecek Var mı?Arzu KÖK [ 23.7.2019 Devamı
Ağaç Dikme BayramıArzu KÖK [ 15.7.2019 Devamı
Çankaya KöşküArzu KÖK [ 30.6.2019 Devamı
Ankara Numune HastanesiArzu KÖK [ 2.6.2019 Devamı
Gençler Neden Mutsuz Acaba?Arzu KÖK [ 21.5.2019 Devamı
Doğmamış İşçilerArzu KÖK [ 1.5.2019 Devamı
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…Arzu KÖK [ 21.4.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİK
Bekir COŞKUN

KORKU...
Yekta Güngör ÖZDEN

Toplumsal Sınav
Hüseyin TOPRAK

BEKTAŞİLİK…
M. Yahya EFE

Hayatı paylaşmak lazım!
Orhan SELEN

GÖRME ENGELLİLERİN MANTIĞI
Harika ÖREN

ŞİŞMAN FİGÜRLERİYLE KOLOMBİYALI BOTERO
Belma Demir AKDAĞ

KURALLARA UYMAYANLARIN DİKKATINE
Arzu KÖK

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Ahmet GÖKSAN

HUYUN HUYSUZU
Sevgi Ünal

BEN BİR KORKAĞIM
Metin Mercimek

GÜNÜMÜZ AİLESİNDE "BEN" VE "BİZ" DÜŞÜNCESİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Handan ÇÖLAŞAN

TEYZEM...
Şahika ÖNER

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Fevziye ŞİMDİ

SATILIK SEVDA
Oktay ZERRİN

SEVGİ TOPLUMUNDAN NEFRET TOPLUMUNA !
Sevinç ŞİMŞEK

Dikkat ettiniz mi?
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam