Ankara’da Düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
                        Devamı                       
 
Kilis Valisi Recep Soytürk KİYÜ’de Ders Verdi
      Devamı  

 

 
Sözün bittiği yerdeyiz!
 
 
Barış Pınarı Harekatının 8. gününde 637 Terörist etkisiz hale getirildi.
  Devamı 

magazin
 
Timoçin ve Efe Ailelerinin düğünü güzeldi…
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  20696397
Bugün Ziyaretçi :  901
Aktif Ziyaretçiler :  73

Geçmiş Olsun!...
 
Tarih; bilimden, teknolojiden, savaştan veya ekonomin batmasından değil!... Adaletsizlikten, ahlâksızlıktan ve insanlara yapılan insafsız zulümlerden dolayı yok olmuş nice medeniyetlere ve devletlere şahittir!...
 
Türkiye siyaseti ise Atatürk sonrası kurumsallaşmaktan uzak kalmış, lider kültü ile toplumun algılarını pasifleştirmeyi başarmış, doğruluk, gerçek ve eşitlik gibi değerlerin içini boşaltmıştır. Toplumun adaletsiz düzene karşı kendi çıkarları uğruna gelişen duyarsızlığı insanlığı adeta utandırmaktadır.
 
Eğer zulüm bazı kesimler için had safhaya ulaşmışsa ve hâlâ bu toplumun bel kemiğini oluşturanların, ''Dur kardeşim seni ben seçtim!'' ''Ne için bana bu zulmü reva görüyorsun!'' ''40 yıldır bu savaş, bu teröristler neden bitmiyor!'' ''Bu annenin evladı nerede?'' gibi soruları, kendi seçtiklerine sorma cesareti gösteremeyen, “Hesap ver!...” diyemeyen bir halk artık tüm iradesini, yani ahlaki değerlerini kaybetmiş demek değil midir?
 
Zalime ortak olan, adaletsizliğe sessiz kalan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demese dahi, ''doğru bulmuyorum'' demekle yetinen, bir millet, bir devlet, bir siyasi parti ve en basitinden bir insan bile yok olmaya mahkumdur. Böyle bir durumda iradesini yitirmiş bir toplumun varlığından kesinlikle söz edilemez. Çünkü; İnsanı insan yapan, düşünceleri, sözleri ve kontrol edebildiği iradesidir. Ve insan, hak ettiği değeri, öncelikle adaletinden, sonra toplumsallaşma yeteneğinden dolayı alır.
 
Herkes bilir ki tarihin arka bahçesi bunların çöplükleri ile doludur… 
Bir de böylesi toplumlarda ''kuru gürültü'' yapmaktan öteye gidemeyen muhalefet çok olur. Bazen de muhalefet işbirlikçi olur, bir anlamda stepne görevi görür.  
 
Çöküşe yönelen toplumlarda en çok da yakın geçmişle de değil, uzak geçmiş ile övünme başlanır. Sanırsınız ki bir ihtiyarın gençliği ile övünüp, geçmişini araması… Tıpkı bugün Osmanlı’nın sürekli anılması... Yakın geçmiş bir kenara konularak, geçmişteki savaşlarla, katliamlar ile gurur duymaya başlıyorlar. Çocuklara anlatılıyor, gurur kaynağı olup sürekli yad ediliyor. Özlemi çekiliyor geçmişin. 
 
Durum böyle olunca da felaket artık kaçınılmaz oluyor. Böylesi ortamlarda kaos ortamı oluşur, kaos ortamında despotlar kontrolü tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla eline alır. Çünkü insanlar böyle ortamlarda özgürlükten çok güvenliği tercih eder. Onlara güvenlik sağlamak vaadiyle var olan kurumların en büyük işlevinin aslında onları ''güvende olmadıklarına'' ikna etme araçları yaratmak olduğunu bilmezler.
 
Bilseler de artık bu durumu benimsemişlerdir. Varlıklarını koruyabilmek adına her türlü tutsaklığı kabullenmişlerdir.
 
Türkiye’de insanlar genel olarak ''obsesif kompülsif'' bozukluğunun bir üst evresine ulaşmıştır. Yani hasta olup, hayaller ile yaşamaktadırlar. Zira bir hayalin ve gerçek bir eylemin beynimizdeki etkisi çoğu zaman aynıdır. Bu nedenledir ki toplum olarak bizler, hayal kurmayı seviyor ve hayallerimizde bir ömür yaşayarak eylemsellik ilkesinin sorumluluğundan kaçabiliyoruz. Mücadele etmek yerine umut etmeyi, direnmek yerine teslim olmayı, özgürlük yerine düşlemeyi seçiyoruz.
Şöyle bir durup düşündüğümüz zaman, yaşamın hiçbir alanında; ne cinsel hayatımızda, ne ekonomik alanda, ne de sosyal ve inanç özgürlüğünüzde tam anlamıyla özgür değiliz. Yazık ki tek özgürlük alanı olarak bizlere beynimizde düşlediğimiz özel hayallerimiz kalıyor.
 
Hayallerde insanlar o kadar özgürler ki, ulaşamadığınız kişileri bile yatak odalarına atmayı becerebiliyorlar, sevmedikleri birini öldürebiliyor, bazen bir tecavüzcü, bazen bir katil, bazen bir
kahraman, bazen de yardıma muhtaç bir zavallı olabiliyorlar...  Hatta bir ülkenin yönetimini devirip, demokrasi bile getirdikleri oluyor… Bazen de öyle bir kahraman oluyorlar ki, çocukların bile hayalperestliğini aşabiliyorlar...
 
Bunun nedeni biraz da beyninizi tatmin ederek, sızlayan vicdanın acısına merhem olabilmek belki de. Zira bir hayal ile reel bir eylemin beynimize olan yansıması aynıdır. İste bu da bir hastalıktır.
Bu nedenledir ki hapishaneler tıka basa doluyken, meydanlar, alanlar bomboştur. Beynimiz tüm bu duyarsızlık karşısında üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiştir. Ancak ne yazıktır ki bu hastalık genler vasıtasıyla nesilden nesile aktarılmaktadır. Bu salgın gibi yayılmaktadır. Ve bu salgının önü alınmazsa çöküş yakındır…
 
Hepimize “Geçmiş olsun!... Yarınlarımız bu günleri aratmasın!...” diyorum.
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  2.10.2018
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Ölmek İstemiyorum!...Arzu KÖK [ 25.8.2019 Devamı
Satılan, Kirletilen CennetArzu KÖK [ 19.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Tohumu Ekebilecek Var mı?Arzu KÖK [ 23.7.2019 Devamı
Ağaç Dikme BayramıArzu KÖK [ 15.7.2019 Devamı
Çankaya KöşküArzu KÖK [ 30.6.2019 Devamı
Ankara Numune HastanesiArzu KÖK [ 2.6.2019 Devamı
Gençler Neden Mutsuz Acaba?Arzu KÖK [ 21.5.2019 Devamı
Doğmamış İşçilerArzu KÖK [ 1.5.2019 Devamı
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…Arzu KÖK [ 21.4.2019 Devamı
VisionaryArzu KÖK [ 4.4.2019 Devamı
İnsani Değerler!...Arzu KÖK [ 19.3.2019 Devamı
Elden Ayaktan Kesilmek!…Arzu KÖK [ 11.3.2019 Devamı
Kadın!...Arzu KÖK [ 8.3.2019 Devamı
Sorun Çözmek!...Arzu KÖK [ 17.2.2019 Devamı
Cahillik!...Arzu KÖK [ 5.2.2019 Devamı
Hazırcılık!...Arzu KÖK [ 24.1.2019 Devamı
Affet Bizleri Ceren!... Arzu KÖK [ 6.1.2019 Devamı
2018’den MektupArzu KÖK [ 27.12.2018 Devamı
Çocuk ve Şeytan!...Arzu KÖK [ 16.12.2018 Devamı
Hatay Cumhuriyeti MeclisiArzu KÖK [ 19.11.2018 Devamı
Atatürk’ü Özlemek…Arzu KÖK [ 10.11.2018 Devamı
Cumhuriyet BayramıArzu KÖK [ 27.10.2018 Devamı
TÜRKİYE İŞ BANKASI!...Arzu KÖK [ 17.10.2018 Devamı
AF!...Arzu KÖK [ 9.10.2018 Devamı
Havalimanı…Arzu KÖK [ 17.9.2018 Devamı
Buğday!...Arzu KÖK [ 14.9.2018 Devamı
Savaş ve Barış ÜzerineArzu KÖK [ 4.9.2018 Devamı
Cumartesi Anneleri Arzu KÖK [ 27.8.2018 Devamı
Eğitim Sistemimiz!...Arzu KÖK [ 9.8.2018 Devamı
Çocukluğum ve Şimdi Arzu KÖK [ 2.8.2018 Devamı
Beter Olsunlar!...Arzu KÖK [ 20.7.2018 Devamı
Kayıp Çocuklar ve İdam!...Arzu KÖK [ 10.7.2018 Devamı
Sayfalar : 1  2  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

RUSYA'NIN ORTADOĞU PROJESİ (ROP)
Bekir COŞKUN

Kasket-yemeni-külah…
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal Bilanço
Hüseyin TOPRAK

DEPREME HAZIRLIKLI MIYIZ?
M. Yahya EFE

Atatürkçülük ve medyamız
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Orhan SELEN

ATATÜRK’ÜN KUŞ SEVGİSİ
Harika ÖREN

Dünya Kız Çocukları Günü
Belma Demir AKDAĞ

İSTANBUL AŞKINA İHANET EDİLMİŞ
Sevgi Ünal

HADİ SALLANMAYALIM
Arzu KÖK

Kaz Dağları ve Knidos
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Ayten YAVAŞÇA

“Gönlümün bülbülüsün”
Handan ÇÖLAŞAN

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü
Ahmet GÖKSAN

EŞİTLİĞİN EGEMENİ
Aslı ASLANER

DAĞDA ÇOBAN DA OLSAN OKUYCAN, OKUYCAN, OKUYCAN!
Dr. Doğan KUŞMAN

KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

BANA İLHAM VEREN İKİ KENT "ANTALYA VE BODRUM"
Fevziye ŞİMDİ

TEKERLEMELERİN ÖZELLİKLERİ
Oktay ZERRİN

UYUYAN GÜZEL !
Şahika ÖNER

ANTALYA RENGARENK
Sevinç ŞİMŞEK

Deneyim yaşayarak olur
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü
İlknur Bakış

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz?

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam