Ankara’da Düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
                        Devamı                       
 
Kilis Valisi Recep Soytürk KİYÜ’de Ders Verdi
      Devamı  

 

 
 
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Twitter hesabından ABD Başkanı Trump ile telefon görüşmesine ilişkin paylaşımda bulundu. 
  Devamı 

magazin
 
Timoçin ve Efe Ailelerinin düğünü güzeldi…
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  20726233
Bugün Ziyaretçi :  3159
Aktif Ziyaretçiler :  118

Kadın!...
 
Kimdi kadın? Hiç düşündünüz mü? J. Saul şöyle tanımlıyor: “Beş bin yıldır kadın; kölenin kölesi.
Ücretli kölenin evdeki hizmetçisi. Köylünün namusu. Küçük burjuva aydınının içki sofrasında mezesi ve ilişki albümünde yeteneğinin övüncesi. Kapitalist pazarın cinsel metası. Dindarın kapatması. Tanrının şeytanı. Erkek avcıların gülü, sözde aşk meleği . Oysa o, insanı "Rahminde" var edip, yaratan! Emziren, emeği ile büyüten, yani insan toplumunun sahibi...”
Nazım Hikmet Kadınlarımız şiirinde şöyle tanımlıyor:
 
“Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız”
 
Nazım Hikmet bu şiiri 1941 yılında yazmış. Peki 1941’ de yazılan bu satırlardan günümüze değişti mi acaba kadınımızın yeri? Pek değil. BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) yıllık ‘İnsani Gelişme Endeksi’ raporunda bu yıl üç sıra birden gerileyerek 79’uncu sıraya inen Türkiye, kadınlara fırsat eşitliği sunulması konusunda da alarm veriyor. Rapordaki ‘Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi’ (GEM) verilerine göre, Türkiye, bu alanda Pakistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de gerisinde kalarak 109 ülke arasında 101. oldu.
 
Ama siyasiler tüm bunları görmezden geliyor ve bakın neler söylüyorlar:
“Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.”
“Kadına şiddet abartılıyor.”
“Kız mıdır kadın mıdır bilemem.”
“Örtüsüz kadın ya satılıktır ya da kiralıktır.”
“Kadına şiddet azaldı fakat haberleri arttı.”
“Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak.”
“Kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata ters.”
 
“Kadının tek kariyeri annelik olmalı.”
 
Bunlara ek olarak bir de kadınların hamileyken sokağa çıkmasını istemeyen profesörler, flörtün fahişelik olduğunu iddia edenler, kızlı erkekli evlerde kalınıyor diye hedef gösterenler…vs. bir sürü saçma sapan söylem var. Bunların hepsi cahil, eğitimsiz, kendini kadından üstün gören erkek müsveddelerini kadına karşı öfke ile dolduruyor. Bir de buna ülkede hakim olan "ben yaparım olur" dayatmasını eklerseniz, erkekler dayatarak, sırf kendi istedikleri için bazı şeylerin olmasını bekliyorlar. Olmayınca da "bir sus Hatun" misali kadını susturma yoluna gidiyorlar. Susturamadıklarında ise şiddete, öldürmeye, tecavüze varan bir noktaya gidiyorlar.
Son 17 yıldır kadın cinayetleri 14 kat arttı. Kadın katillerinin sebep olarak gösterdikleri hep yukarıda saydığım söylemler olmuştur. (Açık giyindi, terk etti, yemek yapmadı gibi) Yargı sistemi ise nedense kadın katillerini sürekli akladı bugüne kadar. Kadın katilleri sudan sebeplerle indirimler aldı, serbest kaldı.
 
Ülkemizde taciz ve tecavüz hızla artarken ana akım medya ve iktidar cinsel şiddete münferit olaylar muamelesi yaptı. Oysa taciz ve tecavüz cinsellik değil, gericilikten beslenen şiddet eylemleridir. Tecavüzcüler ise ruh hastası ya da sapık değil, birilerinden cüret alan gericiler, kadın düşmanlarıdır. Tecavüzcülere “akıl sağlığı yok” gerekçeleriyle indirimler verilmekte, kadının içkili olup olmaması, geçmişi, davalarda hafifletici sebep olmaktadır. Bazı medya kanalları “Mini etek giyen tecavüze uğrar.” diyerek tecavüzü normalleştirir hale gelmiştir.
 
Kadın bedeni üzerinden gerici bir siyaset anlayışı uygulanmaktadır. Neoliberal politika uygulayanlar, ucuz iş gücü ordusuna ihtiyaç duyarlar. Bu noktada ise hedef kadın bedenidir. “En az üç çocuk, anne olmayan kadın eksiktir” gibi söylemlerle kadınlar çocuk doğurmaya zorlanıyor. Doğum kontrol yöntemleri vatana ihanet olarak adlandırılırken, kürtaj ise katliam olarak tanımlanıyor. “Tecavüze uğrayan doğursun devlet bakar.” ve “Tecavüze uğradıysa niye çocuk ölsün, annesi ölsün!” söylemleri ise kadınların aklından uçup gitti mi bilmiyorum. Bu yönde bir karar çıkmış olmamasına rağmen kürtaj fiilen devlet hastanelerinde uygulanmamakta, doğum kontrol yöntemleri ise günden güne daha da yüksek bedellere ulaşmaktadır.
 
Kadın yaşamının her alanında gerici bir baskıya maruz kalmaktadır. Sunulan ideal kadın tipolojisi; evden çıkmayan, iffetli ve erken yaşta evlenip çocuk doğuracak kadınlardır. Laikliğe yönelik saldırılar ve gericilik, oluşturulmak istenen bu kadın için referans niteliğindedir. Kadınların sokakta attığı kahkahadan, sürdükleri kırmızı ruja, giydikleri eteğin boyuna kadar gündelik yaşamlarının en ufak parçaları bile saldırının hedefi olmuş durumdadır ne yazık ki.
 
Kadını bastırmak, köleleştirmek istiyorlar. Çünkü biliyorlar ki kadınlar güçlüdür, kararlıdır. Yapmak istediklerini gözlerini kırpmadan korkusuzca yapabilme becerileri vardır. Hele ki sorun sevdiklerini korumak olunca gözlerini dahi kırpmadan icabında ölüme bile giderler.
 
Erkekler kadınların bu üstünlüklerinin sezgisel olarak farkındalar. Bu nedenledir ki kadınları ezmeye çalışmışlardır yıllardır. Kadının okumasına, ekonomik bağımsızlığını kazanmasına, sosyal statülerinin yükselmesine hep karşı çıkarlar. Kadını eve kapatmak, başını bağlamak, şiddet uygulamak, siyasette söz sahibi etmemek gibi hareketler hep erkek çaresizliğinin sonucudur. Zira kadınlar bu güçleri de ellerine geçirirlerse, kendilerine ekmek çıkmayacağından korkarlar.
İşte bu nedenledir ki, gücünü yüreğinden alan kadınlarımız artık hak ettiği yere ulaşmasını da bilmelidir. Yıllar önce vatanı için yaptığı birlikteliği aynı şekilde kendi ve gelecek nesillerin aydınlığı için de gerçekleştirmelidir. Gerçek yerini ve gücünü tüm görmek istemeyenlere göstermeli ve almalıdır.
 
Bu anlamda ülkemin bütün kadınları uyanın artık, uyanın… Anasınız, ablasınız, bacı, kardeş, eş ve çocuksunuz. Her koşulda başların tacısınız. Ulusal Kurtuluş Savaşımız kadınlarımızın nasır tutan elleri ve sevgi dolu yüreğiyle kazanıldı. Kurtuluş Savaşında eli silah tutan Fatma Bacım gibi, ülkesini savunmada kahramanlık destanı yazan Nene Hatun gibi, adı bu ülkemizin topraklarına karışan binlerce anamız bacımız gibi direnelim, direnelim…
 
Arzu KÖK
 
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  8.3.2019
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Ölmek İstemiyorum!...Arzu KÖK [ 25.8.2019 Devamı
Satılan, Kirletilen CennetArzu KÖK [ 19.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Tohumu Ekebilecek Var mı?Arzu KÖK [ 23.7.2019 Devamı
Ağaç Dikme BayramıArzu KÖK [ 15.7.2019 Devamı
Çankaya KöşküArzu KÖK [ 30.6.2019 Devamı
Ankara Numune HastanesiArzu KÖK [ 2.6.2019 Devamı
Gençler Neden Mutsuz Acaba?Arzu KÖK [ 21.5.2019 Devamı
Doğmamış İşçilerArzu KÖK [ 1.5.2019 Devamı
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…Arzu KÖK [ 21.4.2019 Devamı
VisionaryArzu KÖK [ 4.4.2019 Devamı
İnsani Değerler!...Arzu KÖK [ 19.3.2019 Devamı
Elden Ayaktan Kesilmek!…Arzu KÖK [ 11.3.2019 Devamı
Sorun Çözmek!...Arzu KÖK [ 17.2.2019 Devamı
Cahillik!...Arzu KÖK [ 5.2.2019 Devamı
Hazırcılık!...Arzu KÖK [ 24.1.2019 Devamı
Affet Bizleri Ceren!... Arzu KÖK [ 6.1.2019 Devamı
2018’den MektupArzu KÖK [ 27.12.2018 Devamı
Çocuk ve Şeytan!...Arzu KÖK [ 16.12.2018 Devamı
Hatay Cumhuriyeti MeclisiArzu KÖK [ 19.11.2018 Devamı
Atatürk’ü Özlemek…Arzu KÖK [ 10.11.2018 Devamı
Cumhuriyet BayramıArzu KÖK [ 27.10.2018 Devamı
TÜRKİYE İŞ BANKASI!...Arzu KÖK [ 17.10.2018 Devamı
AF!...Arzu KÖK [ 9.10.2018 Devamı
Geçmiş Olsun!...Arzu KÖK [ 2.10.2018 Devamı
Havalimanı…Arzu KÖK [ 17.9.2018 Devamı
Buğday!...Arzu KÖK [ 14.9.2018 Devamı
Savaş ve Barış ÜzerineArzu KÖK [ 4.9.2018 Devamı
Cumartesi Anneleri Arzu KÖK [ 27.8.2018 Devamı
Eğitim Sistemimiz!...Arzu KÖK [ 9.8.2018 Devamı
Çocukluğum ve Şimdi Arzu KÖK [ 2.8.2018 Devamı
Beter Olsunlar!...Arzu KÖK [ 20.7.2018 Devamı
Kayıp Çocuklar ve İdam!...Arzu KÖK [ 10.7.2018 Devamı
Sayfalar : 1  2  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

RUSYA'NIN ORTADOĞU PROJESİ (ROP)
Bekir COŞKUN

Kasket-yemeni-külah…
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal Bilanço
Hüseyin TOPRAK

DEPREME HAZIRLIKLI MIYIZ?
M. Yahya EFE

Atatürkçülük ve medyamız
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Orhan SELEN

ATATÜRK’ÜN KUŞ SEVGİSİ
Harika ÖREN

16. İstanbul Bienali ve 7. Kıta
Belma Demir AKDAĞ

İSTANBUL AŞKINA İHANET EDİLMİŞ
Sevgi Ünal

SESSİZ AYAKKABILAR YÜRÜYÜŞÜ
Arzu KÖK

Kaz Dağları ve Knidos
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Ayten YAVAŞÇA

“Gönlümün bülbülüsün”
Handan ÇÖLAŞAN

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü
Ahmet GÖKSAN

YOLUMUZUN DOĞRUSU
Aslı ASLANER

DAĞDA ÇOBAN DA OLSAN OKUYCAN, OKUYCAN, OKUYCAN!
Dr. Doğan KUŞMAN

KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

EVLİLİKTE UZUN KÜSKÜNLÜKLER
Fevziye ŞİMDİ

TEKERLEMELERİN ÖZELLİKLERİ
Oktay ZERRİN

UYUYAN GÜZEL !
Şahika ÖNER

ANTALYA RENGARENK
Sevinç ŞİMŞEK

Deneyim yaşayarak olur
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü
İlknur Bakış

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz?

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam