Ankara'nın başkent oluşunun 97. yılı
 Devamı    
 
 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
  Devamı    

 

 
Babalar, anneler birer okul olun… Okul artık sizsiniz… Çocuklara laik cumhuriyeti, Cumhuriyet sevdasını, Cumhuriyet devrimlerini öğretin.
Mustafa Kemal’i anlatın… Unutmasınlar…
Bekir Coşkun
 
 
Ankara (Efece haber) - Uzun zamandır akciğer kanseri nedeniyle tedavisine devam edilen yazarımız Bekir Coşkun hayatını kaybetti.  
  Devamı 

magazin
 
 
57. Antalya Film Festivalinde
En İyi Film ödülü
HAYALETLER
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  23388556
Bugün Ziyaretçi :  1549
Aktif Ziyaretçiler :  150

Satılan, Kirletilen Cennet
 
İnsanlarımıza cenneti vaad ediyorlar her gün. Ama cennetten farksız olan güzel ülkem yok ediliyor, satılıyor parsel parsel. Kimlere mi, rant sağlayıcılara tabii ki. Maden şirketlerine, termik santral açmak isteyenlere, nükleer santrallere,  inşaat sektörüne… vb…
 
"Bize dünya üzerinde cenneti vaat edenler cehennem dışında hiçbir şeyi üretememiş olanlardır."  diyor Karl Popper. Türkiye’de olanları düşündüğünüzde ne kadar haklı olduğunu görebiliyoruz. Anayasamızda "Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşı İstiklal Marşı’dır" diye bir hüküm var. Bu durumda İstiklal Marşımızın anayasal bir manzume olduğunu söyleyebiliriz. Ve herkes bilir ki marşımızda bir mısra; "Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı" der. Peki bu durumda bir vatan parçasını ne karşılığında olursa olsun yabancılara vermek pardon satmak Anayasa'ya temelden aykırı değil mi? Bu bir anayasal suç değil mi? Ama nedense bu suç son zamanlarda en çok işlenen suç durumunda.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, son 5 yılda 6292 sayılı kanun kapsamında 1 milyar 170 milyon metrekare büyüklüğünde 245.337 adet taşınmazın satıldığını açıkladı. 6292 sayılı kanun, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ve Hazine'ye ait tarım arazilerinin satışını öngörüyor. (Şimdi bir düşünün isterseniz son zamanlarda çıkan yangınların neden özellikle deniz manzaralı yerlerde çıktığını.)
Son 5 yılda satışı yapılan Hazine arazileri, mera alanı olmaktan çıkarılıp satışı yapılan araziler ve kirada bulunan Hazine arazilerine ilişkin önergeyi cevaplayan Bakan Kurum şöyle dedi: “2015-2019 döneminde; 6292 sayılı kanunun 6'ncı maddesi uygulamaları kapsamında toplam yüzölçümü yaklaşık 561.7 milyon metrekare olan toplam 166 bin 452 adet, 6292 Sayılı Kanunun 12 madde uygulamaları kapsamında toplam yüzölçümü yaklaşık 541.7 milyon metrekare olan 48 bin 358 adet, diğer hükümlere göre toplam yüzölçümü yaklaşık  66.4 milyon metrekare olmak üzere 30 bin 527 adet taşınmazın satış işlemi gerçekleştirilmiştir.”
 
İktidar son olarak önceki gün aralarında Bodrum Bitez'deki ve Kuşadası'ndaki taşınmazların olduğu değerli Hazine arazilerini satışa çıkarmıştı. AOÇ taşınmazları satışa çıkarıldı. Sivas Divriği'deki hidroelektrik santrallerin ise özelleştirilmesinin önü açılmıştı. Toplam 29 taşınmazın biri Adıyaman Besni'de, 2'si Aydın Kuşadası'nda, 2'si İstanbul Büyükçekmece'de bulunuyor. İzmir Karşıyaka Şemikler ile Menderes Gümüldür'de de araziler özelleştirme kapsamına alındı. Mersin Anamur'da 7, Erdemli'de 3 taşınmaz özelleştirilecek. Muğla'da ise özelleştirme kapsamına alınan 12 taşınmaz var. Bunlardan 6'sı Bodrum Gökçebel'de, diğer 6'sı ise Bodrum Bitez'de bulunuyor. Özelleştirme kapsamındaki taşınmazların büyüklükleri ise 873 metrekare ile 45 bin 961 metrekare arasında değişiyor. Peki sizce neler olacak o arazilere?
 
Mavi ile yeşilin iç içe geçtiği, Anadolu uygarlıklarının derin izlerini taşıyan bir ülke oysaki ülkemiz. İşte bu canım ülkem yazıktır ki bir bina yığınına dönüştürülüyor her geçen gün. Sonra orman yangınları sayesinde peyzajı bozuluyor. Arılara bal yaptıran envai çeşit bitki örtüsü yok edilip doğanın ekolojik dengesi bozuluyor. Yangınlarda yanan ağaçlar sanki öç alır gibi yağmurlarla beraber köklerinde bulunan verimli toprakları yağmur sularıyla beraber denize yolluyor. Bir bakıma kızgınlıklarını suyla söndürme çabasına girmiş gibi görünüyorlar. Doğal olarak zaman içerisinde bunlar deniz kıyısında küçük adacıklar olarak çıkacaklar karşımıza. Tıpkı Dalyan Kaunos, Selçuk Efes limanlarında olduğu gibi… Kurulan balık çiftlikleriyle denizlerimizin de doğal dengesi bozulma yoluna girmiştir. 
 
Her alanda yaratılan kirlilik doğal çevrenin de olumsuz yönde etkilenmesine, kâr hırsı ve yağma politikaları insan yaşamının çekilmez hale gelmesine neden olmaktadır. Doğal felaket diye adlandırılan sel ve depremler ciddi kayıplara neden olurken, ozon tabakasının tahribatı küresel ısınma ve iklim değişikliklerini, yoğun bir şekilde devam eden erozyon tarım alanlarının ortadan kalkmasını, hava ve su kirliliği beraberinde bitki ve canlı türlerinin her geçen gün tükenmesine işaret etmektedir.
 
Emekçilerin insani taleplerini duymazlıktan gelenler, ulus ötesi sermayenin istediği güvenceleri hızla yasallaştırmakta ve ulusal hukukun denetimi ortadan kaldırılmaktadır. Özellikle son yıllarda, çevrenin korunmasına dönük uluslararası ve ulusal çevre mevzuatıyla ilgili yasaları ihlal etmek alışkanlık haline getirilmiştir. Yaşanabilir doğal çevrenin korunmasıyla ilgili yasalar ya uygulanmamakta ya da komik cezalarla geçiştirilerek çevrenin katledilmesine göz yumulmaktadır. Ne yazık ki toplumda olması gereken çevre bilinci ise, konu ciddiye alınmadığı için hobi olarak kalmaktadır.
 
Ancak bugünlerde çevre ve doğa duyarlılığı zirvede... Çünkü Burdur'daki Salda Gölü'nden Çanakkale'deki Kazdağları'na kadar katliam var, vahşet var, dehşet var, barbarlık var!!!
Tertemiz göller, "park" adı altında yok edilmeye çalışılıyor, Kazdağları'nda doğa vahşeti "siyanür"le birlikte aynı zamanda ekosistemi vuruyor, çevreyi katlediyor, insanlığı tehdit ediyor...
 
Tüm bunlara göz yuman ya da bu kararlara imza atanlara sormak istiyorum: Çocuklarınızı nasıl bir havayı solutarak büyüteceksiniz? Nükleerden, termikten kirlenen gıdalarla beslenmelerine nasıl göz yumacaksınız? İçtiği suyun doğal olduğu konusunda net olabilecek misiniz? 
 
Meydanlarda vatan, millet, toprak diye bas bas bağırıyorsunuz ama iş ranta geldiğinde en değerli kamusal varlıklarımızı bile satışa çıkarıyorsunuz. Yazıktır ki hiçbir değer, hiçbir mantık, hiçbir itiraz durduramıyor sizleri. Zeytinlikler, mera ve kıyılarla ilgili Meclis’e sunulan şu son yasa tasarısı tam da böyle bir örnek. Tepkiler üzerine değişiklik yapıldı, buna göre güya zeytinliklerin imara açılması yasaklandı, ama maden sahası ve sanayi tesisi için sonuna kadar izin veriliyor. (Kazdağları en güzel örnek tabii ki?
Türkiye’de 118 yabancı firmaya ait 593 maden ruhsatı bulunuyor. Bu korkunç bir rakam. Türkiye'deki madenlerle en çok ilgilenen şirketlerden biri de Rothschild ailesinin kontrolünde olan Rio Tinto şirketi. Şirketin Türkiye'deki varlığı çok eskiye dayanıyor: 1889! Yanlış okumadınız, evet: 1889!
 
Sayısız örnekte gördüğümüz gibi, madene, sanayiye izin vermek zaten bir bölgenin dokusunu, ekolojisini mahvedecek hareketler değil midir? Peşi sıra bir torba yasa daha çıkarılarak imara da başka faaliyetlere de açılmayacağının bir garantisi var mı? 
Turizm artık resmen yerlerde geziyor. Turizmciler kan ağlıyor, Batılı turist ayağını kesti. Kıyılara tatile gelen yok. Ama ne gam değil mi? Kıyıları da açarız imara olur biter… Madencilik öyle değil nasılsa; maşallah altın yumurtlayan tavuk mübarek. 117 milyon zeytin ağacı tehdit altında mıymış, kimin umurunda? Bütün kıyıları kele çevir, imara aç, patronlara ihaleleri dağıt; kazansın garibanlar. Nasılsa yakında Tunus’tan, Yunanistan’dan ithal ederiz zeytini de. Buğdayı, balı, pamuğu, samanı…vb… olduğu gibi. O da sorun mu yani? Maden sektörü kadar kazandıran başka ne var ki?
 
Lütfen cevap verin: “Çocuklarınız maden yiyerek mi beslenecek?”
Gezegeni, suyu, toprağı, hayvanı, insanı sırf kâr sağlamak üzerinden değerlendiren bir anlayış, sadece bilimsel gerçeklerden, akıl ve mantıktan yoksun değil, maneviyattan da nasibini almamış sayılır oysa. Hadi maneviyatı geçelim… Kuran’daki doğa sevgisi ve önemini anlatan ayetlerden, İslam âlimlerinin bu konudaki sözlerinden örnekler verecektim ama vazgeçtim. Çünkü biliyorum ki bunları defalarca da yazsam bir faydası olmayacak.
Yalnız sonra kimseler sızlanmasın: ‘Hava çok kirli, çocuklarımız nasıl nefes alacak?’ diye. Ekolojik yıkımın yarattığı tahribatlardan dolayı siz ve çocuklarınız kim bilir hangi hastalıklara yakalanacak, düşündünüz mü?
 
Gerçi bende ki de soru değil mi? Tepedekiler olarak kendi çocuklarınız için nasılsa bir yaşam alanı düşünmüşsünüzdür. Ne mutlu size… Hayırlı işler…
Nasılsa gariban halk kimin umurunda… Nasılsa halk geçin kavgasında günü kurtarma çabası içerisinde; size itiraz da etmezler… 
Aydınlar mı? Onu göreceğiz işte…
 
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  19.8.2019
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
MuhalefetArzu KÖK [ 14.10.2020 Devamı
Mahşere Çok Yok…Arzu KÖK [ 26.9.2020 Devamı
Neler Oluyor?Arzu KÖK [ 21.9.2020 Devamı
Alkış!...Arzu KÖK [ 14.9.2020 Devamı
Öğretmen Yük mü?Arzu KÖK [ 2.9.2020 Devamı
Çocuktan Gelin Olmaz!Arzu KÖK [ 9.8.2020 Devamı
Kadın ve TeknolojiArzu KÖK [ 4.8.2020 Devamı
Fatih Sultan Mehmet'in Bedduası...Arzu KÖK [ 17.7.2020 Devamı
Cehaletin Sesi Aklı SusturuyorArzu KÖK [ 7.7.2020 Devamı
Savunma YürüyorArzu KÖK [ 23.6.2020 Devamı
Kültür – Miras ve YassıadaArzu KÖK [ 2.6.2020 Devamı
Bitmeyen SenfoniArzu KÖK [ 30.5.2020 Devamı
Gençlerimiz!...Arzu KÖK [ 20.5.2020 Devamı
Kızılay Meydanı ve GüvenparkArzu KÖK [ 12.5.2020 Devamı
Evdeyiz!...Arzu KÖK [ 3.5.2020 Devamı
Ders Alacak mıyız?Arzu KÖK [ 25.4.2020 Devamı
100. YılArzu KÖK [ 22.4.2020 Devamı
Çölde Oluşturulan Vahalar Arzu KÖK [ 20.4.2020 Devamı
Corona ve DoğaArzu KÖK [ 11.4.2020 Devamı
Vicdan!...Arzu KÖK [ 4.4.2020 Devamı
Yarın Çok Geç Olabilir!...Arzu KÖK [ 31.3.2020 Devamı
Corona ve DuaArzu KÖK [ 21.3.2020 Devamı
Ulusal Yas… Arzu KÖK [ 2.3.2020 Devamı
Suriye ÇıkmazıArzu KÖK [ 24.2.2020 Devamı
Ölmek mi Kalmak mı?Arzu KÖK [ 9.2.2020 Devamı
Deprem!...Arzu KÖK [ 28.1.2020 Devamı
Çankaya’nın IşıklarıArzu KÖK [ 20.1.2020 Devamı
Vicdanınız Var Mı?Arzu KÖK [ 7.1.2020 Devamı
2020’nin Yıldız FalıArzu KÖK [ 31.12.2019 Devamı
1921 Maarif Kongresi Arzu KÖK [ 24.11.2019 Devamı
Anadolu ve CumhuriyetArzu KÖK [ 30.10.2019 Devamı
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Ölmek İstemiyorum!...Arzu KÖK [ 25.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

DEMOKRATİK ATATÜRKÇÜLÜK
Bekir COŞKUN

Yazı bilmem
Yekta Güngör ÖZDEN

Siyasal çarpıklıklar
Hüseyin TOPRAK

ARTIK GÜN – DEM YOK, SAAT – DEM VAR…
M. Yahya EFE

ESKİYE ÖZLEM DUYMAK...
Orhan SELEN

Kara çarşafı kim yasakladı?
Harika ÖREN

YAŞANABİLİR BİR DÜNYA
Arzu KÖK

Muhalefet
Belma Demir AKDAĞ

SABIR, SABIR YA SABIR
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Ahmet GÖKSAN

PAZAR'LIK ÖZÜN BAŞARISI
Metin Mercimek

UNUTMADIM SENİ BEN
Sevgi Ünal

DİKEN ÜSTÜ
Handan ÇÖLAŞAN

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü.
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Şahika ÖNER

ANTALYA BEYDAĞLARININ HİKAYESİ
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM
Fevziye ŞİMDİ

TÜRK DİL BAYRAMI
Oktay ZERRİN

GAZETECİ EFE KÖPEĞİ MAÇO' YU UNUTMADI !
Sevinç ŞİMŞEK

Dikkat ettiniz mi?
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM

 

 

MICHELIN Ana Bayii GÜLER KARDEŞLER 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam