"Vatandaşın endişeye kapılmasına gerek yok"
                        Devamı                       
 
Akşener; "İş buldunda evlenmiyorlar mı?"
      Devamı  

 

 
 
‘Hafter’e gereken dersi veririz’
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmayı imzalamayan Haftere tepki göstererek, 
“Ülkenin meşru yönetimine ve halka saldırılarını sürdürmesi halinde darbeci Hafter’e hak ettiği dersi vermekten asla geri durmayacağız” dedi.
  Devamı 

magazin
 
"ÖNCÜ KADINLARIMIZ’’ Sergisi 10. Yılını kutluyor...
 Devamı  
 
 
Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit hayatını kaybetti
  Devamı  

 

 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

 


 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  21398807
Bugün Ziyaretçi :  6619
Aktif Ziyaretçiler :  82

Ölmek İstemiyorum!...
 
 
10 yaşındaki kızının “Anne lütfen ölme!” diye haykırışı hiçbirimizin kulaklarından silinmesin istiyorum. Yarın hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam etmeyelim istiyorum. Emine’nin “Ölmek istemiyorum!” çığlığı kadın katliamlarının son çığlığı olsun istiyorum. Ama olmuyor. 
“Ölmek istemiyorum!” çığlığı son yıllarda öldürülen tüm kadınların çığlığı, “Anne lütfen ölme!” haykırışı ise annesiz kalan tüm çocukların feryadıydı aslında. Ancak gözler kapalı, kulaklar sağır. Görmüyorlar, duymuyorlar, bu çığlıklar son bulsun diye çaba harcamıyorlar.
 
Türkler kırım ve kıyımla Müslüman yapıldıktan Atatürk'e gelinceye kadar hiçbir devlet yöneticisi; kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olduğu konusunda bir tek adım atmamıştır. İşte tüm bu ölümler de bunun sonucu değil mi?
 
İslam şeriatı; kadınları alıp satılan bir meta yerine koymuştur. Tarihte hiçbir hükümdar cariye kepazeliğine karşı olmadığı gibi; istediğini istediği zaman yatağına almak için hareminde yüzlerce cariye bulundurmuştur. Hülle gibi kadının onurunu ayaklar altına alan uygulamayı sürdürmüş; Erkeklere üç kez boşsun; diyerek karısını sokağa atma ayrıcalığı tanımıştır. Mahkemede bir erkeğin tanıklığına iki kadının tanıklığını şart koşmuş; mirasta kadının payını erkeğin yarısına indirgemiştir. Ayrıca: Erkeklere kusurlu bulduğu karısını dövmeye varıncaya kadar zor kullanma hakkı tanımıştır.
 
Medeni Kanun bütün bunlara son veren ve kadınlarımızı erkeklerle eşit yurtaşlar olarak tüm dünyaya ilan eden bir ilkeler anıtıdır. Ancak hiçe sayılmaktadır günümüzde. İslam şeriatı uygulanır olmuştur. Sonuç mu “Ölmek istemiyorum!”çığlıkları atarak ölen kadınlar.
 
Rakel Dink'in zihnimize kazınmış o cümlesini hiç unutmayalım: "Bir bebekten katil yaratan karanlık..." Ogün Samast da, çocuğunun önünde eşini en zalim biçimde katleden vicdanı ölü katil de bir zamanlar bebekti. Onları katil yapan süreçler farklıdır. Fakat onları katil yapan süreçler vardır ve bu madde her yönüyle tartışılmalıdır. Bugün tanık olduğumuz vahşet ne ilk ne de son olacak yazık ki. O nedenle bir insan nasıl bu hale gelir, bunu konuşmak gerek; toplumsal bakımdan, hakim sosyo kültürel durum bakımından, değişen üretim ve tüketim alışkanlıkları bakımından, bütün hususiyetleriyle konuşmak gerekiyor.
 
Kadın cinayetlerinin artması ve hatta dehşetengiz şekillerde gerçekleşmesinin sebepleri nelerdir? Örneğin bundan elli yıl önce o günkü nüfus içinde bu şekilde işlenen cinayet oranı neydi, bugün ne? Tabii ki bu tartışmanın istisnası katillerin akıl hastası olduğu olaylardır. Ancak burada da hastalığın genetik mi olduğu yoksa sosyal nedenlere mi dayandığı sorusu çıkıyor karşımıza.
 
Gündemimizdeki yerini hep canlı tutan bir konudur toplumumuzun yozlaşması. Televizyon ve internet bu yozlaşmanın lokomotofidir. Bu lokomotif çirkin ama işlevsel mimariyle, tüketim alanındaki ağır kapitalist propagandayla, kadın-erkek ilişkisinin muhtevasına kötücül ameliyatlar yaparak yukarıdan aşağıya bir dizayna hizmet ediyor. Yukarda küresel serbest piyasa egemenleri, aşağıda insanlıktan çıkarılmış bir kişinin kızı önünde o kızın annesinin boğazını kesmesi ve bu vahşetin bizlere izletilmesi. Ne tarafından baksanız korkunç.
 
Çocuk doğar doğmaz en çok cinsiyeti ilgilendirir anne ve babaları... Hatta şimdilerde, doğmadan önce merak ediliyor! Anneler bile oğlu olmayı talep eder inandığı güçlerden! Babalar kızım bir bardak su ver der on yaşındaki kızına da, ikizi oğluna layık görmez su vermeleri! Anne ağabeyine karşı gelen kızının başına dünyaları yıkar da, ablasına karşı gelen oğluna “erkek oldu benim oğlum” der onurlandırır, kızına “sen sus o erkek” diyerek aşağılar kızını!
 
İlkokulda kızlara hep çiçek rolü verilir, erkekler savaşçı! Koşarak ortalığı toza boğan erkek çocuğu, “oğlum neden ortalığı toza beliyorsun” diye azarlayan öğretmen, kız çocuğu “kızım utanmıyormusun, erkek gibi hareketler yapmaya” diye azarlar! Ortaokulda kız öğrencinin sırasına oturan erkek çocuk erkekçe azarlanır, kızlar ise utanma meselesi yapılarak! Lisede kızlı erkekli dolaşanlardan kızımıza, “başına bir iş gelmesinden korkmuyor musun” diye nasihat ederiz, oğlumuzun başına bir iş gelmesinden zerre kadar endişemiz olmaz!
 
Evlilik çağında, başlık parası olmadığı yerlerde bile kızımıza değer biçeriz, düğünde hangi takı ve hangi eşyaları alacaksınız diye! Dünyalar güzeli bir kızımızı yakışıklı sevgilisine layık görmeyiz eğer çulsuz tabir ettiğimiz yoksullardan biriyse! Evlenince, erkeğin kahvede veya barda zaman geçirmesi defo sayılmaz ama kadının geç gelmesi hem komşuları tarafından ayıplanır, hem de yasalar karşısında boşanmaya kadar vardırır işi! Erkek ayrılmak istiyorsa kadından, iki tanık veya her hangi bir resimle işi bağlar da; kadın bir sürü zırvalıkları kanıt olarak gösterse bile zorlaşır ayrılıklar... Ayrılsa bile erkeğin namusu olarak kalır ahlaksız belleklerimiz ve yasalar nezdinde!
 
Cumhurbaşkanı çıkıp, “ben kadınla erkeğin eşit olacağını kabul etmiyorum” diyebiliyorsa... Yargıçlar, birlikte içki içmişse tecavüze uğraması normaldir der! Diyanet kadının diz kapağını bile şehvet unsuru görüp, “annenin diz kapağından tahrik olmak normaldir” derse, normal giyimli kadına sapıklar saldırır ve sapık olarak adlandırılmak yerine, “dişi kuyruk sallamasa” benzeri ahlaksız benzetmeler beyinlere kazınır! Aile bakanı “bir kereden bir şey olmaz” derse cinsel saldırılar ve kadın cinayetleri normalleşir! Sürekli şiddet gören bir kadın evi terk edince, çevresi ve akrabalarının baskıları yetmiyormuş gibi, birde televizyon kanallarında “çocuğunu nasıl bıraktın” diyen proğramlara maruz kalıyorsa, kadınlar her zaman ölümle burun buruna yaşamak zorunda kalır! Tüm bunların sonunda da kadınlarımız ölmek durumunda kalır. Ne yazık ki öldürenler de hak ettikleri cezayı almaz, bir süre sonra salıverilirler hiçbir şey yapmamış gibi… Bir sonraki ölüme kadar da sessizliğe gömülür yeniden kamuoyu…
 
Bugüne kadar öldürülen tüm kadınlar sesleniyor bize:
“Ölmek istemiyorum!” diye feryat ederken ben çaresiz, işkencelerle soldurulurken tenim, karabasanlara teslim olurken uykularım, çalınırken çocukluğum, sermaye edilirken körpe bedenim, sizler kör, sağır kaldınız. Bugün öldürülüyorsam eğer bilin ki en az öldüren kadar suçlusunuz hepiniz. Uyanın artık!...
 

 

Ekleyen:  Arzu KÖK
Tarih:  25.8.2019
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Arzu KÖK Yazıları
Çankaya’nın IşıklarıArzu KÖK [ 20.1.2020 Devamı
Vicdanınız Var Mı?Arzu KÖK [ 7.1.2020 Devamı
2020’nin Yıldız FalıArzu KÖK [ 31.12.2019 Devamı
1921 Maarif Kongresi Arzu KÖK [ 24.11.2019 Devamı
Anadolu ve CumhuriyetArzu KÖK [ 30.10.2019 Devamı
Kaz Dağları ve KnidosArzu KÖK [ 10.9.2019 Devamı
Toplumu Ayrıştırmak…Arzu KÖK [ 4.9.2019 Devamı
Satılan, Kirletilen CennetArzu KÖK [ 19.8.2019 Devamı
Eğitim Sınıfta Kaldı… Arzu KÖK [ 27.7.2019 Devamı
Tohumu Ekebilecek Var mı?Arzu KÖK [ 23.7.2019 Devamı
Ağaç Dikme BayramıArzu KÖK [ 15.7.2019 Devamı
Çankaya KöşküArzu KÖK [ 30.6.2019 Devamı
Ankara Numune HastanesiArzu KÖK [ 2.6.2019 Devamı
Gençler Neden Mutsuz Acaba?Arzu KÖK [ 21.5.2019 Devamı
Doğmamış İşçilerArzu KÖK [ 1.5.2019 Devamı
Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…Arzu KÖK [ 21.4.2019 Devamı
VisionaryArzu KÖK [ 4.4.2019 Devamı
İnsani Değerler!...Arzu KÖK [ 19.3.2019 Devamı
Elden Ayaktan Kesilmek!…Arzu KÖK [ 11.3.2019 Devamı
Kadın!...Arzu KÖK [ 8.3.2019 Devamı
Sorun Çözmek!...Arzu KÖK [ 17.2.2019 Devamı
Cahillik!...Arzu KÖK [ 5.2.2019 Devamı
Hazırcılık!...Arzu KÖK [ 24.1.2019 Devamı
Affet Bizleri Ceren!... Arzu KÖK [ 6.1.2019 Devamı
2018’den MektupArzu KÖK [ 27.12.2018 Devamı
Çocuk ve Şeytan!...Arzu KÖK [ 16.12.2018 Devamı
Hatay Cumhuriyeti MeclisiArzu KÖK [ 19.11.2018 Devamı
Atatürk’ü Özlemek…Arzu KÖK [ 10.11.2018 Devamı
Cumhuriyet BayramıArzu KÖK [ 27.10.2018 Devamı
TÜRKİYE İŞ BANKASI!...Arzu KÖK [ 17.10.2018 Devamı
AF!...Arzu KÖK [ 9.10.2018 Devamı
Geçmiş Olsun!...Arzu KÖK [ 2.10.2018 Devamı
Havalimanı…Arzu KÖK [ 17.9.2018 Devamı
Buğday!...Arzu KÖK [ 14.9.2018 Devamı
Savaş ve Barış ÜzerineArzu KÖK [ 4.9.2018 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

İYONYA DEVLETİ KURULAMAZ
Bekir COŞKUN

Her şeyimiz senin…
Yekta Güngör ÖZDEN

Kuyruklu yalanlar
Hüseyin TOPRAK

FAİZ HARAM MI DEĞİL Mİ?
M. Yahya EFE

Güzel konuşma bir meziyettir
Orhan SELEN

ATATÜRK’E NASIL SAHİP ÇIKILIR?
Harika ÖREN

Efsane ‘’Şehir Gerillası’’
Belma Demir AKDAĞ

YOZLAŞA YOZLAŞA NE HALE GELDİK
Sevgi Ünal

KANAL TEDAVİSİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Arzu KÖK

Çankaya’nın Işıkları
Ahmet GÖKSAN

KOŞULLARIN YENİSİ
Aslı ASLANER

ERGENLER UZAYLI MI
Münevver ÖZCAN

BABALIK SINAVINI GEÇENLERE SEVGİLERLE
Handan ÇÖLAŞAN

İSTANBUL DEYİNCE....
Dr. Doğan KUŞMAN

MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR?
Nejat TAŞKIN

NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜYORUM
Metin Mercimek

MEYVELERİN EN GÜZELİ "ELMA"
Fevziye ŞİMDİ

OLUMLU YAŞAMAK
Oktay ZERRİN

BİR EFECE HABER VARDIR
Şahika ÖNER

İZMİT VE ANILAR
Sevinç ŞİMŞEK

Alevilerin evini işaretleyen gafil !
Melek Adalet ÖNOL

FİNAL
Nurcan OFLUOĞLU ŞEN

Şeytan kulağımın dibinde…
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

Ve kar yağar...
Nevin BALTA

Lozan Zaferinin 96. Yıl Dönümü

 

 

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam