Meterolojiden, Ankara için kuvvetli kar yağışı uyarısı

 Devamı    
 
Koca: 17 ilde mutasyonlu virüs görüldü
Devamı  
 

 

 
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ruhani Telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

  Devamı 

magazin
 
 
Türkoloji Alimi  
 
Kilisli Muallim Rif'at Bilge

  Devamı  

 

 

 

 
 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  24195460
Bugün Ziyaretçi :  2701
Aktif Ziyaretçiler :  119

HAYTALYA
 

 
Yaz aylarının en güzel tatlarından birisidir haytalya.Yaygın olarak su muhallebisi ve bici bici adlarıyla bilinir. Adı yörelere göre değişebilir. Örneğin Antakya’da haytalı, Şanlıurfa’da fazıla, Gaziantep ve Kilis’te haytalya olabilir. Bu değişim sınır ötesinde de sürüp gider. Halep’te adı hitâliye olarak bilinir.
 
Özellikle yaz günleri için önerilen, hafif, serinletici bir tatlıdır. Malzemeleri her zaman her yerde kolayca temin edilebilir. Hazırlanması da çok kolaydır. Farklı malzemelere hiç itiraz etmez haytalya. Çok mütevazidir sadece su ile hazırlayabilirsiniz. Biraz su ekleyerek lezzetini artırabilirsiniz. (Sadece süt ila hazırlamak isterseniz küçük küpler halinde kesmek biraz güç olabilir.) Alçak gönüllülüğünü sunumunda görmek de mümkündür. Üzerine toz şeker, pudra şeker (1) veya pekmez (2) konulabilir. Bazı illerde -Antakya, Kilis, Halep- olduğu gibi dondurma ile de sunulabilir.(3) Kaselere konulan haytalının üzerine bir avuç buz parçaları yerleştirilir, üzerine şeker şurubu ve gülsuyu eklenir ve salepli dondurma ile birlikte yenir. (4) Adana’daki gibi kırmızı gıda boyası içinde pudra şekeri, kar haline getirilen buz ve gül suyu eklenerek de tüketebilir. (5)
 
Haytalya sadece evlerde ve profesyonel iş yerlerinde hazırlanıp tüketilen bir yiyecek değildir. Aynı zamanda açık alan, sokak,kır ve bayram yeri tatlısıdır. Çocukluğumuzda bayram yerlerinde aşina olduğumuz bir tat idi. Eskiden hamamlarda ve mesire yerlerinde tüketildiğini yazılı kaynaklardan öğrenebiliyoruz. Araştırmacı-yazar Mary Priscilla Işın, “Gülbeşeker” adlı eserinde - bir başka yazardan alıntılayarak - 19. yüzyıl sonuna ait bir İngilizce yemek kitabında, “Ramazan pastası” adıyla üzerine gülsuyu veya yasemin suyu dökülen “Türk usulü” bir muhallebi tarifi bulunduğundan bahsetmektedir. Işın, ayrıca aynı eserinde seyahatname yazarı bir İngiliz papaz olan Robert Walsh’dan İstanbul ile ilgili şu satırları aktarmaktadır. “Muhalabie denilen hafif ve şeffaf, jöle kıvamında pirinç unu tatlısından kürekle bir parça kesip tabağa koyuyor, sonra aynı kürekle kare kare kestikten sonra, üzerine delikli bir gümüş şişeden gülsuyu veya bir başka kokulu madde damlatıyor. Çok ferahlatıcı nefis bir yiyecektir.” (6) Tatlı bizim yabancı gezginin de çok hoşuna gitmiş olmalı.
 
İster bayram yerindeki tepsideki tablo güzelliğinde olsun, ister konuklara ikram edilen kase şıklığında harika bir yiyecektir. Her zaman güzeldir, hem görünümü, hem tadı.. Üzerine pudra şekeri, kaymak hele dondurma konulduğunda tadına doyulmaz. Çocuklar gibi güllere meraklıysanız tatlınızı gül yapraklarıyla süsleyebilir, çiçek suyu ile son dokunuşu yağabilirsiniz. Gelenekselinden biraz söz ettim ama siz yaratıcılığınızı kendi tarifinizde kolayca uygulayabilirsiniz.
 
Şimdi arkanıza yaslanıp kendinizi elinizde bir kase ve kaşıkla düşleyebilirsiniz. Avuçlarınızda kasenin serinliği, kırmızı veya pembe gül yapraklarının arasında gezinen beyaz küpler, bademler ve Antep fıstıkları.. Bembeyaz küplerinin arasında raks eden buz parçacıkları..
Haytalya’nın Halep’ten derlediğim çok güzel bir de öyküsü var. Öykü şöyle: (7) “Halep’te kocası ölmüş, yaşlı bir kadın yaşıyormuş. Oğlu her hafta cuma günü annesine uğrar, önce halini hatırını, sonra da evlenmek isteyip istemediğini sorarmış. Annesinden her zaman olumsuz cevap alan genç bir gün sorduğu soruyu değiştirmiş. “Anne hitâliye mi yemek istersin, evlenmek mi?” demiş. Annesi uzun süre düşünmüş. Düşünmüş, düşünmüş, sonunda kederli bir yüz ifadesiyle oğluna bakarak, biraz da ağlamaklı bir sesle şöyle cevap vermiş “Oğlum, benim hitâliye yiyecek dişim mi kalmış? En iyisi sen beni evlendir.”
İyi ramazanlar..
 
HAYTALYA
Malzeme: 3,5 su bardağı süt
3,5 su bardağı su
1 su bardağı nişasta (buğday)
 
Şurup için:
1,5-2 su bardağı şeker
3 su bardağı su
1,5 su bardağı fıstık veya badem içi
l kahve fincanı çiçek suyu (veya gülsuyu)
Hazırlanışı: Süt kaynatılır, soğutulur. Nişasta bir bardak soğuk sü/süt ile ezilir. Süt bu karışıma eklenirken ocak yakılır. Tahta kaşıkla nişasta kokusu gidinceye kadar kaynatılır. Pişen, koyulaşan karışım 1,5 cm kalınlığında tepsilere dökülür ve donmaya bırakılır. (Servisten önce haytalyanın donması, ama yüzünün kurumaması gerektiğinden, biraz dondurulduktan sonra üzerine bir parmak su konulmaktadır. ( Günümüzde bu işlem yerine tepsi strech film ile kapatılabilir)
 
Şeker su konup, karıştırılarak eritilir, çiçek suyu eklenir. Tepsideki haytalya; beyaz küp şeker büyüklüğünde kesilerek hazırlanan şurubun içerisine atılır. Üzerine kabukları soyulmuş fıstık veya badem içi eklenir. Soğutulduktan sonra, arzu edilirse buz parçacıkları eklenerek kaselere konularak sunulur.
Not: Fotoğraftaki gibi meyve koymayı düşünürseniz çilek gibi renk ve koku verecek meyveleri tercih etmeniz tavsiye edilebilir.
 
Dip Notlar:
1) İnaltong, Tijen. (2005). Her Güne Bir Yemek, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı İstanbul, s. 174
2) Kutucular, Selin (2005). Büyükada Yemekleri, (Dedemin Sofrası), Doğan Ofset. 3. baskı, İstanbul, s. 160.
3) Tokuz, Gonca. (2011). Dolmalar ve Köfteler Şehri Halep-Halep Beled-el Mehaşi ve Kibeb, Hayykitap, 1. Basım, İstanbul, 2011, s.67
4)Budak, Süheyl. (2008). Antakya Mutfağı, Antakya Rotary Kulübü tarafından basılmıştır. 1. Baskı, Antakya, s 348.
5)Artun, Erman. (2006). Adana Halk Kültürü, Ulusoy Matbaacılık Ltd. 2. Baskı, Adana, s. 106.
6)Işın, Mary, Priscilla. (2008) Gülbeşeker, Türk Tatlıları Tarihi, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı İstanbul, s. 275.
7)Tokuz, Gonca.(2002) Gaziantep ve Kilis Mutfak Kültürü, Gaziantep Üniversitesi Vakfı Yayını, Gaziantep, s. 302.
 
Ekleyen:  Gonca TOKUZ
Tarih:  7.7.2014
İzlenme:  2979
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Gonca TOKUZ Yazıları
ÖCCE (Kilis)Gonca TOKUZ [ 1.5.2016 Devamı
KUZU KULAĞI BUĞULAMASIGonca TOKUZ [ 15.3.2016 Devamı
KÖLÜK AŞIGonca TOKUZ [ 18.2.2016 Devamı
AYVALI TARAKLIK TAVASI (GAZİATEP)Gonca TOKUZ [ 29.12.2015 Devamı
KABAK TATLISI (SAKARYA)Gonca TOKUZ [ 1.12.2015 Devamı
KELEK TURŞUSUGonca TOKUZ [ 21.10.2015 Devamı
NAKIŞLI DOLMA/ALLI YEŞİLLİ DOLMA (GAZİANTEP)Gonca TOKUZ [ 30.8.2015 Devamı
KEÇİ BACAĞI (Çanakkale-Biga)Gonca TOKUZ [ 10.8.2015 Devamı
KIZARTMA (Kilis)Gonca TOKUZ [ 17.7.2015 Devamı
KABAK OTURTMA (Gaziantep)Gonca TOKUZ [ 11.6.2015 Devamı
TİP (İNCİR) REÇELİGonca TOKUZ [ 8.5.2015 Devamı
YOĞURTMAÇ/YUĞURTMAÇ (Tokat)Gonca TOKUZ [ 30.3.2015 Devamı
ACEM PİLAVI (KAHRAMANMARAŞ)Gonca TOKUZ [ 22.2.2015 Devamı
“PIRASA PARA İLE, HER ŞEY SIRA İLE”Gonca TOKUZ [ 29.1.2015 Devamı
SARMA VE PODVARAK Gonca TOKUZ [ 8.1.2015 Devamı
KABAK BORANİSİ (Antakya)Gonca TOKUZ [ 11.12.2014 Devamı
AŞÛREGonca TOKUZ [ 3.11.2014 Devamı
BAKLAVA Gonca TOKUZ [ 6.10.2014 Devamı
YEŞİLYURT KÖYÜ VE ÇİÇEK REÇELLERİ Gonca TOKUZ [ 26.8.2014 Devamı
ZERDE Gonca TOKUZ [ 28.7.2014 Devamı
MULUHİYE-MOLOHİYA Gonca TOKUZ [ 16.6.2014 Devamı
ZEYTİN BÖREĞİ / ZEYTİN PİDESİ Gonca TOKUZ [ 11.5.2014 Devamı
ÇAĞLA AŞI, ERİK SULUSU.. Gonca TOKUZ [ 27.4.2014 Devamı
PALUZE, PALUDE, PELTE, PELTEŞİN Gonca TOKUZ [ 31.3.2014 Devamı
SAC KÖFTESİ Gonca TOKUZ [ 14.3.2014 Devamı
ŞİVEYDİZ (ŞAVİ BİL DİST) Gonca TOKUZ [ 21.2.2014 Devamı
ZÜNGÜL Gonca TOKUZ [ 10.2.2014 Devamı
KABURGA, EĞE, EĞEĞİ DOLMASI, KALEK Gonca TOKUZ [ 27.1.2014 Devamı
LEBEN, LEBENİYE, KİBBE LEBENİYE, KEL LEBENİYE.. Gonca TOKUZ [ 17.1.2014 Devamı
AYVA AŞI - AYVA YEMEĞİ Gonca TOKUZ [ 3.1.2014 Devamı
TATLARIN BÜYÜLÜ DÜNYASI Gonca TOKUZ [ 3.1.2014 Devamı
Sayfalar : 1  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

KEMALİST TÜRKÇÜLÜK
Hüseyin TOPRAK

NEZAKET VE POLİTİKANIN DİLİ…
M. Yahya EFE

KİŞİLİĞİN ÖZÜ SEVGİDİR
Orhan SELEN

BEN NAKİLCİYİM…
Harika ÖREN

ATATÜRK TÜRK KADINI’nı GÖRDÜ.
Belma Demir AKDAĞ

HAYIRLAR VE SINIRLAR
Arzu KÖK

Bu Vatan Bizim
Metin Mercimek

KISKANÇLIK SEVGİ VE İLGİ EKSİKLİĞİ OLABİLİR
Ayten YAVAŞÇA

GÜNEŞ İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ ÜZÜMLERİN AŞKI!
Ahmet GÖKSAN

UZLAŞININ TEMELİ
Handan ÇÖLAŞAN

Çağımızın Yeni Hastalığı
Elveda TANIK

MANSUR YAVAŞ! SAKIN CEVAP VERME!...
Fevziye ŞİMDİ

TOM AMCA’NIN KULÜBESİ
Alev YILDIRIMCI

ZÜLFÜ LİVANELİ VE 94 SEÇİMLERİ
Münevver ÖZCAN

YENİDEN DENGELENECEĞİZ ..
Oktay ZERRİN

YAHYA EFE AĞIR AMELİYAT GEÇİRD
Sevgi Ünal

DİKEN ÜSTÜ
Şahika ÖNER

BİR KIŞ MASALI; SALDA
Sevinç ŞİMŞEK

Şüphe
Dr. Doğan KUŞMAN

ERMENİSTAN İLE TÜRKİYE İLİŞKİSİ
Dr. İbrahim ATEŞ

DOSTLARA DUA
Samet Şimşek

ENGEBELER
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de
Mahmut SELÇUK

EVDE KAL TÜRKİYEM

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam